Mehmet Zeki Dinçarslan

Alıştıra Alıştıra

Mehmet Zeki Dinçarslan

İnsanoğlunun kodlarını çözmüşler. Alıştıra alıştıra verdiğin zaman her şeye ikna edebilirsin. Şu hikayedeki kurbağa var ya hani bilirsiniz. Kaynar kazana atmışlar, hemen kaçmış. Soğuk su dolu kazana atıp kazanın altını yakınca kendini bırakıp haşlanmış. İnsanoğlu da aynı böyle. Bir konuyu aniden karşısına çıkardığınız zaman tepki verebiliyorken yıllara yayarak verdiğiniz zaman kolayca alışıyor.

Yahudiler bu alıştırma işini çok başarılı bir şekilde yürütüyorlar. 1900'lü yılların başlarında misafir olarak yerleşmeye başladıkları Filistin topraklarındaki varlıklarını alıştıra alıştıra artırdılar. Alıştırma stratejisini yüzlerce yıllık bir plana göre uyguladıkları için kendilerini amaçlarından uzaklaştıracak bir tepkiyle karşılaşmadılar, tepki gördükleri zamanlarda da bu tepkiyi bertaraf edebilecek güce ulaşmışlardı. İsrail'in gelecek yüz yılının planının da hazır olduğunu düşünüyorum. Nasılsa, alıştıra alıştıra verdiğin zaman her şeyi kabul edecek bir kitle var karşılarında.

Lobiler ve alıştırma stratejilerini anlatmayacağım. Farkında olmamız gereken şey etrafımızda olup bitenler ve bizi alıştırma şekilleri. Sermaye sahipleri, insanın harcama davranışlarını tahmin etmek istiyor. Buna göre stratejiler belirleyerek daha kolay, daha hızlı bir şekilde mal varlıklarını büyütmenin derdindeler. Sermaye büyük olunca yapabileceklerine sınır koymak mümkün olmuyor tabi ki. İnsanın, öngörülebilir bir canlıya dönüşmesi stratejilerinin temel kırılım noktası. İnsan, tahmin edilebildiği zaman her şey daha kolay oluyor sermaye sahipleri için. Koyun sürüleri gibi, güdüldükleri tarafa doğru ilerledikleri zaman, verim de en üst seviyeye çıkmış olacak.

Ben bu karbon ayak izine, incecik sesimle, takmış durumdayım. Bu bağırtıların arasında duyulmayacağının farkındayım ama susmaya da gönlüm razı gelmiyor. Dünyada bir karbon ayak izi safsatası almış yürümüş durumda. İlkokul çağlarından itibaren çocukların beynine bu safsatayı sokuyorlar. Yukarıda dediğim gibi, belki yüz yıl sürecek bir plan bu. Yeterince zamana yayınca insan her şeye alışıyor ya, bizden bir-iki kuşak sonra her bireyin karbon ayak izi değerleri olacak ve hayatlarını buna göre düzenlemeleri istenecek. O kadar doğal karşılayacaklar ki insanlar bu durumu, sorgulamadan itaat edecekler. Yapay et yiyip yapay süt tüketerek hayatlarını sürdürecekler ki vergi ödemesinler.

Karbon ayak izi hesapları kullandığınız uçaktan evinize gelen kargoya kadar türlü değişken içeriyor. İlkokula giden çocuğun karbon ayak izini hesaplayanlar, Amerika'nın İran'a attığı bombaların karbon ayak izini hesaplamıyorlar. Çin'in agresif üretim politikası yüzünden ortaya çıkan karbon ayak izinin hesabını yapan yok. Yine Amerika'nın, petrol için dünyayı kaosa sürüklerken, kendi vatandaşlarının petrolü gayet ucuz bir şekilde kullanarak gereğinden kat kat fazla kullanmasının hesabını yapan yok. İneklerin, koyunların yediği yeme, içtiği suya kafayı takmış olan bu yaygaracıların cüretkarlığına bakar mısınız? Sen bombalarla dünyayı cehenneme çevir sonra da bir çocuğun içtiği sütün karbon hesabını yap. Karbon ayak izi yaygaracıları korkularından kadrajı Amerika'ya, Çin'e, Rusya'ya çeviremiyor da bireysel kullanıcılara çeviriyor. Bu cüretkarlık yayılmaya devam ettikçe önce dünyadaki hayvan varlığını tamamen ortadan kaldırmayı hesaplayacaklar sonra da sıra kendilerinden olmayan insanlara gelecek. Karbon salınımı yapmasınlar diye harcama davranışları kontrol edilemeyen ya da fazla harcama yapamayanları yok etmenin peşine düşecekler. İnsanlar da, alıştırılarak geldikleri için yeni düzene ayak uyduracak, belki de hak verecekler buna.

Alıştıra alıştıra insanlara her şeyi kabullendirmek mümkün. İsrail'in yayılmacılığına alıştıkları için İsrail belki tüm Ortadoğu’yu ele geçirecek, kimsenin sesi çıkmayacak. Karbon ayak izi lobileri bir gün gelecek insanları damgalamaya başlayacak. Herkese dijital kimlik çıkaracaklar ve kimlikteki puana dayanarak insanları toplumdan dışlayacak, mülklerini ellerinden alacaklar. Sonraki aşamalardaysa yok etmek isteyecekler. Alıştırılarak o seviyelere gelmiş insanlar da bu duruma tepki koymak şöyle dursun, alkışlayarak kabullenecekler.

Yorumlar 2
Adem 28 Temmuz 2026 13:11

Vay halimize....

Mehmet Dulkadir 28 Temmuz 2026 09:24

Tespit on numara. Gelinen noktada bireyselleşme, ekran süreleri, okumama gibi multi faktörler de eklenince hesap kitap cuk diye oturuveriyor. 80 lerde başlayan ve film sektörünü etkileyen kıyamet senaryolarındaki filmler çağını yaşamak çok da uzak olmasa gerek. bkz. Mad Max (:

Yazarın Diğer Yazıları