Abdullah Ergün

Normalleşen Trajediler

Abdullah Ergün

Son yıllarda ülke olarak anlık ve sıcak gelişmelere o kadar alıştık ki, bir zamanlar toplumun gündemini günlerce meşgul edecek olaylar artık birkaç saat içinde gündemin gölgesinde kalabiliyor. Sanki her yeni haber, bir öncekini hızla unutturuyor. Oysa bazı olaylar var ki üzerinde uzun uzun düşünmemiz, kendimize dönüp bakmamız gerekiyor.

Geçtiğimiz haftanın en sarsıcı olaylarından biri, Fatma Nur Çelik Öğretmenin öğrencisi tarafından sınıfta öldürülmesiydi. Bir eğitim yuvasında yaşanan bu trajedi, sadece bir cinayet değil; aynı zamanda toplum olarak nerede durduğumuzu sorgulamamıza neden olan bir olaydı. Okulların güvenli olması gerekirken, böyle bir olayın yaşanması hepimizi derinden sarstı.

Diğer taraftan televizyon ekranlarında yıllardır devam eden sabah programları da toplumun bir başka aynası hâline gelmiş durumda. Aile içi meselelerin, trajedilerin ve suç olaylarının en ince ayrıntısına kadar işlendiği bu programlarda artık neredeyse hiçbir konu izleyiciyi şaşırtmıyor. Bir zamanlar konuşulması bile zor olan meseleler bugün milyonların gözü önünde tartışılıyor.

Bu programların en çok izlenenlerinden biri olan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında ele alınan son olay ise gerçekten “bu kadarına da pes” dedirtecek türdendi. Maddi durumu oldukça iyi olan emlakçı Ramazan Arıkan’ın zehirlenerek öldürülmesi olayın merkezinde yer alırken, şüpheliler arasında boşandığı eşi ve sevgilisinin yanı sıra çocuklarının da bulunması olayın seyrini bambaşka bir noktaya taşıdı.

Özellikle çocuklardan Sude’nin tavırları birçok kişiyi derinden düşündürdü. Babasının zehirlenerek öldürülmesinden söz ederken sanki başka birinin ölümünden bahsediyormuş gibi rahat davranması, konuları dakikalar geçtikçe hatırlayıp anlatması ve bunu yaparken sergilediği soğukkanlılık, izleyenlerde büyük bir şaşkınlık yarattı.

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, bazen birkaç saniyelik bir görüntünün bile uzun uzun anlatılanlardan daha fazlasını söyleyebilmesidir. Sude’nin erkek arkadaşı Berat’ın görüntüsü ekranda belirdiği anda yaşanan da tam olarak buydu. Konuya odaklanan seyircilerin o ilk anda edindiği izlenimi uzun uzun tarif etmeye gerek yoktu. Ekran başındaki milyonlarca kişi, o birkaç saniyelik görüntüden kendi sonucunu zaten çıkarıyordu.

Elbette herkesin olaylara verdiği tepki farklı olabilir. Ancak yaşanan bu tablo, toplum olarak bazı değerlerimizi yeniden sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Empati duygusu, aile bağları, saygı ve vicdan… Tüm bunlar giderek zayıflıyor mu?

Belki de asıl sormamız gereken soru şu:
Biz gerçekten nereye gidiyoruz?

Yazarın Diğer Yazıları