Mehmet Zeki Dinçarslan

Dijital Amnezi

Mehmet Zeki Dinçarslan

Geçen haftaki yazımda size Massachusetts Institute of Technology’de yayınlanan bir makaleden bahsetmiştim. 54 denekle yapılan bir araştırma yoğun internet ve yapay zeka kullanımının insan beyninde bıraktığı etkileri incelemiş. Geçen hafta prefrontal korteks zayıflamasının beyinde bıraktığı kalıcı hasarlardan bahsettim. Bu hafta da aynı makaleden çıkardığım Hipokampus’la ilgili bilgileri vereceğim sizlere.

Hipokampus, beynin iç kısmında bulunan, hatırlama merkezi olarak görev yapan bir merkez. Yoğun internet kullanımında bu bölümde de zayıflamalar meydana geliyor. Hipokampus, hatırlama, içselleştirme ve geri çağırma gibi kritik süreçleri yöneten bir bölge. Buranın zayıflaması kişilerin günlük yaşamlarında çeşitli sorunlarla karşılaşmalarına sebep oluyor. Biz tabi ki bireyden ziyade toplumla ilgileniyoruz. Kişilerin çoğunda bu tür zayıflamalar meydana geldiği zaman durumun toplumsal etkilerinin de olacağı aşikâr.

Hipokampus’taki zayıflamaların ilk belirtileri kısa süreli bellek sorunları. Kısa süreli bellek, son olayları veya alınan bilgileri depolar. Buradaki zayıflama ile hatırlama güçlüklerine sebep olur. Aynı şekilde uzun süreli bellek sorunları da bu zayıflama ile ortaya çıkar. Kendinize ve çevrenize bir bakın şimdi. Yeni yaşanmış olan olayları bile hatırlamakta güçlük çektiğiniz oluyor mu? Etrafınızdaki insanlardan “son zamanlarda her şeyi unutmaya başladım” gibi sözler duyuyor musunuz? Hatırlamaya çalıştığınız her bilgi için eliniz telefona gidiyor mu? Kişisel yaşamlarınızdaki bazı şeyleri ise komple unuttuğunuzu fark ediyor musunuz? İşte bunların hepsinin kaynağı elinizden düşürmediğiniz o telefonlar. Bilgiye erişim için sürekli kullanılan telefonlar, “Google” aramaları bir yandan hayatı kolaylaştırırken diğer yandan hafıza merkezinize önemli hasarlar veriyor. Yıllarca öğrendiğiniz bilgiler bile yavaş yavaş unutulmaya yüz tutuyor.

Navigasyon kullanımı bu durumu çok net bir şekilde gösteriyor. Bir yerden bir yere gidecekken, bir yeri bulmak için sürekli navigasyon kullanır hale geldik. Doğal yön bulma becerimiz yok oluyor. Beyin ağı aktivasyonu gittikçe azalıyor. Navigasyon olmadan yol bulamaz, bir yerden bir yere gidemez hale geliyoruz. Görüntüde navigasyon kullanımı konforlu gibi dursa da gerçekte olan bir insani özelliğin giderek yok olmasıdır.

Bireysel olarak durum böyleyken toplumsal açıdan duruma baktığınız zaman durum daha da vahim hale geliyor. Yıllarca birikmiş olan bilgilerin yok olmaya yüz tutması söz konusu. Önemli işler yapan kişilerin sadece kendilerinde bulunan bilgileri yavaş yavaş unutması, toplumun kümülatif belleğinin yavaş yavaş yitirilmesi sonuçta geleneği olmayan, bilgi birikimi olmayan, hafızasız bir topluluk yaratacaktır. Ortak toplumsal hafızanın silinmesi, birbirine bağlılığı pamuk ipliğine bağlı ve her şeyi çok çabuk unutan bir güruh meydana getirecektir. Düşünsenize, yanı başımızda bir savaş olurken bile telefonu şöyle bir elimize alıp endişeleniyor bıraktığımız anda gerisini hatırlamıyoruz. Her şeyi hızlıca unutan bir güruh haline dönüşmüşüz. Gazze’de neler olduğunu net olarak anlatabilecek kimse var mı aranızda? Şu anda neler oluyor? Bir ara haberlerde çok gördüğünüz katliam haberlerini hızlıca unutmadınız mı? Şu anda neler olduğunu bilen var mı? ABD-İran savaşı ne aşamada? Hızlıca unutup basit-gündelik hayatlarımıza dönüyoruz. Toplumumuzun içinde haksızlıkların karşısında durabilecek bir “isyan” duygusundan kırıntı bile kalmamış. Allah korusun, ülkemizin başına bir saldırı gelecek olsa bizi ne bir araya getirecek? Ellerimizden düşürmediğimiz telefonlar sanki insan elbiselerimizi çıkarıp bize robot elbiseleri giydirmiş gibi.

