Abdullah Ergün

Bize seyretmek düşüyor

Abdullah Ergün

Önümüzdeki hafta Şampiyonlar ligi grup maçları başlıyor.

Avrupa’nın en büyük futbol organizasyonunda takımımız bulunmuyor.

Son yıllarda kendi içimizde verilen saha içi ve saha dışı mücadeleden zararlı çıkan kulüplerimiz ve doğal olarak ülke futbolu oldu.

Son şampiyon Trabzonspor, gerek kadro yapısı gerekse ilgi odağı olma noktasında gerisinde kalan Kopenhag karşısında ön elemeyi kaybederek, sadece gruplara katılamamanın yanı sıra maddi anlamda da büyük kayıp yaşadı.

Futbolumuzun bu hale gelmesinin sorumluları arasında ilk sırada kulüp başkanlarının “her şey süper lig şampiyonluğu” mantığının devreye girmesi yer alıyor.

Futbol Federasyonunun büyük kulüpleri üzmemek adına yaptıkları hatalarda eklenince, önümüzdeki hafta başlayacak olan şampiyonlar ligi maçlarını artık takımımız olmadan izleyeceğiz.

Zaten takımımız olsa da hiçbir şey değişmeyecekti.

Son yıllarda gruplardan çıkamayan ve oyun olarak diğer ülke temsilcilerinin gerisinde kalmanın verdiği eziyeti gördükten sonra “ iyi ki takımımız yok” diyenlerin sayısında artış yaşanıyor.

 En üst ligimiz olan süper ligde, mücadele eden takımlar, Futbol Federasyonun yabancı oyuncu sayısını belirlemesinden sonra orta ölçekli ve parayı tercih yabancı futbolcular,  omuzlarda geldikleri ülkemizden birkaç bavulla birlikte tek başlarına ayrılma geleneği bu sezon da devam edebilir.

***

Dünyanın en çok takip edilen ligi olan İngiltere Premier ligde bu sezon yine futbolun en kralı oynanıyor.

Topun oyunda kalma süresi bizim ligimize göre bir kat daha fazla ve futbolun aldatıcı yönünü hiçbir zaman uygulanmamasından dolayı premier ligi tercih edenlerin sayısını gittikçe artıyor.

Süper ligde maç öncesi ve maç sonrası yaşananlar saha içinden hiçte farklı değil. Kaosla başlayan lig haftası kaosla tamamlanıyor.

Eski Hakem Toroğlu’nun haftalık değişen imajı ve elindeki sopayla ligimizi “ti” ye alması her şeyi özetliyor. 

Yıllarca Messi, Ronaldo mücadelesine sahne olan İspanya La Liga’da bu sezon yine Real Madrid –Barselona çekişmesi yaşanacak. 

Onlarda futbol yıllar geçtikçe daha yukarıya çıkarken bizde diplere vurmaya devam ediyor.

Dünyada en çok izlenen ve takip edilen spor dalı olan “Futbol” değişik yöntemleri uygulamaya koyan kulüpler ile değişkenlik göstermeye devam ediyor.

Kendilerine özgü yönetim anlayışları kulüplerde belirginliğin yanı sıra belirsizliği de beraberinde getiriyor. 

Bazı kulüpler sağlıklı “Alt yapı modelleri” bazı kulüplerde maddi güçlerinin etkisi ile mücadele ediyorlar.

Real Madrid, Barcelona, Liverpool, Bayern Münih, Ajax, Paris St Germen, Chelsea ve Manchester City maddi güçlerinin verdiği avantajı bu senede sergiliyorlar.

Bu işi yıllarca en iyi götüren kulüp olan Real Madrid, şampiyonlar ligi kupasını kazanarak her konu başlığında zirvede yer alıyor. 

 İspanyol ekip, gerek saha içinde gerekse saha dışında transfer giderlerini asgariye düşüren metotlarla “Büyük kulüp olma” yakıştırmasını hak eden taraf oluyor.

Real Madrid’in bu özelliğine karşın ezeli rakibi FC Barcelona farklı bir uygulama ile adından söz ettiriyor.

Hollanda futbolunun efsanevi yıldızı Johann Cruyff’un FC Barcelona’da görev yaptığı yıllarda oluşturduğu “ Alt yapı modeli” ve sonrasında FC Barcelona’da yetişen ve bugün sahadaki ayağa pasa dayalı oyun sisteminin çok önemli oyuncuları olan Messi, Xavi Hernandez, Neymar, Andreas İniesta gibi futbolcularında aralarında olduğu birçok futbolcuyu piyasaya çıkardı.

Johann Cruyff gerek futbolcu olarak gerekse teknik direktör olarak FC Barcelona’ya farklı bir kimlik kazandırdı.

Fakat ezeli rakibi Real Madrid’in gerisinde kalmamak için çok önemli transferleri yapmaktan da geri kalmıyorlar.

İngiltere Premier ligde son yıllarda yaşanan olumlu değişimlerden sonra transfer çılgınlığı yarışı içine giren Manchester City, Liverpool ile girdiği şampiyonluk mücadelesinde Pep Guardiola farkıyla bu senede mutlu sona ulaşacak gibi gözüküyor.

Son iki sezonun flaş golcüsü Haaland’ın olduğu hücum bölgesi bu sezon premier ligin gol rekoru kırabilir.

Futbolda sistem ve disiplin denildiği zaman akla gelen ilk kulüpler Alman takımları oluyor.

Futbol arenasında ortaya koydukları futbol ve disiplin sayesinde ilk sıralarda yer Alman futbolu, son yıllarda Bayern Münih ve Borussia Dortmund sayesinde yine adından söz ettirmeyi başarıyor.

Liverpool’dan Saido Mane transferiyle güçlü olan yanını yukarıya taşıyan Bavyera temsilcisi keyif veren futboluyla beğeni topluyor.

Avrupa’da işler yolunda giderken bizim kulüpler neler yapıyor?

Artan borçların neler getireceğinin çok uzağında, “süper lig şampiyonluğunun her şeyden önemli” mantığının devreye girmesiyle Şampiyonlar Ligi’ni şampiyonumuz olmadan ekranlarda izleme sezonu önümüzdeki hafta başlıyor.  

Yazarın Diğer Yazıları