Abdullah Ergün

Alın Süper Lig'inizin Hayrını Görün!

Abdullah Ergün

Süper Lig yine bildiğimiz gibi başladı.

Henüz ilk hafta geride kaldı ama konuştuğumuz şey futbol değil. Yine hakemler, yine tartışmalar, yine bitmek bilmeyen kutuplaşma… Oysa Ankara'da, Gençlerbirliği ile Fenerbahçe maçı öncesinde yaşanan bir olay, aslında Türk futbolunun içinde bulunduğu asıl sorunu tek karede gözler önüne serdi.

Babasıyla birlikte maça gelen küçük bir çocuk… Tribünde oturuyor, heyecanla karşılaşmayı bekliyor. Sonra fanatizmini insanlığının önüne koyan bir kişi geliyor ve çocuğun üzerindeki formayı zorla çıkartıyor. Geriye ise milyonların vicdanını sızlatan bir fotoğraf kalıyor.

Bence o kare, bu sezonun şampiyonluk fotoğrafından çok daha değerlidir. Çünkü bize kupaları değil, kaybettiklerimizi anlatıyor.

Olayın ardından kulüpler peş peşe açıklamalar yaptı. Herkes yapılanı kınadı, sorumlunun statlardan men edilmesini istedi. Bunlar elbette doğru tepkiler. Ancak yalnızca bir kişiyi suçlayıp rahatlamak da kolaycılık olur. Asıl mesele, o kişiyi ortaya çıkaran iklimdir.

Ne yazık ki yapılanı doğru bulan binlerce insan olduğunu düşünüyorum. Toplumdan gelecek tepkiler nedeniyle bunu açıkça söyleyemiyorlar ama bu zihniyet hâlâ aramızda yaşamaya devam ediyor.

Bugün tribünlerde, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında öyle bir dil hakimiyet ki rakip artık rakip değil, düşman olarak görülüyor. Kazanmak her şeyin önüne geçmiş durumda. Hakem hatasıyla gelen galibiyet bile bazılarına göre başarı değil, gurur vesilesi. Adaletin yerini aidiyet, sporun yerini öfke almış durumda.

Bir de işin ekran tarafı var.

Saatlerce süren spor programlarında yorumdan çok kışkırtma izliyoruz. Mikrofonu kapan, amigo edasıyla konuşuyor. Reyting uğruna gerilim büyütülüyor, hakaret normalleştiriliyor, taraftarın öfkesi besleniyor. Sonra da tribünde yaşanan taşkınlıklara şaşırıyoruz. Oysa ekrana ekilen nefret, tribünde meyvesini veriyor.

Üstelik bütün bunlar olurken futbolun kendisi sürekli geriye gidiyor. Avrupa'nın en pahalı liglerinden biri olmakla övünüyoruz ama kalite sıralamasında çok daha mütevazı liglerin gerisinde kalıyoruz. Yaşı ilerlemiş yıldızlara milyonlar ödemek, futbol kültürü inşa etmeye yetmiyor. Avrupa'ya çıktığımızda gerçek seviye zaten acımasızca ortaya çıkıyor.

Bir ülkenin futbolunu sadece statları, yayın gelirleri ya da transferleri büyütmez. Onu büyüten şey, tribünde rakibinin formasını giyen bir çocuğun güvenle maç izleyebilmesidir.

Çünkü bir çocuk, tuttuğu takımın formasını korkmadan giyemiyorsa; o lig ne kadar “süper” olursa olsun, ortada kutlanacak bir futbol kültürü yoktur.

Alın süper liginizin hayrını görün!

Yazarın Diğer Yazıları