En zor yazı
Abdullah Ergün
Hayatımın en zor, en sıkıntılı ve en hüzünlü yazısını yazıyorum.
Asrın felaketi olarak lanse edilen ve Richter olarak dünya rekorunun kırıldığı Anadolu depreminin her anının kendine özgü bir hikayesi var.
Anlık görüntülerin medyada yer almasından sonra depremin yaşandığı alanın dışında kalanların bile şaşkına çeviren deprem için ne yazabilirimin ki?
04.18’de yaşanan ilk deprem sonrasında kulakları sağır eden ses ve sonrasında dondurucu soğukların anlık şaşkınlığını nasıl yazacağımı bilemiyorum.
Zemheri soğukların işi daha da zorlaştırdığı anlardan sonra ayağında çorabı olamayan çocuğunu kucağında taşıyan annenin kocasını aramasını nasıl yazmam gerekiyor?
Yaşanan şok sonrasında birbirlerine sarılan ve çaresizse etrafa bakınanları nasıl yazayım?
Son yıllarda sıkça yaşanan ve insanları tedirgin eden depremler sonrasında uzmanların” büyük depreme hazırlıklı olun” uyarılarına rağmen günlük yaşam şartlarının uyarılarının önüne geçmesi bir şeyleri kulak arkası etme geleneğinin son örneği oldu.
İlk deprem sonrasında “sakın evleri girmeyin” uyarıların dikkate almayanlar için ikinci deprem daha çok canların yanmasına neden oldu.
Uzun süreden beri kar yağışını bekleyen Malatyalıların depren anında artan kar yağışı altında depreme yakalanması trajedinin boyutunu da farklı noktalara taşındı.
Doğduğum semt Sıtmapınarı’na doğru giden ayaklarım korkunç bir görüntü sonrasında yerini gözyaşlarına bıraktı.
-15 derecede dondurucu soğuklar gözlerimden boşalan yaşların enkazla buluşmasına engel olamadı.
Günün her saatinde yoğunluk bakımından Malatya’nın en hareketli yeri olan Sıtmapınarı’nda enkazların arasında “sesimi duyan var mı?” derken kendi kendimi avutuyordum.
Hayata dair her şeyi öğrendiğim Malatya’yı daha acı halde görmemek için Malatya’dan ayrıldım.
İzmir’in Çeşme ilçesinin Alaçatı beldesinde Anadolu’dan gelen depremzedelere ayrılan otellerinden birine yerleştim.
Çeşme Belediyesi, yaklaşık bin depremzedeyi Çeşme’de ki otellere yerleştirmenin yanı sıra tüm temel ihtiyaçlarını da karşılıyorlar. Otellere ve evlere yerleştirilen depremzedelere pskolog desteğin yanı sıra sağlık kontrolleri de yapılıyor.
Çeşme Belediyesi’nin Alaçatı’da yer alan ek hizmet binasında halktan gelen yardımların organizasyonu ve dağıtımı noktasında kusursuz bir iş çıkartan Çeşme Belediyesi ve Çeşme halkına bir depremzede olarak teşekkürlerimi sunuyorum.
Konuyla ilgili Çeşme Belediyesi, Basın Biriminden konuyla ilgili bilgileri alırken izledikleri yol haritasının ne kadar yerinde olduğunu öğrendim.
“Ateş düştüğü yeri yakar” söyleminin şehirsel değişiminin yakın olan tarafından yaşanan acının paylaşımından doğan fotoğraf benim için değil ama diğer ülkeler için sürpriz oldu.
Yaşanan felaket sonrasında ortaya çıkan travmanın süresel uzunluğunun beraberinde getireceği sorunların halkın birlik ve beraberliğiyle çözüleceğini düşünenlerdenim.
Hüznün ve acının tarifini yapmakta zorlanıyorum.
Halkımızın yaşanan acıyı yüreklerde hissetmesi ve ilk andan itibaren bölgeye ulaştırılan malzemelere yaptığı katkı da felaketin beyinlerde yarattığı hasarı aşağıya çekmesi anlamını taşıyor.