Vahdettin Yiğitcan

Diyarbakır Annelerini Ziyaret Ettim

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar, geçtiğimiz yıl, Aralık ayının son günlerinde İzmir, Buca Seyfi Demirsoy Hastanesinde tedavi görüyordum.

Hastaneden taburcu olma ihtimalim belirince Malatya'ya dönüş yolunu 
Diyarbakır'a kadar uzatıp, PKK'a karşı en asil ve yürekli direnişi gösteren, evlat nöbetindeki "Diyarbakır Annelerini" ziyaret ettikten sonra Malatya'ya dönüşümü kafamda belirlemiştim. Dönüş güzergahım şöyleydi: İzmir'den Mavi Trenle Ankara, Ankara'dan da Güney Kurtalan Ekspresiyle Diyarbakır... Diyarbakır'a gittikten sonra gerisi kolay demiştim. 

Benim yaptığım yol hesaplamaları, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD)’nİn resmi internet sitesinden aldığım tren kalkış ve varış saatleri dikkate alınarak yapılan masabaşı hesaplar olup tamamen varsayımlar üzerine vardığım sonuçlardır. Yani sizin anlayacağınız herşey yerli yerinde ve yolunda giderse gerçekleşebilecek planlardı yaptığım hesaplamalar... 

İşin Türkçesi evdeki hesaptı benim yaptıklarım.

Nihayet taburcu oldum ve İzmir Basmane'den Ankaraya gitmek üzere İzmir Mavi Trenine bindim. Trenimiz 19.05'de kalktı ve yaklaşık 08.50'de Ankara'da olacağı tahmin ediliyor... Değerli okurlar yol durumu haliyle önceden bilinmezliklerle dolu bir ihtimallerle yüklü.... Haliyle her türlü ihtimali göz önünde bulundurmak lazım gelir. Kabul edilebilir gecikmeler her zaman mümkün...

Ertesi sabah İzmir Mavi treni Ankara Tren Garı'na girdiğinde yaklaşık 45 dakikalık bir gecikmemiz söz konusuydu. Bu gecikmeden herhangi bir zaman kaybım olmadı çünkü, Güney Kurtalan Eksppresinin kalkış saati 11.20... Buna göre önümde kullanabileceğim hayli bir zamanım var.

Ankara Tren Garı ile Hacı Bayram-ı Veli Camii'nin arası çok yakın, taksiciler kısa mesafe diye taksimetreyi açmayıp belirlenen 15 lira gibi sabit bir ücret alıyorlar. Ulus semti Ankara'nın Eminönü gibi bir yer. Günün her saatinde cıvıl cıvıl. Ulus'a gittim döndüm derken Güney Kurtalan Ekspresinin kalkıış saati yaklaştı, ben tekrar Tren Garı'na döndüm ve 1. Peronda yolcularını beklemekte olan Diyarbakır trenine bindim.

İstasyonda beklemekte olan trenler hiç şaşmaz saniyesi saniyesine vaktinde kalkarlar, ne var ki, varış istasyonuna istisnai haller hariç daima gecikmeli ulaşırlar...

Trenimiz Ankara'da vaktinde kaktı kalkmasına ama yolda bir hayli zaman kaybetmiş olmalı ki, 03.11'de Malatya'dan kalkması gereken trenimiz 05.38'de Malatya'ya ancak gelebildi.

Meğerse trenimizin jeneratörü arızalanmış. Bu gecikme biz yolculara çok sıkıntı çektirdi, çok kısa sürede sabahın ayazında kış ortasında vagonda tir tir titreyerek trenin yeniden hareketini bekledik. 

Nihayet trenimiz sabahın 07.38'inde 4.5 saatlik bir gecikmeyle kalktı...
Benim gün içerisindeki Diyarbakır planlarımın tamamı anlamını yitirdi. Aynı gün Malatya'ya dönme planım suya düştü.

Trenimiz sabah 9.45 gibi Diyarbakır'da olması gerekirken ancak14.00 sularında Diyarbakır'a gelebildi.

Büyük Bir Hayal Kırıklığı

Diyarbakır'daydım ama tüm planlarım da ters yüz olmuştu.

