Mahmut Orhan

İnandığın Gibi Yaşamak

Mahmut Orhan

Oscar Wilde'ın yıllar önce söylediği bir söz bugün belki de hiç olmadığı kadar anlamlı:

"Günümüz insanı her şeyin fiyatını biliyor; ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor."

Gerçekten de öyle değil mi?

Hayatın hızına kapıldıkça değerlerimizi yavaş yavaş geride bıraktık. Ne bir anda oldu bu kaybediş ne de farkına vardık.

Sessizce ve usul usul eksildik.

Önce masumiyetimizi kaybettik; bize çocukluğumuzdan kalan.

Sonra yavaş yavaş diğerlerini.

Saygıyı, edebi, yardımlaşmayı da kaybettik ancak kendimizi hala ahlaklı kabul ediyorduk.

Komşuluğu, kardeşliği, selamı ve tebessüm etmeyi kaybettik.

Üretmeyi, paylaşmayı, kanaati, tevazuyu kaybedince etrafımıza bakınmaya başladık neler oluyor diye.

Vefayı, sevgiyi, dostluğu, kadirşinaslığı kaybettik fark etmeden.

Nezaketi, doğruluğu, yardımseverliği de kaybettik.

Görgümüzü kaybettik.

Bayramlarımızı kaybettik, büyüklere saygıyla birlikte.

Sonra insanlara güveni, dürüstlüğü ve vicdanı bununla beraber de adalet anlayışımızı kaybettik.  

Sonra ahlakımızı sorgulamaya başladık. Ki bir şeylerin yanlış olduğunun farkına varmıştık ancak düzeltmek için artık çok geç kalmışız gibi geliyordu bize.

Sadece bizim geleceğimizi değil çocuklarımızın geleceğini de kaybediyormuşuz gibi hissetmeye başladık.

Artık hepimiz çok yoğun ve yorgun bir hayatı tek başımıza yaşamaya çalışıyorduk.

Daha çok paralar kazanıyor, daha büyük şehirlerde ve daha büyük evlerde oturuyorduk artık. Arabalarımız son model olmuştu, yeni ve uzak yerlere tatillere gidiyorduk ama biz olmayı unutmuştuk.

Teknoloji sayesinde birbirimize hiç olmadığı kadar yakındık; ama gönüllerimiz belki de hiç olmadığı kadar uzak.

Modern hayat bize pek çok imkân sundu; fakat insan kalmayı garanti edemedi.

Belki de en büyük kaybımız tam da burada başladı.

İnsanlığımızı kaybetmiştik kısmen.

Ve biz hala ahlaklı olduğumuzu sanıyorduk.

Ta ki gençlerimiz karşımıza çıkana kadar.

Çocuklarımızı eleştiriyoruz. Gençlerin saygısızlığından, umursamazlığından, değerlerden uzaklaşmasından yakınıyoruz.

Oysa onlar çoğu zaman bizim söylediklerimizi değil, yaşadıklarımızı örnek alıyorlar.

İşte tam bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Peki ya dinimiz, inançlarımız bunlar bize ne söylüyordu, biz neler yapıyorduk.

“Din Gününün Sahibi” ne rağmen!

“İnandığı gibi yaşamayan insan, bir süre sonra yaşadığına inanmaya başlar.”

İnsan önce değerlerinden taviz verir. Sonra o tavizleri normalleştirir. Ardından yanlışlarını savunmaya başlar. Bir süre sonra ise yaşadığı hayatı haklı gösterecek yeni doğrular üretir.

Böylece inanç değişmez; ama inancın hayata etkisi kaybolur gider.

İnandığımız bir hayat sürmek dileğiyle…

Yorumlar 1
R.Aladaş 08 Ağustos 2026 16:35

İnandığı gibi yaşayanlardan olabilmek dileğiyle emeğinize sağlık.

Yazarın Diğer Yazıları