Değerli okurlar,
Bir insan için şeksiz şüphesiz bir mucize olan, doğumla başlayan ve ölümle nihayetlenen yaşanmışlıkların toplamına verilen addır hayat.
Dünyaya gelme süreci, mucize bir damla nutfe ile başlayıp anne karnında ceninlik evresi tamamlanınca yine mucize bir doğumla ağlayarak ilk nefes alışlarla dünya selâmlanmış olur.
Merhaba hayat,
Bu selâmlamayla başlayan bir hayat hikâyesi, artık ne kadar yüce yaradan tarafından takdir edilmişse yine bir selâmlamayla nihayete erer.
Hayat yolculuğu öylesine meşakkatli, öylesine keyifli, öylesine ihlas, öylesine ihtiras ve iştahla yürünen bir yol ki, akla gelen gelmeyen nice nice imkânlar, imkâsızlıklar, kâh gül bahçeleri, kâh susuzluktan kavrulan uçsuz bucaksız çöller beklemektedir dünyaya gelen misafiri...
İptida anne kucağında başlayan serpilme evresi annenin dizi dibinde, gönül tahdında mayalanan hamur misali yine anne eliyle özene bezene şekillenir ve ilk tedrisat alınır. Bu tedrisat ömür boyu bitmez tükenmez bir hazine olarak her başvurulduğunda yol ve yön gösterici olarak dünya misafirinin elinden tutacaktır.
Aklın ve Gönülün Diliyle
Hayat inişli çıkışlı bir seyir izler, aslolan inişlerde sabır, çıkışlarda tevazu esas olmalıdır. Eskilerin deyimiyle "Baki kalan gök kubbede hoş bir sada imiş" Şu ölümlü dünyada hoş bir sada bırakmaktan başka hiçbir şey kalıcı değildir.
Günümüzden yaklaşık 35 yıl önce İstanbul'un Güngören semtinde bir yoğurtçu dükkânın duvarında asılı rastladığım çerçevelenmiş bir yazı o gün bu gündür aklımdan çıkmadığı gibi her bir cümlesiyle tüm zamanları kapsayan umdeler yüklü mesajıyla taptaze, dipdiri günümüze ve geleceğe sesleniyor.
Yazının başlığı "Eski Bir Tapınaktaki Yazıt" Milattan önce 900 yıllarında yazılmış. Bu yazıtın ilahi kutsal bir metin olabileceğine dair tahminlerimi muhafaza ediyorum. Baştan sona samimiyetin şahikası cümlelerden müteşekkil ilahi umdelerle, insana pusula görevi görüyor
Yazının her cümlesini özümseye özümseye okudum ve insanlığın o gün neyse hal-i pür melâli bugün de aynı olduğunu gördüm.
İşte o yazı :
Eski Bir Tapınaktaki Yazıt
"Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çaliş.
Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun, bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma. İçten ol. Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver.
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir hikâyesi vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.
İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen. Hayattaki dayanağın odur.
Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın.
İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma.
Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.
Ve unutma ki insanların Yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsalın tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir. Aşka burun kıvırma sakın. O çöl ortasında yemyeşil bir vahadır. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.
Bu dünyada bırakabileceğin en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme. Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.
Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla.
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.
Ara-sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Bir düşün doğduğun zamanları. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse.
Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin.
Görmeye çalış ki bütün pisliğine rağmen dünya, insanoğlunun biricik güzel mekanıdır."
Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsentius, M.Ö. IX. yy.)
