Siyasi gündemin yoğun ve sıcak girdabında yuvarlanırken hayatın doğal akışı içerisine gelişen olaylara da bigâne kalmak elbette düşünülemez.
Siyasi cedelleşmenin sürüklediği mecranın dışına çıkıp etrafımıza bakmak hem bize nefes aldıracak hem de ufukta olan biteni görmemize yardımcı olacaktır...
Bilindiği üzere Malatya'nın geçmişi, günü ve geleceği her şeyden önce kayısı ile kader birliği şeklinde gelişim seyri izliyor. Bu da demek oluyor ki:
Malatya, bir baştan bir başa kayısı tarımının yapıldığı 8-9 milyon ağaçlık devasa bir kayısı bahçesidir.
Pek haklı olarak Dünya Kayısı Başkenti unvanı Malatya'ya çok yakışmaktadır. Kayısısının tadı, rayihası ve eşsiz besin değeri ile eşi, menendi bulunmayan bir meyvedir.
Malatya'nın ekonomisinin çarkı da kayısı ile dönmektedir...
Hal böyle olunca kayısı tarımının ve yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği kayısı ağacının sağlıklı bir şekilde bakımı ve yaşatılması ile mümkündür.
Son yirmi yıldır Dünya genelinde baş gösteren küresel ısınma ve iklim değişiklikleri en başta tarım olmak üzere Dünyadaki tüm dengeleri temelinden sarsmaktadır. Bir yanda akılalmaz yağışlar nedeniyle oluşan sel felaketleri yüzünden tarım alanlarının yok olmasıyla yaşanan ürün kayıpları, diğer yanda susuzluktan kavrulan ve kuraklaşan tarım arazileri... Her iki halde de tarımın çok ciddi zarar görmesi yaklaşan kıtlığın habercisi olarak değerlendirilmelidir.
Dünyanın sürekli artan nüfusu karşısında devamlı azalan tarım alanları...
Ankara'da ve özelde de Malatya'da İster genel yönetim, ister yerel yönetim, ister sivil toplum kuruluşları, isterse de bilim yuvası olan tüm kurumlar ufuktaki belirginleşmiş kuraklık tehlikesini görerek ufkun ötesindeki felakete şimdiden yani bugünden çareler aramakla mükelleftirler...
İçimizi karartmadan sukûnet ve serin kanlılıkla yaklaşmakta olan kuraklık felaketi ile başa çıkmanın yollarını sabırla ve ısrarla aramak, gelecek nesillere olan en önemli sorumluluğumuzdur...
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'na
Değerli Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası'na 2. dönem Başkanlık makamına seçilmiş olmanızı tebrik eder görev süreniz boyunca unutulmaz başarılara imza atmanızı dilerim.
Hakkınızda hayırlısı olsun.
Başkan seçilmeniz dolayısıyla yaptığınız açıklamanızdan bir bölümü ciddiyetinizin nişanesi olarak buraya da alıyorum.
"Bizlere oy veren, vermeyen tüm üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Seçilen yeni meclis üyelerimizle birlikte hayata geçireceğimiz yeni projeler ve faaliyetlerle, sayıları 10 bine yaklaşan kıymetli üyelerimize hizmet etmeye devam edeceğiz.
Bu önemli zaferin mimarı kuşkusuz bizlere inanan ve güvenen üyelerimiz ile gönlü bizimle olan yol arkadaşlarımızdır. Üyelerimizin teveccühü ile kazanan yeni meclis üyelerimizi tebrik ediyorum. 81 meclis üyemiz ile birlikte, farklı alanlarda, şehrimize değer katacak önemli çalışmalara imza atacağız.
İlkeli ve dik duruşumuza inanan esnafımız, tüccarımız ve sanayicimiz için önümüzde güçlü hedeflerimiz ve büyük projelerimiz var. Ekonomisiyle büyüyen bir Malatya hayalimiz için azimle çalışarak yeni projelerimizi bir bir hayata geçireceğiz."
Açıklamanızı kuşatıcı ve yeniliklere açık, atılımcı özellikleriyle beğendiğimi belirtmek isterim.
Bildiğiniz üzere Malatya ekonomisinin omurgasını kayısı üretimi ve ticareti teşkil etmektedir. Hasılı Malatya tüm yumurtalarını kayısı sepetinde toplamış bir tarım şehridir.
Dünyada baş gösteren iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık tehlikesi Malatya'da da kendini göstermektedir.
Bundan 4-5 yıl önce yaşadığımız kuraklık nedeniyle Eskimalatya'da kayısı bahçelerini çiftçilerimiz çaresizlikten maalesef kanalizasyon suyu ile sulamak zorunda kalmışlardı!... İsterseniz bu konuyla ilgili haberi sizlere gönderebilirim...
Şimdi size önerim, MTSO olarak "Yakın Tehlike Kuraklık" konusuna dikkat çekerek İnönü ve Turgut Özal Üniversitelerinin konuyla alakalı bilim adamlarıyla irtibata geçip çözüm yollarına dair onların önerilerini kamuoyuna sunmanız ve hayata geçirmenizdir.
Böyle bir çalışmanın, MTSO'sının sosyal sorumluluk projesi olarak ileride takdirle karşılanacağından emin olabilirsiniz.
Bilim Adamlarının Tespitleri
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nin Eylül 2018 tarihli sayısında üç bilim adamı İbrahim KOPAR (Prof. Dr. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü) Mehmet Ali ÇELİK ( Arş. Gör. Dr., Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü ) Hüseyin BAYRAM ( Arş. Gör., Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü ) ortak imzasıyla yayımlanan makalesinde Malatya'nın kuraklık analizleri şu cümlelerle ifade ediliyor.