Tren garı bölgesinden Şehir Merkezi Balıkçılar Başı semtine gitmek üzere bir minibüse bindim. Çok uzak sayılmayan bir mesafede bulunan çarşı çok kalabalık ve hareketliydi. Tevafuk bu ya önünde indirildiğim durağın Turgut Özal Yeraltı Çarşısı olduğunu öğreniyorum. Ayağımın henüz iyileşmeyen yarası nedeniyle yeraltı çarşısını görmek nasip olmadı...

Melik Ahmet Caddesi üzerinde bulunan küçük ancak çok temiz bir otele yerleştim, bu gece Diyarbakırlıyım...

Hiç zaman kaybetmeden Diyarbakır Annelerini ziyaret etmek için Siteler'den geçen minibüse bindim...

HDP İl Binası'nın önüne geldiğimde vakit hayli geç olduğu için Evlat Nöbetindeki Anneler ertesi gün tekrar toplanmak üzere dağılmışlardı...

Onca zahmete katlanarak gittiğim yoldan gerisin geri geri döndüm. Sağlıklı yürüyemediğim için UluCami'yi ve Cahit Sıtkı Tarancı'nın Müzeye dönüştürülen evini görmek mümkün olmadı.

Geç vakte kadar otel görevlisi arkadaşla Diyarbakır ve ülkemiz üzerine tezgahlanan oyunları konuştuk...

Ertesi gün henüz daha kahvaltı yapmadan ben tekrar Siteler Minibüsüne binerek Diyarbakır Annelerinin yanına gittim.

Sabah olduğu için henüz geliyorlardı, Beni bir bayan polis karşıladı, kendimi tanıttım ve ziyaretimin amacını aktardım.

Müsaade ettiler ve çadıra geçtik, Çadırın her iki yanı devasa Türk Bayraklarıyla süslenmişti. Çadırda yerini alan annelere kendilerine destek olmak amacıyla İzmir'den yola çıkarak Diyarbakır'a geldiğimi söyledim. Çok memnun olduklarını belirttiler.

Bir de çadırda ziyaretime ilişkin hatıra fotoğrafı çektirdik...

Annelik Hiçbir Şeye Benzemez

PKK denilen gözüdönmüş terör örgütü yaklaşık kırk yıldır bu millete kan kusturuyor... Bu millet derken de asla ırk temelli bir topluluktan söz etmiyorum...

İnanç birlikteliğinin kaynaştırdığı millet kavramından bahsediyorum. Ülkemizin her kesiminde doğusunda, batısında, güneyinde ve kuzeyinde, insan zenginliğimizi oluşturan bütün kesimler özgürce ve sorgu sualsizce yaşarlar... 

PKK denilen maşa örgüt öncelikle Kürtleri hedef tahtasına oturtarak 1984 yılında ilk kanlı katliamını Siirt'in Eruh İlçesinde gerçekleştirdi.
PKK yaklaşık kırk yıldır dağa insan kaçırarak kendisine insan kaynağı sağlıyor. Bu durum 3 Eylül 2019 yılına kadar adeta kan yutularak sineye çekildi...

Dağdaki PKK'nın siyasi ortamdaki uzantısı HDP denilen sözde Halkların Demokratik Partisi, hiçbir zaman PKK'nın müsaadesi dışına çıkmadı.

3 Eylül 2019'da, Diyarbakır Anneleri olarak kendilerini adlandıran bir grup anne HDP'nin Diyarbakır İl Binası'nın önünde çadır açarak çocuklarını dağa kaçıran HDP'den çocuklarını istemeye başladılar. 

Kürt annelerin başlattığı bu durum PKK'nın ve HDP'nin asla hayal dahi edemeyecekleri bir içeriden başkaldırıydı...

PKK'a açılmış bu isyan bayrağı çok kısa sürede dalga dalga yayılmaya başladı...  Bu başkaldırı ile başlatılan dağdaki çocuklara "Yuvanıza Dönün" çağırısı bugün için 34. meyvesini vermiş durumda...

Bin yıldır vatan kıldığımız ve bağrında yaşadığımız bu toprakların maliyeti aziz şehit kanları ve annelerin gözyaşları oldu ve olmaya devam ediyor.

Benim hasta halimle trenle ikibin kilometre yol katederek büyük bir heyecanla Diyarbakır Anneleri'ni ziyaret etmem her şeyden önce kendime karşı hissettiğim vicdani bir sorumluluktu... Daha da önemlisi elleri öpülesi o annelere yanınızdayız, yalnız değilsiniz selamıydı...

Yazarın Diğer Yazıları