Kızım…
Geçen gün seni gelin ettik.
Bir babanın hayatındaki en zor ve en gururlu anlardan biridir evladını elinden tutup yeni bir hayata uğurlamak. İnsan o an yılların nasıl geçtiğini bir kez daha anlıyor.
Daha dün gibi…
Elinden tuttuğum, üzerine titrediğim küçücük bir kız çocuğuydun. Şimdi ise kendi yuvana, kendi hayatına, kendi bahtına doğru kanat çırptın.
Bir anne kuş yavrusunu kanatlarının altında büyütür, korur, besler, uçmayı öğretir. Ama bir gün yavrusunun uçabilecek kadar büyüdüğünü anlar ve onu yuvada tutmaz.
Bırakır…
Çünkü artık kendi kanatlarıyla uçma zamanı gelmiştir.
İşte kızım, senin için de o gün geldi.
Biz seni büyüttük, elimizden geldiğince hayata hazırladık. Şimdi kendi yuvanı kurdun. Bundan sonra hayatının başka bir dönemi başlıyor.
Seni uğurlarken bir baba olarak içimde hem tarifsiz bir gurur hem de kelimelere sığmayan bir hüzün vardı. Boğazıma kocaman bir düğüm oturmuştu. Yutkunamıyordum. Sanki yıllardır içimde biriktirdiğim bütün duygular, gözlerimin ardında birbirine karışmıştı. Birisi omzuma dokunsa deniz misali boşalacaktım. Kendimi zor tutuyordum. Sana bakıyor gözlerimde büyüttüğüm o küçük kız çocuğunu görüyordum. Elinden tuttuğum, düştüğünde kaldırdığım, üzüldüğünde teselli ettiğim kızım şimdi kendi hayatına doğru yürüyordu.
İşte insanın babalık dediği şey tam da böyle bir imtihanmış. Büyütüyorsun, koruyorsun, üzerine titriyorsun, sonra bir gün bütün sevgini içine gömüp onu kendi kanatlarıyla uçarken seyrediyorsun. Gitmesini istemeyen bir kalbin oluyor ama kalmasını istemenin onun hayatına haksızlık olduğunu da biliyorsun.
O gün sana belki bir ömür boyunca hatırlamanı istediğim birkaç nasihat söyledim. Şimdi o sözleri bir kez daha buraya bırakmak istiyorum. Belki yarın senin için bir hatıra, belki de evliliğe adım atan başka gençler için bir yol işareti olur.
Kızım…
Eşini insanların içinde asla küçük düşürme.
Bir insanın eşinin diliyle başkalarının yanında değersiz hissetmesi kadar kırıcı çok az şey vardır. Eşinle ilgili bir sıkıntın varsa bunu başkalarının önünde konuşma. Onu arkadaşlarının, akrabalarının, ailesinin yanında mahcup etme.
Onu onurlandır, gururlandır.
İnsan en çok sevdiği insanın gözünde değerli olmak ister.
Eşine sevgini sadece kalbinde taşıma, göster. Bir tebessümle, güzel bir sözle, küçük bir ilgiyle… Bazen insanın bütün gün taşıdığı yorgunluğu tek bir güzel söz alıp götürür.
Evinizden sevgiyi, merhameti ve iyiliği eksik etmeyin.
Ve sakın unutma! Evlilikte her şey konuşulmaz, bazı şeyler saklanır.
Evlilikte her şey herkesle paylaşılmaz. Eşinle aranızda kalan bazı özel meseleleri, hisleri ve konuşmaları kendi yuvanızın sınırları içinde tutmayı bil.
Her yaşadığınızı annenle, babanla veya arkadaşlarınla paylaşma. Çünkü evlilik, iki insanın birbirine emanet ettiği özel bir dünyadır. O dünyanın kapısını herkese açmak yerine, birbirinize ait olanı korumayı bilin.
Unutma kızım! Yuvayı sadece kurmak değil, yuvanın mahremiyetini korumak da evliliğin güzelliklerindendir.
Konuşun. Dinleyin. Birbirinizi anlamaya çalışın.
Ne onun anne babasını ne de bizi evliliğinizin her meselesine ortak etmeyin. Çünkü iki kişinin arasındaki küçük bir mesele, üçüncü kişilerin diline düştüğünde büyür, dedikoduya dönüşür.
Yuvanın sırrını yuvada tutmayı bilmek de evliliğin bir parçasıdır.
Kızım, evinin yükü büyük ölçüde senin omuzlarında olacak.
Okulun var, yoğunluğun var, yorulacaksın. Eşin elbette sana yardımcı olacak, olmalı da. Ama evin düzenini kurmak, onu sıcak ve huzurlu bir yuvaya dönüştürmek konusunda senin gayretin çok önemli.
