Nesibe Aldemir

Bir Adam Yaratmak

Nesibe Aldemir

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in kaleminden sinemaya uyarlanan “Bir Adam Yaratmak” filmini izlemek nihayet nasip oldu. 1 Mayıs tarihinde vizyona giren film Malatya’da, tek seans ve geç saat olarak gösterimdeydi. Ayrıca çok kısa süre vizyonda kaldı. Hakkettiği değeri göremedi ne yazık ki. İzleyici tarafından görmediği ilgiden midir bilinmez böyle kaliteli yapımlar gölgede kalıyor maalesef.

Filmin yapımcısı ve yönetmeni olan Murat Çeri, oldukça başarılı bir esere imza atmış. Son zamanların yerli sinema yapımları içerisinde oldukça üst bir yere konulacak bu nadide eser, düşünen ve bir derdi olan herkes için izlenilmesi ve üzerine saatlerce konuşulması gereken bir yapım. Engin Altan Düzyatan’ın muhteşem oyunculuğuyla hayat bulan Hüsrev karakteri, düşünmek denilen çileli bir yükün altında ezilirken hakikate ve varoluşa giden sancılı yolu adım adım içimize işliyor. İnsanın içindeki o sonsuzluk çağrısına ve ölümsüzlük duygusuna kulak kesilen Hüsrev’in arayışı, bitmek bilmeyen bir sancıya dönüşüyor. Filmi izlerken düşünce dünyasının okyanusunda çırpınır hale gelen izleyici içindeki o derin dünyaya unutulmaz bir yolculuk yapıyor. Fikir insanı olan Üstat Necip Fazıl’ın felsefesini ve sancısını yansıtan Bir Adam Yaratmak, insanın etten ve kemikten ibaret olmadığına vurgu yapıyor. Düşünmenin, düşünerek yaşamanın, bilincin ve fikir sahibi olmanın önemine vurgu yapan eser, düşünceyi her şeyin üstünde tutuyor. İzlerken zihni yoran bir film olmasının sebebi de buradan geliyor. Yaşadığımız çağın haz ve hız çağı olması sebebiyle düşünmek çok gereksiz bir eylemmiş gibi geliyor çoğumuza. Elimizdeki telefonla saatlerce kaydırdığımız videolardan ve görüntülerden aldığımız kısa süreli hazlarla yetinmeyi tercih ediyoruz. Zihnimiz, kalbimiz ve dahi ruhumuz çeşitli kıskaçlarla sıkıştırılmış durumda. Bu sebeple hislerimiz de zarar görüyor. Değerlerimizden, kendimizden yalıtılmış bir hayatı yaşamak normalimiz olma yolunda. İnsanın insanla olan teması azalmakta. Düşünmek dediğimiz denizin kıyısına uğrayanımız yok. Fazla düşünmenin hastalık olduğu inancımız da pekişmiş durumda. Oysa Hüsrev, düşünmek ve düşünceleriyle çıktığı meşakkatli yolculuktaki anlam arayışından yediği deli damgasına rağmen vazgeçmiyor. Çünkü Hüsrev, içindeki derin kuyudan gelen o sese kulak veriyor. Bizler ise o sesleri kısmak için adeta birbirimizle yarışıyoruz. Hüsrev’in etrafındakiler onu anlamakta güçlük çekseler de o kendini ve varoluşunu anlamaktan vazgeçmiyor.

Filmin içindeki sahneleri anlatmak ve merakınıza gölge düşürmek istemem. Ama üzülerek ve eleştirerek söylüyorum ki böylesine emek verilerek hazırlanan bu kaliteli yapımın sinemalarda bizler tarafından gereken ilgiyi ve değeri görmemesi büyük kayıp. Özellikle öğrencilerin, öğretmenlerin, gençlerin ve insan olmakla ilgili bir derdi olanların izlemesini arzu ettiğim film, ne acı ki görmesi gerektiği ilginin çok çok altında bir değer gördü. STK’ların, okulların, üniversitelerin kitleler halinde izleyip üzerine değerlendirmeler ve yorumlar yapması gereken filmi en kısa zamanda izlemenizi tavsiye ederim. Bizler gösterimden kaldırılmasına rağmen filmin yapımcı ve yönetmeni kıymetli Murat Çeri’nin aracığıyla yeterli sayıyı tamamlayarak seans talebinde bulunduk ve filmi izledik. Ayrıca Murat Çeri’nin katımıyla gerçekleştirdiğimiz çevrimiçi programla filmin değerlendirmesini de yaptık.

89 yıl önce tiyatro eseri olarak Üstat Necip Fazıl tarafından kaleme alınan eseri bugün beyaz perdeye taşıyarak bizlerle buluşturan yapımcı ve yönetmen kıymetli Murat Çeri’ye, Hüsrev’i oynamak yerine adeta yaşayan değerli oyuncu Engin Altan Düzyatan’a teşekkür ediyorum. Böylesine kaliteli yapımların sayısının artmasını ve gerektiği değeri görmesini umut ediyorum vesselam…

Yorumlar 1
Erman 17 Haziran 2026 13:03

Eline yüreğine sağlık

Yazarın Diğer Yazıları