"Türkiye'de kuraklığa yol açan temel faktörler arasında; atmosferik ve topoğrafik koşulların (yükselti, bakı, eğim vb.) rolü öne çıkmaktadır.
Mevsimlik kuraklık söz konusu olduğunda Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri önde gelen bölgeler arasında yerini korurken Doğu Anadolu’da da son yıllarda hissedilir derecede yağış azalmasına bağlı mevsimlik kuraklık eğilimi dikkat çekmektedir.(...)
Malatya ilinde Elâzığ ilinin iklimsel koşullarına benzer şekilde kuraklık riski söz konusu olup; hiçbir tasnifte nemli iklime özgü bulgulara rastlanmamıştır.
Bu durum Malatya’nın depresyonal etkilerin denetiminde kaldığına bir işaret sayılabilir. Uzun bir zaman dilimine yayılmış şekilde sıcaklıklardaki ciddi artışa paralel olarak yağış tutarlarındaki yetersizliği kuraklığın habercisi olarak görmek olasıdır.
Malatya, Elazığ, Tunceli, Van ve Kars illerinde ciddi kuraklık eğilimleri söz konusudur.(...)
Doğu Anadolu Bölgesi hem verimli tarım alanları hem de geniş otlak alanları ile Türkiye’nin önemli tarım ve hayvancılık merkezidir. Bu nedenle kuraklık konusu önemsenmeli ve problemlerin giderilmesine dönük daha fazla bütçe ayrılmalıdır. Aksi takdirde kuraklığın sonuçları kıtlık gibi büyük maliyetli sosyal ve ekonomik sorunlar doğurabilmektedir Dolayısıyla bu çalışmada olduğu gibi kuraklığın önceden tahminine dönük çalışmalara ağırlık verilmesi büyük önem arz etmektedir."
Türkiye kuraklık raporu açıklandı: Durum vahim!
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ülkemizde 22 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor. Kuraklığa bağlı olarak geçen yılın buğday rekoltesine göre yaklaşık 2 milyon ton kayıp beklenmektedir. Geçen yıl 20 milyon 500 bin ton olan rekoltenin yüzde 9,75 azalarak 2021 yılında yaklaşık olarak 18 milyon 500 bin ton olması tahmin edilmektedir
Benim yaptığım araştırma sonuçlarına göre yaklaşık itibarla kuraklığa karşı şu önlemler dikkat çekiyor...
Uzmanların önerilerine göre alınabilecek tedbirlerden öne çıkanlar...
• Su kaynaklarında sürdürülebilirlik için doğal çevre, yeşil alanlar ve ormanlık alanlar korunmalıdır.
• Boş arazilerde ağaçlandırma yapılmalı; doğal yeşil alanlar genişletilmelidir.
• Sulama ve endüstri sektörlerinde su tasarrufu için yenilikçi yöntemler ve cihazlar kullanılmalıdır.
• Su tüketimi yoğun olan sektörlerde kullanılan suyun tekrar kullanılması için geri dönüştürülebilir sistemler kullanılmalıdır.
• İnsanların alacağı bireysel tedbirler artırılmalı; bu konuda kamu spotları gibi duyuru araçları ile bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
• Kuraklığın şiddetine göre su kaynakları yönetim planları çıkarılmalıdır.
• Kuraklık dikkatle izlenmeli ve alınan tedbirlerin etkileri takip edilmelidir.
Su Krizi ve Kuraklık Konulu Yarışma
Bursa'da eğitim ve öğretim faaliyeti yürüten Özel Teknoloji Fen Koleji, ortaokul ve liseler arası “Su Krizi ve Kuraklık” konulu Proje Yarışması düzenledi. Öğrencileri genç yaşında çevre ve yaşanabilir bir dünya konusunda kafa yormaya teşvik eden bu çalışma dileriz ülkemiz genelinde bütün kurumlarımıza örneklik teşkil eder.
Bursa, Özel Teknoloji Fen Koleji, "TEKFEST", “Su Krizi ve Kuraklık” konulu Proje Yarışması düzenledi. Projeler ortaokul ve lise olmak üzere iki kategoride değerlendirildi.
Bu yıl, “Su Krizi ve Kuraklık” temasıyla düzenlenen festivalde dereceye giren projeler ödüllendirildi. Her iki kategoride ilk üç dereceye gireceklerden birinci olanlara 10 bin lira, ikinci olanlara 5 bin lira, üçüncü olanlara 2 bin 500 lira başarılı proje ödülü takdim edildi.
Bursa teknoloji fen Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atış:
“Kodlanan değil, kodlayan bir gelecek” hedefiyle; eğitim dünyasına, evrensel standartlarda okul kazandırmaya karar verdiğimizde, matematik zekasıyla düşünen, bilim gücüyle karar veren, fizik kuşkuculuğuna sahip, pırıl pırıl bir nesil hayal etmiştik! Bu projede de gördük ki gençler istedikten sonra her şey başarabilirler. Bu sebeple TEKFEST sadece Bursa’daki öğrencilere değil doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ülkemizin dört bir yanındaki tüm okullara ve gençlere açık olarak gerçekleşmiştir. Fırsat verildiğinde gençlerin başaramayacağı hiçbir şey olmadığını belirterek “Kalıpların dışında, özgürce düşünen, öğrenmeye ve gelişime açık, dünyayı takip eden, dünyaya kendini rahatça ifade edebilen, özgüveni sağlam, modern bir nesil ile karşı karşıyayız.” dedi.