Değerli okurlar,
En başta bir hakkı teslim etmek gerekir.
Kalkınmışlık düzeyi dikkate alındığında, kalkınmakta olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti vatandaşlarına sunmuş olduğu sağlık hizmetleriyle dünyada örnek gösterilecek ülkelerin en başında geliyor.
Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı gerçekleştirilen Samsun Şehir Hastanesi de sağlık alanında ülkemizin çok değerli bir yatırımı olarak sağlık kuruluşlarımız arasına katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Samsun Şehir Hastanesi'nin açılışında yaptığı konuşma Türkiye'deki sağlık devriminin neden ve nasıl gerçekleştiğini özetler nitelikteydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan : "SSK’lı bir işçi olarak sizler gibi bu kardeşiniz de çok sıkıntılar çekti. Sağlık sistemindeki aksaklıkları tıpkı yaşı 40’ın üzerinde olan kardeşiniz gibi ben de tecrübe ettim. Eski Türkiye’nin dili olsa da konuşsa. Bir zaman makinesi olsa da 25-30 sene önce hastanelerin ne durumda olduğunu gençlerimize gösterse. Sağlam girenin hasta çıktığı, ilaçların biri bulunsa diğerinin bulunmadığı, ilaç alabilmek, muayene olabilmek için saatlerce kuyrukta beklenildiği, vatandaşın insan yerine konulmadığı o kötü günleri hep beraber yaşadık. 2002’de göreve geldiğimizde, 'Her işin başı sağlık' dedik ve önceliklerimizin en başına eğitimle birlikte sağlığı koyduk" dedi.
Şu an 27 şehir hastanesi hizmet vermeye devam etmekte, bu arada 13 şehir hastanesinin de yapımı devam ediyor. Ayrıca 8 şehir hastanesinin de projeleri üzerinde çalışılıyor.
Büyükşehirlere yapılması planlanan şehir hastanelerinden Malatya ne yazık ki amiyane tabirle avucunu yaladı!
Malatya'ya sıfırdan bir şehir hastanesi yapmak yerine halen hizmet vermekte olan Eğitim ve Araştırma Hastanesine ek binalar yapmak suretiyle dönüştürülmüş şehir hastanesi sözde inşa edilmiş olacak.
Hızlı Tren Değil
Yüksek Hızlı Tren
Malatya'yı "çantada keklik" gibi gören siyasi iktidar Malatyalıları oyalamayı gayet iyi biliyor.
Hafta geçmiyor ki, bir bakan ziyaretimize gelmesin...
Hoş, Malatya'nın siyaset esnafları da fotoğraf çektirmeyi çok seviyorlar.
Coğrafi konumu itibariyle Malatya'yı, 1936 yılında Devlet Demiryolları o kıt imkânlarla demiryolu ağıyla buluşturmuş olmasına rağmen, bugün dünyanın lojistik üssü olma iddiasındaki kalkınmakta olan Türkiye'nin Malatya'yı yüksek hızlı trenden mahrum etmesi inanılır şey değil. Bu mahrumiyetin Türkçe izahı Malatya'yı cezalandırmak gibi birşey bu...
Son olarak yapılan açıklamalarda Malatya- Narlı Hattı bağlantısı gündeme getirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından projelendirilen ve yatırım programına alınan hat için ihale süreçleri planlanmaktadır.
Bölgesel bir tren hattıyla Sivas aktarmalı Yüksek Hızlı Trene bağlanan Malatya'ya şimdi Yüksek Hızlı Tren gelmiş mi oluyor?
İktidara verdiği desteğin karşılığını göremeyen Malatya'ya reva görülen muameleye bakar mısınız?
Bu saatten sonra hiç öyle eveleme geveleme olmadan, hakikati söylemek lazım...
Malatya siyasetçilerinin geleceğini Malatya'nın olmazsa olmaz Yüksek Hızlı Tren talebi belirleyecektir.
Malatya'nın iktidara verdiği destek de, Malatya'nın olmazsa olmaz Yüksek Hızlı Tren talebiyle karşılanabilecektir.
Diyaliz Mucizesi ve Tarhçesi
Hiç şüphe yok ki, sağlık, hayatımızın en önemli hem maddi hem de manevi güç kaynağıdır.
