Değerli okurlar,
Sağır sultanların hüküm sürdüğü 90 milyonluk bir memleketin sesi soluğu kısılmış birer vatandaşlarıyız...
Adeta bir masal ülkesinde olan bitene karşı çaresizce tepkisiz yaşıyormuşuz gibi bir hisse kapılmamak mümkün mü ülkemizde...
Tek parti döneminin dikta yönetimine karşı direnen şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek 1946 yılında çıkarmış olduğu Büyük Doğu Dergisinin kapağına kocaman bir kulak resmi koydurmuş ve "Başımıza Kulak İstiyoruz" diyerek Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü ve yönetimini hem hicvetmiş hem de halka kulak tıkayarak acil çözüm bekleyen sorunlara ehemmiyet vermediklerini eleştirmişti.
O gün ve yıllarda Rahmetli Necip Fazıl'ı isyan ettiren sebepler bugün de bizleri isyana sevk ediyor.
Şüphesiz ki dünya genelinde ülkeler arasında bir karmaşa hakim. Biti kanlanan devletler dişlerini bilemiş ve bir diğerini yok etmek için ellerinden geleni fazlasıyla yaparak hınçlarını birbirlerinden esirgemiyorlar. Haliyle ülkemiz de bu cenderenin altında ve zor günlerden geçiyoruz.
Ancak itibar adı altında ülke yönetimini elinde bulunduran kadroların har vurup harman savurmaları da işin en vahim tarafı.
Necip Fazıl'ın kulak arayışını bizim de talep etmemiz arasında paralellik kurmamız kadar doğal başka bir seçeneğimiz de yok...
Sözün tam burasında Necip Fazıl hayranlarına da afilli bir selam çakmış olalım...
Bizim gibi az gelişmiş ülke yöneticileri görgüsüz olmaları nedeniyle "itibar kompleksi"nden ötürü şatafatı marifet zannederek itibar kazanacakları vehmine kendilerini kaptırıyorlar...
Tıpkı Osmanlı Devletinin iflas halinde çöküş döneminde "itibar hırsı ile" borç harç yaptırdıkları Dolmabahçe Sarayı'nın beş milyon altına mal olmasını bugün biz nasıl içimiz sızlayarak okuyorsak, bugün de Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin günlük masrafının 2023 yılı Eylül ayı itibariyle 15 milyon Türk lirası olmasını yarınki kuşaklar içleri sızlayarak okuyacaklar.
Malatya'nın da Kulakları Tıkalı
Değerli okurlar,
Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek ülkemizin despot yönetimine karşı tek kişi olarak verdiği mücadelenin bir benzerini bu kez biz kendi şehrimiz Malatya'da vermek zorunda bırakılmışız, bakar mısınız hayatın garip tecellisine!...
Laf sırası gelipte söz Necip Fazıl'dan açılınca vatandaşına kulağını tıkayan sözde yöneticiler senden benden fazla Necip Fazıl'cı kesilirler... Şimdi tarihin tarihi hatırlatması ile onlara başlarındaki kulaklarını kullanmalarını öneriyorum.
Şehrimiz 2023 Şubatında yaşadığımız depremlerle yerle bir oldu...
Yüz binlerce insanımız evinden, yurdundan, yuvasından oldu. Şu an yüz binlerce insanımız başka şehirlerde, yüz binlerce insanımız konteynerlerde yaşam mücadelesi içerisinde, şehirlerinin yeniden toparlanıp inşa edilmesini bekliyorlar...
Diğer yanda şantiye alanına çevrilen Malatya'da her kafadan ayrı bir ses çıkıyor.
Ne bir insicam, ne de bir söz sahibi bir insan çıkıyor karşımıza. Mübareklerin tamamı karnından konuşuyor. Kimsenin bir söylediği bir diğer söylediğini tutmuyor.
Rezerv Alan diye bugün açıklanan yerler bir sonraki gün değiştiriliyor. Şehir yaz-boz tahtasına çevrildi.
Söğütlü Camii'nin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmiş midir?
Diğer yanda Saray ve Tekke Camii'lerine sahi ne oldu? Şehir planlamasının neresinde yer alacaklar?
Korkarım çocukluğumun masal şehri Malatya, mevcut sağır, dilsiz ve daha da acısı beceriksiz milletvekilleri ve yöneticiler eliyle yürütülen inşa süreci sonunda devasa bir betondan labirent bulmacasına dönüştürülmüş olarak karşımıza çıkacak.
Sözün hasılası, biz ne dersek diyelim, adamlar kafalarına koyduklarını santimetresi şaşmaksızın harfi harfine gerçekleştirecekler...
Rahmeti Rahmana kavuşan Sevgili Üstad Necip Fazıl, sen vaktiyle muarızlarına karşı "Başımıza Kulak İstiyoruz" demiştin ve haklıydın.
Biz ise şimdi, seni sözde üstad kabul edenlere senin "Başımıza Kulak İstiyoruz" sözlerinle itiraz ediyoruz...
Ruz-u Mahşerde bunların yakasına yapışman ümidimizle...