Nevzat Kaya

Allah'ı Unutan, Kendini de Unutur

Nevzat Kaya

Geçen gün Haşr Suresi’ni okurken bir ayet bu defa zihnime başka türlü takıldı. Oysa bu ayeti daha önce defalarca okumuş, dinlemiş ve üzerinde düşünmüştüm. Fakat bazı ayetler vardır aynı ayeti yıllarca okursunuz da bir gün gelir, sanki ilk defa karşınıza çıkmış gibi olur. Kelimeler aynı kelimelerdir ama insanın zihninde bıraktığı iz değişir. Haşr Suresi’nin 19. ayeti de bu defa beni özellikle “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu” ifadesi üzerinde uzun uzun düşündürdü. İnsan Allah’ı nasıl unutur? Daha da önemlisi Allah’ı unutunca insan kendisini nasıl unutur?

Ayet meali şöyle :

“Allah’ı unutup da bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu, dolayısıyla fayda ve zararını bilmeyen kimseler gibi olmayın. Onlar, büsbütün yoldan çıkmışların ta kendileridir."

Allah’ı unutmak nasıl bir şeydir?

Sadece Allah’ın varlığını inkar etmek değildir. İnsan Allah’a inandığını söylediği halde O’nu hayatının dışında bırakabilir. Günlerini Allah’ı hiç hesaba katmadan yaşayabilir. Kazanırken, harcarken, karar verirken, ilişkilerinde, yalnızlığında ve tercihleriyle ilgili hiçbir zaman “Allah bundan razı mı?” diye sormayabilir.

İşte asıl unutma budur.

Bazı insanlar için Allah’ı ve ölümü hatırlamak adeta rahatsız edici bir şeydir. Bir cenaze görür, birkaç dakika düşünür, sonra hayatın telaşına geri döner. Ölüm kendisine değil, hep başkalarına aitmiş gibi yaşar. Hatta Allah’ı, ahireti ve ölümü düşünmemek için kendisini sürekli meşgul eder. Çünkü bunları düşündüğünde hayatının hesabını vermek zorunda kalacağını hisseder.

Oysa düşünmemek gerçeği ortadan kaldırmaz.

Ölümü konuşmamak ölümü geciktirmez. Ahireti unutmak ahireti yok etmez. Allah’ı hayatın dışına çıkarmak da insanı sorumluluktan kurtarmaz.

Bugün bazı çevrelerde “Hiçbir şeyin anlamı yok, insan sadece yaşadığı hayattan ibarettir” düşüncesi bir hayat felsefesi gibi sunuluyor. Fakat insan Allah’ı hayatından çıkardığında aslında boşlukta kalmıyor, başka şeyleri ilah edinmeye başlıyor. Kimi parayı, kimi makamı, kimi şöhreti, kimi nefsinin arzularını hayatının merkezine koyuyor.

Çünkü insanın mutlaka bir yönü, bir amacı ve bir ölçüsü vardır.

Allah’ı merkeze almayan hayatın merkezini çoğu zaman dünya doldurur.

Asıl tehlike de burada başlıyor.

İnsan Allah’ı bir günde unutmaz. Küçük ihmaller zamanla büyük bir uzaklığa dönüşür. Bir gün ertelenen ibadet, küçümsenen bir günah, önemsenmeyen bir kul hakkı, “Bir şey olmaz” diyerek geçiştirilen bir haram… Derken insanın kalbi alışır. Önceden rahatsız olduğu şeyler sıradanlaşır.

Ve insan, farkına varmadan kendisine yabancılaşır.

Haşr Suresi’nin ayeti tam da bu noktada insanı sarsıyor:

“Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturması…”

Demek ki Allah’ı unutmanın karşılığı yalnızca ahirette görülecek bir sonuç değildir. İnsan dünyada da bunun bedelini ödeyebilir.

Kendisini neden yarattığını unutur.

Nereye gittiğini unutur.

Ölümü unutur.

Hesabı unutur.

Kulluğunu unutur.

Dünyayı amaç, kendisini de yalnızca bu dünyanın insanı zannetmeye başlar.

Belki de insanın başına gelebilecek en büyük musibetlerden biri budur. Kendisini kaybettiğinin farkında olmadan yaşamak.

Allah’ı unutmak özgürlük değildir. Aksine insanın kendi hakikatinden uzaklaşmasıdır.

Çünkü insan Rabbini unutunca bir süre sonra kendisini de unutuyor.

Bu nedenle ayet sadece başkalarını suçlamak için okunacak bir ayet değildir. Her birimizin kendisine dönüp bakması gereken bir aynadır.

Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

Allah benim hayatımda gerçekten ne kadar var?

Kararlarıma ne kadar yön veriyor? Günah işlerken O’nu hatırlıyor muyum? Bir haksızlık yaptığımda hesabını vereceğimi düşünüyor muyum? Bir cenazede kendi sonumu görebiliyor muyum?

Yoksa Allah’ı sadece dilimde mi taşıyorum?

Çünkü mesele Allah’ın varlığını bilmekten daha büyük bir meseledir.

O’nu hayatında hatırlamak…

İnsanın kendisini unutmaması da buna bağlıdır.

Yazarın Diğer Yazıları