Çünkü bir ev vardır, bir de yuva…
Evi duvarlar yapar, yuvayı ise insanlar.
Sabah eşini huzurla işine gönder. Akşam kapıdan girdiğinde onu güler yüzle karşıla.
Evlilik biraz da bazı şeyleri yutmayı, bazı sözleri söylememeyi, bazı meseleleri zamana bırakmayı bilmektir.
Kocanı sevgiden mahrum bırakma kızım.
Sevgi gören insan yuvasına bağlanır. Değer verirsen değer görürsün.
Elbette evlilik sadece kadının sorumluluğu değildir. Eşin de seni sevecek, sana saygı gösterecek, yükünü paylaşacak. Fakat sen de kendi üzerine düşeni yapacaksın.
Çünkü evlilik iki insanın birbirine emanet olmasıdır.
Bir de diline dikkat et kızım.
Dil insanı rezil de eder, vezir de.
Tatlı söz evin havasını değiştirir. Sert bir söz ise bazen yıllarca kapanmayan yaralar açar.
Güzel konuş. Tatlı konuş. Ama en önemlisi, doğru zamanda konuşmayı ve gerektiğinde susmayı bil.
Ve bütün bunların üzerinde bir şey var:
Allah'ı unutmayın.
Namazından taviz verme. Evinizi Kur'an'sız bırakma. Kur'an'ın sesini, duasını ve bereketini evinizden eksik etme. Eşini de namaza teşvik et. Birbirinizi Allah'a yaklaştırın.
Çünkü bir evde para olabilir, eşya olabilir, imkan olabilir, ama Allah'ın adı yoksa o evin huzuru eksik kalır.
Örtünden vazgeçme.
İffetini, namusunu ve onurunu koru. Dünyanın ne söylediğine değil, Rabb'inin senden ne istediğine bak.
Ve kızım, sana bir şeyi özellikle söylemek istiyorum:
Benim kapım sana her zaman açık.
İstediğin zaman gelirsin. Yersin, içersin, misafir kalırsın. Burası senin çocukluğunun evidir ve kalbimizdeki yerin hiçbir zaman değişmez.
Ama artık burası senin asıl yuvan değil.
Senin kapın artık eşinin kapısıdır.
Çünkü biz seni kendimize bağlı kal diye büyütmedik. Kendi yuvanı kur, kendi hayatını yaşa diye büyüttük.
Biz gerektiğinde yanında olacağız. Ama hayatını bizim evimizin etrafında değil, kendi yuvanın içinde kuracaksın.
Mutluluğu da parada arama kızım.
Elbette çalışın, kazanın, imkanlarınızı artırın. Ama çok paranız olduğunda çok mutlu olacağınızı sanmayın.
Para bir araçtır.
Para size hükmederse hiçbir zaman yetmez, siz paraya hükmederseniz hayatınızı kolaylaştırır.
Mutluluğun asıl kaynağı sevgide, saygıda, huzurda ve kanaattedir.
Hayat çok kısa.
Bugün 22 yaşındasın. Bir bakmışsın 42 olmuşsun. Sonra 62…
Zaman insanın elinden su gibi akıp gidiyor.
Şimdi hayatının ikinci büyük dönemine geçtin. Önünde uzun bir yol var. Belki çocukların olacak. Onların sevinçleriyle sevinecek, dertleriyle imtihan olacaksınız.
Sonra onlar da büyüyecek.
Ve belki bir gün sen de benim gibi kapının önünde durup kendi çocuğunun arkasından bakacaksın.
İşte o zaman bugün söylediklerimi daha iyi anlayacaksın.
Ben seni dün gelin ettim kızım.
Ama aslında seni bir evden başka bir eve göndermedim.
Seni hayata gönderdim.
Kendi yuvanı kur diye…
Kendi mutluluğunu inşa et diye…
Kendi imtihanını ver diye…
Kendi hikayeni yaz diye…
Şimdi kanatların güçlü.
Yuvan hazır.
Rabbim yolunu açık etsin.
Eşinle birbirinize yük değil, omuz olun. Birbirinizin kusurunu örtün, sevginizi çoğaltın, saygınızı kaybetmeyin. Yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda, “İyi ki birbirimizi seçmişiz” diyebileceğiniz bir ömür yaşayın.
Benim sana son nasihatim şudur kızım:
Yuvanı sevgiyle kur, merhametle büyüt, sadakatle koru ve Allah'ın adıyla yaşat.
Gerisini birlikte halledersiniz.
Allah yuvanızı huzurlu, ömrünüzü bereketli, yolunuzu hayırlı eylesin.
Yuvanızdan sevgi, sofranızdan bereket, kalbinizden iman eksik olmasın.