Eskiden, bir mahallede cenaze olduğu zaman insanlar evlerinde televizyon-radyo açmaz, yüksek sesle müzik dinlemezdi. Bu yaz yaşadığınız yerde bir sokakta cenaze çadırı varken diğer sokakta düğün yapanların davul çalmalarına kaç kere şahit olduğunuzu not alın lütfen. Anlık zevklere odaklanmış, ahlaki olanı gözden kaçıran bir topluluk olmuşuz. Hipokampus bilginin sadece pasif olarak tüketilmesini değil aynı zamanda rasyonel bir süzgeçten de geçirilmesini sağlıyor. Yapay zekâ ve internet aramaları anlamsal bütünleşmeyi meydana getirmemize engel oluyor. Yan sokaktaki taziye çadırını görmesine rağmen on dakikalık davul çalma etkinliğinden vazgeçemeyen insanların sorunu, durumu rasyonellik süzgecinden geçiremiyor olmaları. Normalde yapmaları gereken olaya ahlaki bir perspektiften bakarak, “yan sokakta cenaze var, gelini davul zurna olmadan alalım” gibi basit bir karar vermeleriyken akıllarından bile geçirmiyorlar. (yan sokağında cenaze varken davul zurna eşliğinde göbek atanların arasından aynı günün akşamı dünyanın başka bir köşesindeki bir kedi için ağlayanların çıkması da başka bir vakıa.)

Çoğunluğun, değer yargılarından arınmasının küresel sermaye açısından da oldukça kazançlı olacağı da bir gerçek. Düşünsel olarak tek tipleşmiş topluluklar her zaman için çok kolay manipüle edilebileceklerdir. Kendi hipokampusunu çalıştırıp bilgiyi doğrulama alışkanlığı oluşmayan kişi ve toplumlar, dijital platformları yöneten küresel güçlerin ve hissedarların kurguladıkları duygu ve düşünce simulasyonlarının içinde yaşayacaklardır.

Hipokampus zayıflaması, ortak tarihsel hafızanın silinmesine de sebep oluyor. Buna ‘Tarihsel Unutkanlık’ diyebiliriz. Toplumun geneline ait hafıza, arama motorlarına bırakılmış. Ona da ne kadar güvenirseniz artık. Tarihi olaylarla ilgili, kesinliğinden emin olunamaz derler. Biz, üç-beş yıl önce olanları bile unutulmaya bırakmışız. Hiçbir şeyin kesinliğinden emin değiliz. Birkaç iyi hafıza bir süre daha toplumsal hafızanın taşıyıcısı olur, sonraki nesiller komple unuturlar gider. Bizler de unutuluruz, zamanımızın olayları da. Sonra tarihten ders çıkarılması, acı olayların hatırlanarak tedbirler alınması diye bir şey kalmaz.

Tüm insanlık tarihini ve Türk tarihini düşününce insanlığı ve milletimizi ayakta tutan şey kümülatif bilgi birikimi ve bu birikimi ahlaki bir süzgeçten geçiren kolektif zekadır. Bugün yapay zekanın ve dijital ekranların konforuna teslim olarak beynin bu özelliğinden kendi rızamızla vazgeçiyor gibiyiz. Muhakeme etmeyen, anılarını bile kendi beyninde depolamayan, doğru kararlar alamayan kitleler nihayetinde robotlara dönüşeceklerdir. İçi boşaltılmış, sadece veri tüketen ve belli algoritmaya göre yaşayan robotlar toplumu, küresel sistemin arzuladığı itaatkâr pazarı oluşturuyor. MIT’de yapılan bu araştırma bize bir uyarıda bulunuyor. Teknolojinin bize sundukları bedava değil. Karşılığını para olarak düşünmeyin. Karşılığını hipokampusumuzla yani insanlığımızla ödüyoruz. Bu gidişata bir dur demezsek, zihinsel tembelliği konfor olarak kabul edersek tarihin tozlu sayfalarına kendi icadı tarafından yok edilmiş bir tür olarak geçeceğiz. Tabi, bunu tarihe yazabilmek için hatırlayacak bir hipokampus kalırsa. 

Yorumlar 1
saruman'ın ihaneti 19 Mayıs 2026 12:10

Mehmet Zeki yazı dizimizi dikkatle takip ediyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları