Mehmet Zeki Dinçarslan

Yinon Planı

Mehmet Zeki Dinçarslan

İsrail'in eski başkanlarından Ariel Sharon'un danışmanı olan Oded Yinon'un 1982 yılında yayınlamış olduğu bir makale var. İsrail'in gemi azıya taktığı şu son zamanlarda amacının ne olduğunu anlamak açısından önemli bir metin. Metin İbranice olarak yayınlamış ve İsrail'in daha o yıllardan itibaren hedeflerini bir bir ortaya koymuş. Yıllar içerisinde de adım adım hayata geçirilmiş. Bu makaleyi önemseyip sizlere anlatmamın sebebi bizim ülkemizde ya da İslam coğrafyasında bazı şeylerin çok fazla körü körüne yapılıyor olması. Adamlar elli yıllık, yüz yıllık stratejiler geliştirirken bizim vatanseverlerimiz sadece meydanlara çıkıp "kahrolsun İsrail" diye bağırmaktan öteye geçemiyorlar.

Yinon planı adı da verilen bu metin önce İsrail'in etrafındaki tüm İslam ülkelerini detaylı bir şekilde analiz ediyor. Ülkelerin maddi durumları ile etnik bölünmüşlükleri masaya yatırılıyor ve maddi imkansızlıklar ve etnik çeşitliliğin İsrail için nasıl bir fırsata dönüşebileceğinin altı çiziliyor. Plan, İsrail'in etrafında tehdit olarak görülen tüm ülkelerle ilgili uzun vadeli stratejiler içeriyor. Mısır'ın parçalanması ve ardından Libya ve Sudan'ın çökmesi ana hedeflerden birisi. Yukarı Mısır'da Hıristiyan bir Kıpti devletinin oluşturulmasını öngörüyor yazar. Afrika için İsrail çıkarlarına en uygun olan şeyin bir dizi zayıf yerel devletçiğin oluşması olduğunu söylüyor. Batı cephesinin düzenlenmesinin daha kolay olacağını söyleyen Yinon, Lübnan'ın 5 ülkeye bölünmesinin daha kolay olacağını düşünmüş. Ardından Suriye ve Irak etnik ve dini açıdan homojen yapıda devletçiklere bölünecek. Suriye kıyıları Şii-Nusayri devleti, Halep bölgesi Sünni bir devlet, Şam'da ise kuzeydeki Sünni devlete düşman olacak başka bir Sünni devlet kurulmasını planına eklemiş. Kuzey Ürdün'de ise Dürzi devletinin kurulması gerektiğini söylemiş. Irak'ın dağılmasını daha garanti görmüş. O sıralarda yaşanan İran-Irak savaşına çok bel bağlamış ve şöyle demiş: "Bir Irak-İran savaşı Irak'ı parçalayacak ve bize karşı geniş bir cephede mücadele örgütleyemeden içeride çöküşüne neden olacaktır. Her türlü Arap içi hesaplaşma kısa vadede bize yardımcı olacak ve Irak'ı Suriye ve Lübnan'da olduğu gibi mezheplere ayırma şeklindeki daha önemli amaca giden yolu kısaltacaktır. Irak'ta, Osmanlı dönemindeki Suriye'de olduğu gibi etnik/dini hatlar boyunca eyaletlere bölünme mümkündür. Böylece, üç büyük şehir çevresinde üç (veya daha fazla) devlet var olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul; güneydeki Şii bölgeleri ise Sünni ve Kürt kuzeyden ayrılacaktır. Mevcut İran-Irak çatışmasının bu kutuplaşmayan derinleştirmesi mümkündür."

Yazar ayrıca Ürdün meselesine de özel bir parantez açıyor. Planın en net hedeflerinden biri Ürdün'ün mevcut yapısıyla tasfiye edilmesidir. Yinon'a göre Ürdün, Filistinli çoğunluğun yönetimine devredilmeli ve böylece nehrin batısındaki Filistin sorunu, Filistinlilerin tamamen nehrin doğusuna (Ürdün'e) gönderilmesiyle çözülmelidir.

Tüm Arap yarımadasının hızlıca dağılacağını söyleyen Yinon, "Bu ülkedeki varlığımız kesindir ve bizi buradan ne güçle ne de ihanetle söküp atabilecek hiçbir güç yoktur. Hatalı "barış" politikasının zorluklarına ve İsrailli Araplar ile topraklardakilerin sorununa rağmen, öngörülebilir gelecekte bu sorunlarla etkili bir şekilde başa çıkabiliriz." diyerek sözlerini noktalıyor.

Yazar, planda Türkiye'den de bahsetmiş, Türkiye'yi de etnik bölünmüşlük haritasında etiketlemiştir. Hatta Fas’tan Hindistan’a kadar uzanan bu geniş coğrafyayı, içten içe kemirilen, istikrarsızlığın hâkim olduğu ve hızlı bir yozlaşma sürecine giren bir "iskambil kâğıdı şatosu" olarak tarif etmiştir. Plan, bir stratejinin ana hatlarını oluşturduğu için daha sonraki yıllarda nasıl detaylandırıldığını bilemiyoruz. Fakat o günden bugüne yaşananlar ışığında plana uygun bir şekilde Lübnan'ın merkezi hükümetin zayıf olduğu ve farklı grupların kontrolünde olduğunu; Suriye'nin farklı etnik ve dini yapısı nedeniyle iç savaşa sürüklendiği ve bugün farklı nüfuz bölgelerine ayrıldığını; Irak'ın federal bir yapıyla bölündüğü ve kuzeyinde yarı özerk bir Kürt yönetiminin oluştuğunu güneydeyse Şii ağırlıklı bir yapının olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu gelişmelerde İsrail'in ve ABD'deki Yahudi lobisinin etkilerinin olmadığını düşünmek saflık olur.

İsrail'in Arz-ı Mevud haritası, eskiden bana bir fantezi olarak gelirdi fakat son yıllarda artan kudurganlık yüzlerce yıldır işleyen bir planın varlığı konusunda beni ikna ediyor artık. Yaşadığımız coğrafyada bir İsrail problemi var ve problem yukarıda bahsettiğim 1982-2026 arasındaki projeksiyon örnek alınırsa yavaş bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Nesillerden nesillere aktarılan bir bayrak, bölge insanının unutkanlığına, strateji yoksunluğuna, sadece boş hamaset yapıp etkili karşı politikalar üretememesine dayanarak gelecek yıllara taşınıyor.

Sonuç olarak şunu net bir şekilde anlamamız gerekiyor. Uluslararası ilişkilerde düşman diye bir şey yoktur. Düşman dediğin şey bünyenin zayıflamasını bekleyen sinsi bir virüs ya da zararlı bir bakteri gibidir. Varlığı sabittir, her an aktiftir ve görevi gereği her an saldırmaya hazırdır. Bedeni yıkması, bağışıklık sisteminin çökmesiyle mümkündür. Bu açıdan İsrail de düşmandır bize dünyadaki diğer devletler de. Şu an bölgede yayılma stratejisi olan ve bunu uzun yıllardır gündemde tutan İsrail'in yayılmacılığını bir virüsün yayılma stratejisi olarak okursak bu organizmanın temel besini bizim zayıflığımız olacaktır. Sadece zayıflığımız değil, bölünmüşlüğümüz ve stratejik sığlığımız da olacaktır. Düşmana sadece sövmek, virüse kızarak iyileşmeyi beklemekten farksızdır. Virüsü yok edemeyebilirsiniz ama bünyenizi o virüsün barınamayacağı kadar dirençli, sarsılmaz ve akılcı bir yapıya kavuşturabilirsiniz. Bu coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu, meydanlarda boş hamasetle enerji tüketmek değil; bilimle, stratejiyle ve sarsılmaz bir toplumsal bağışıklıkla 'güçlü' olmaktır. Bu şekilde güçlü olursak bize karşı yapılacak olan tüm planlar karşımızda etkisiz kalacaktır.

Yorumlar 2
Ahmet 05 Mayıs 2026 21:56

Her yorum bir değer dir.

m.cinar 05 Mayıs 2026 01:02

uyanık olmak lazım

Yazarın Diğer Yazıları