Sokaklarda Büyüyen Tehlike
Abdullah Ergün
Okulların açılmasına sayılı günler kaldı.
Çocuklarımız yeniden okul sıralarına oturacak. Aileler yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen okul hazırlıklarını tamamlamaya çalışırken, öğretmenler de yeni eğitim döneminin heyecanını yaşayacak.
Ancak yeni eğitim yılına girerken üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir konu var: Çocuklarımızın tatil dönemini nasıl geçirdiği ve bu dönemin onların düşünce dünyasını nasıl etkilediği.
Son yıllarda toplum olarak daha fazla mutsuz olduğumuzu düşünüyorum. Bunu yalnızca ekonomik veya sosyal göstergelerden değil, günlük hayatın içinde de görmek mümkün. İnsanların yüz ifadeleri, birbirleriyle konuşma biçimleri ve özellikle gençlerin davranışları bize önemli ipuçları veriyor.
Çocuklarımız açısından ise durum daha dikkatli ele alınmalı.
Tatil dönemlerinde spor ve sanat gibi faaliyetlerden uzak kalan, zamanının önemli bölümünü telefon ve sosyal medya cafelerde geçiren gençlerin okula döndüklerinde zihinsel ve sosyal olarak farklı bir tablo ortaya koymaları şaşırtıcı olmayacaktır.
Burada ailelerin sorumluluğu da büyük.
Evlerimiz çocuklarımız için ne ifade ediyor?
Günümüzde birçok aile yoğun çalışma temposu nedeniyle çocuklarına yeterince zaman ayıramıyor.
Çocuğun ihtiyaçları karşılanıyor. Harçlığı veriliyor, kıyafetleri alınıyor, okul masrafları karşılanıyor. Ancak bütün bunların yanında çocuğun duygusal ve sosyal ihtiyaçları zaman zaman ikinci planda kalabiliyor.
Ev, yalnızca yemek yenilen ve otel hizmeti veren bir yer olmamalı.
Çocuklarımızla konuşmaya, onları dinlemeye ve hayatlarında neler olup bittiğini anlamaya zaman ayırmalıyız.
Çocuğumuzun hangi arkadaşlarla görüştüğünü, nerelerde gittiği, hangi konularla ilgilendiğini bilmek sadece merak meselesi değildir. Onu koruyabilmenin de önemli bir yoludur.
“Polonya nedir?”
Daha önce bu konuda yazdığım bir yazıda lise öğrencisine “Polonya nedir?” diye sormuştum.
Aldığım cevap oldukça ilginçti:
“Galiba Amerikalı bir rapçi olmalı”
Bu cevap elbette tek başına bir öğrencinin eğitim seviyesini veya genel olarak gençlerin durumunu göstermiyor.
Ancak düşündürücü.
Bir öğrencinin bir ülkeyi bilmemesi telafi edilebilir. Asıl önemli olan, dünyaya karşı merakının olup olmadığıdır.
Uyuşturucu konusunda daha dikkatli olmalıyız
Bütün bunların yanında, son yıllarda gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu ve bağımlılık konusunu da görmezden gelemeyiz.
Bazen sokaklarda, kendisini kontrol etmekte zorlanan, ne yaptığının farkında olmayan ve adeta hayattan kopmuş halde yürüyen gençleri görüyoruz. Bu görüntüler, uyuşturucu ve bağımlılığın geldiği noktayı anlamamız açısından son derece düşündürücü.
Uyuşturucu kullanımı, özellikle gelişme çağındaki çocuklar ve gençler açısından ciddi riskler taşıyor. Dikkat, öğrenme, karar verme ve davranışlar üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bağımlılık ise yalnızca kullanan kişiyi değil, ailesini ve yakın çevresini de etkileyen bir sorun hâline gelebiliyor.
Bu nedenle uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca güvenlik güçlerinin görevi olarak görmemeliyiz.
Toplumun her kesimine görev düşüyor
Mantar gibi türeyen cafe türü mekanlarda yaşanan asayiş haberleri konunun ilk maddelerinden birini oluşturuyor.
Ailelerin dikkatli olması, öğretmenlerin öğrencilerdeki değişimleri fark etmesi ve toplumun bu konuda bilinçli davranması gerekiyor.
Özellikle çocuklarımızın arkadaş çevresini ve davranışlarındaki değişiklikleri önemsemeliyiz.
Ders başarısında düşüş, içine kapanma, arkadaş çevresinin aniden değişmesi, alışkanlıkların farklılaşması veya çocuğun ailesinden uzaklaşması gibi durumlar her zaman uyuşturucu kullanımı anlamına gelmez. Ancak bunlar çocuğumuzla daha yakından ilgilenmemiz gerektiğini gösteren işaretler olabilir.
Yeterli denetim ve kontrollerin yapılmaması halinde, uyuşturucu baronlarının gençler üzerinden kurduğu planların gerçekleşmesi kaçınılmaz hâle gelebilir
Sosyal medya da hayatımızın bir parçası
Bugün çocukların hayatında sosyal medyanın önemli bir yeri var.
Sosyal medyanın olumlu tarafları olduğu gibi olumsuz etkileri de bulunuyor. Çocuklar ve gençler burada doğru bilgilerle karşılaşabildiği gibi zararlı içeriklerle de karşılaşabiliyor. Çay içmek için gittiği mekanda günlük arkadaş bulmak hiçte zor değil. Sağlıklı ilişkilerin uzağında yaşanan kısa sürelik beraberlik bazen büyük problemleri de beraberinde getirebiliyor.
Bunlardan kurtulmak ve eğitim sonrasında elde edilecek maddi ve manevi özgürlüğün hayata geçmesi için
Başta spor, sanat faaliyetleri, kütüphaneler, kültür merkezleri ve güvenli sosyal ortamlar büyük önem taşıyor.
Çocuk ve gençlerin boş zamanını nasıl değerlendirdiği, gelecekteki alışkanlıklarının oluşmasında önemli bir rol oynuyor.
Okullar açılırken…
Öğrenciler derslerine, öğretmenler sınıflarına, aileler de çocuklarının eğitim sürecine yeniden yoğunlaşacak.
Ancak çocuklarımızdan yalnızca başarılı olmalarını beklememeliyiz.
Onların sağlıklı, merak eden, araştıran, spor yapan, sanatla ilgilenen ve kendisini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini de önemsemeliyiz.
Gençlerimizin sorunlarını fark etmek için onların başına kötü bir şey gelmesini beklememeliyiz.
Onlarla konuşmalı, onları dinlemeli ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemeliyiz.
Çünkü uyuşturucu ve diğer bağımlılıklar konusunda en önemli mücadelelerden biri, sorun ortaya çıktıktan sonra değil, sorun ortaya çıkmadan önce başlamalıdır.
Okullar açılıyor.
Çocuklarımız yeniden sıralarına oturacak.
Dilerim bu eğitim yılında sadece notlarını değil, hayata bakışlarını da konuşuruz.