Sağlığımızı yitirdiğimizde hem maddi anlamda hem de manevi olarak çaresizlik içerisine düşeriz.
İnsanlık tarihi boyunca sağlık alanındaki çalışmalar dur durak bilmeksizin artan bir ivme ile devam etmektedir.
Antik çağların ilk zamanlarından beri insanlar böbrek ve idrar yolu hastalıklarından muzdariptiler. Mezopotamya’da bulunan Akad, Asur ve Babil çivi yazılı kil tabletlerinde, bu hastalıklarla ilgili en eski bilgilere (idrar tıkanıklığı, taş, kistler, üretrit, darlık ve üretral akıntı) rastlanmıştır.
1855’te İskoç kimyacı Thomas Graham, diyalizle ilgili temel keşifler yapmıştır. Modern böbrek diyaliz makinelerindeki teknolojinin temel öncüsü olan teknolojiyi kullanarak, kolloidleri ve kristaloidleri bir diyalizör kullanarak ayrıştırmıştır.
Böbreklerimiz, hormon salgılama ve idrar kesesine yönlendirilen atıkların uzaklaştırılması da dahil olmak üzere birçok işlevi yerine getirir.
Diyabet gibi hastalıklar, böbrek yetmezliğine neden olduğunda, kaybedilen böbrek fonksiyonu, kanı filtrelemek için yapay bir membran kullanan diyaliz makineleri tarafından gerçekleştirilebilir. Hemodiyaliz sürecinde, kırmızı kan hücreleri ve büyük proteinler gibi daha büyük maddeler, kanla temas halinde olan membranın bir tarafında hapsolur. Hasta kanındaki toksinler, difüzyon yoluyla dializat adı verilen bir sıvıya geçer ve dializat ile atılır. Arındırılmış kan vücuda geri verilirken, kan içindeki fazla sıvı da uzaklaştırılır.
1963’te Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir uçak kazasında yananların tedavisi için bağışlanan 3 hemodiyaliz makinası, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesine, Hacettepe Tıp Fakültesine ve Ankara Hastanesine verilmiştir. 1965’te İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dr. Kemal Önen, 1969’da İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde Dr. Muhlis Özen(ekibi Dr. Ahmet Kadıoğlu, Dr. Ergin Ark ve teknisyen Habil Ersan), 1970’lerde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde Dr. Alphan Cura, 1972’de GATA’da Dr. Müştak Özüer ve 1975’te Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Dr. Ayla San, 1978’de İstanbul Haydarpaşa Numune Hastanesinde Dr. Mustafa Çakkak, 1980’de İzmir SSK Tepecik Eğitim Hastanesinde Dr. Ferruh Üstün, 1980’de Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde Dr. Enver Hasanoğlu, 1982’de Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesinde, 1982-1986 yıllarında Antalya Tıp Fakültesinde Dr. Gülşen Yakupoğlu ve Dr. Ayfer Gür Güven ilk hemodiyaliz uygulamalarını başlatmışlardır. Hacettepe Üniversitesinde 1963’te ilk biyopsiyi yapan Dr. Şali Çağlar, 1973’te Türkiye’de ilk kez sürekli hemodiyaliz programını başlatmıştır.
Diyaliz Servisinin Tüm Ekibine Teşekkürler
Şu an haftada üç gün Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemodiyaliz tedavisi alıyorum.
Hastalığımın teşhis ve tedavisi son dört aydır bir hayli meşakkatli geçti.
Bir müddet bir başka hastanenin geriatri servisinde tedavi oldum. Daha sonra yarım yamalak nefroloji servisinde şifa aradım.
Özel bir diyaliz merkezinde gayet özensiz takip sonucu üç kez adeta komalık oldum ve özel diyaliz merkezinin tedavisini sonlandırdım.
Şimdi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Hemodiyaliz Servisinde büyük bir titizlikle yürütülen diyaliz tedavisi alıyorum.
Doktorlar, hemşireler servis sekreterleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarından memnuniyetimi ifade etmek isterim.
Bir hastaya verilebilecek en güzel moral destek samimiyetle karşılanmak ve tebessümden başka birşey değildir.
Kısa zaman içerisinde ismini öğrenebildiğim Kadir, İbrahim ve Bünyamin beylere, Burçin, Elif, Tülay, Mine, Fidan, Aysun, Ayşe ve Derya hemşirelere sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız…

