Nesibe Aldemir

Z/AMANSIZ

Nesibe Aldemir

 Zamanın yetersizliğinde buluruz bahaneyi, kendi açığımızı kapatmak istediğimiz çoğu zamanda. Onun yetersizliğinden şikâyet eder, hızlı akışına ah vah deriz…

 Zamanın içinde kaybolan anları göremez veya görmek için gayret sarf etmeyiz. Şöyle ki tohumun toprakta dem vurup ağaca uzanan yolcuğunu hesaba katmadığımız gibi. 

Tohum, günden güne bırakır kendini toprağın suyla ıslanmış nemine. Ardından zamanla çatlar ve gösterir içindeki mahareti. Yavaş yavaş ve zamanla büyür. Başını hafifçe kaldırıverir toprağın üzerinden. Ve güneşi selamıyla içini sarar bir umut ışığı. Büyümek ve yeşermek artık kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü inanmıştır buna tüm yüreğiyle ve zamanın her anına şahitlik ederek yaşar hayatı. Anı bütün zerrelerinde hisseder. 

 Bu hisle başlar tohumun hikâyesi. İnanç, azim, sabır ve zamanın değerini bilmek… Belki de bu güzelliklerin içinde gizlidir, ağaç olmanın ve zamanla gölge verecek şekilde büyümenin sırrı. 

 Kollarını güneşe açıp yeşilin en canlı tonlarıyla güzelliğini sessizce haykırmak zamanın en tatlı meyvesidir. Gölgesinde insanların serinleyip derinlere indiği koca bir ağaç olmak. Zamana yenik düşmeyip anı yakalayanların ereceği bir huzurdur. Bu huzura mahzar olmak zamana sıkıca tutunmaktan geçer.

 Günlük, haftalık, aylık ve yıllık planlara giden yol andan geçer. Bu nedenle anı kaçıran yıllarını hatta hayatını kaçırır. Onu elimizde tutmayı başarabilirsek o zaman anlayacağız zamanın kıymetini. 

 Öyle ya zaman kıymetli olmasaydı Asra yemin etmezdi İlahi Kelam. Geçen ömrünün geçmişliğine yanmazdı koca çınarlar. O halde nereye erteliyoruz ve öteliyoruz hayatı? Bir senet imzalayıp da garantiledik mi bu aldatıcı dünya hayatında yıllar yılı kalacağımızı. Zamansız dediğimiz ölümleri ne ara kaldırdık rafa? Uzaktı ölenlere de ölüm. Ve zaman çoktu daha. İyiye ve iyiliğe dair ne varsa hep sonraya erteliyorduk. Sonrası yoktu geçen anın ve zamanın. 

 Velhasıl zamanı ziyan ederken ömrünü de ziyan ediyor insan. Günü günün üzerine ayı ayın üzerine yılı da yılın üzerine ekliyordu. Ardından “Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım” deyip derin bir ah çekiyor. Yine ah vah ederek anı ziyan ettiğinden habersiz. 

 K/aldığı yerden başmalı insan. Düştüğü yerden hızlıca kalkmayı bilmeli. Çünkü kaybedecek vakti yok. Fani dünyanın ani kayıplarından en hızlısıdır zaman. Öyle ki kaygan bir zeminde akar saniyeler… Ardından yetişir dakikalar, saatler… Güneş batar, gün biter. Ve insanın bir saniyeyi dahi olsun geri getirmeye gücü yetmez. O halde sarılmalı zamana. İçinde olmalı anın. Tutmalı elinden saatlerin. Birlikte olmalı ve birlikte akmalı onunla. Ama ve keşkeleriyle vedalaşmalı insan… Z/amansız bahanelerinin ötesindeki kapıyı aralamalı. Ve görmeli güneş bugün de üzerine doğuyor. Bugün de senin güzel insan. Anını güzellikler ve iyiliklerle doldur ki heybendeki ağırlık yarın seni hafifletsin vesselam…

Yorumlar 2
Halil Mutlu 16 Şubat 2022 22:50

Cok guzel yazmissin yegen yuregine eline saglik basarini her zaman taktir ediyorum

Temel kaptaner 5323639900 16 Şubat 2022 21:52

Velhasıl zamanı ziyan ederken ömrünü de ziyan ediyor insan.(bu cümleniz harikaydı)

Yazarın Diğer Yazıları