Abdullah Ergün

Bazı şeyleri çok özlemişiz

Abdullah Ergün

İstanbul'da yapılan Malatya günlerinin yapıldığı mekanın dışında hayallerimizin şehri olan İstanbul'u gezme şansını azda olsa yakaladım.

Siyah-beyaz Yeşilçam filmleri sayesinde İstanbul'un en güzel yıllarını beyazperde yaşayanlar için şehrin bozulan dokusu bile İstanbul özlemini kalplerden çıkartamadı.

İHA Muhabiri, Hatice Yetmen ile İstiklal Caddesi, Galata Kulesi ve Sahaflar üçgeninde ki kısa süreli gezintide  "yaşam" sayfasına taşınacak bir olayın beni bulacağını tahmin etmiyordum. 

Sahaflarda verdiğimiz molada İstanbul'un en güzel yıllarının yaşandığı 1960 ve 70'lı yıllara ait bir anı yakalayabilir miyim? düşüncem çayımı yudumladığım an gerçekleşti.

Sahaf dükkanının önüne gelen bayanın satıcıya;" 1966 yılına ait Hayat Dergisi var mı? " sorusuna sahafın "hayır" cevabı vermesiyle bayanın yüzündeki ifade dikkatimi çeçti. Kendisine seslendikten sonra yanımıza geldiğinde, dergi konusunda yardımcı olacağımı ve Hayat Dergisinin 1966 yılına ait cildinin bende olduğunu söylememle yüzündeki ifade bir anda değişmişti.

Arkadaşının Ekim ayında doğum günü olduğunu ve ona en büyük hediyenin doğduğu yıla ait Hayat Dergisi olacağını söylemesi şaşkınlığımı ikiye katlamıştı.

Günümüzde yapılan doğum günü kutlamalarının yanı sıra verilen hediyelerin ana temasının ne olduğunu tahmin ediyordum.

Yıllardır hayal ettiğimiz İstanbul'un güzel yıllarına ait görüntü bulabilir miyim? sorusuna cevap bir anda kendiliğinden karşıma çıkmıştı.

Malatya'ya geldikten sonra ilk iş olarak 1966 yılına ait Hayat Dergisi cildini Ebru hanıma göndermek oldu. Kargoya kayısı ve Fransız Chanson parçaların olduğu bir CD'de ekledim.

Malatya'dan İstanbul' görmeden sevmenin ne kadar özel olduğunu ben ve benim gibi beyazperdeden izleyen milyonlarca Anadolu insanının düşüncelerinde yer alan güzelliklerden birine katkı yapmaktan dolayı çok mutluyum.

 Ebru hanımın arkadaşına doğum günü hediyesi olarak Hayat Dergisini bulmak sahafları gezerken yaşadığı heyecan, günümüzde ekranlara ve gazetelerin üçüncü sayfalarına taşınan olumsuz görüntülerin iliklerimize kadar girdiği ortamın uzağında kar yağmadan karın altında açan Kardelen çiçeği gibi beni mutlu etmişti.

Dünya hızla değişiyor. İyi bir yaşam için verilen mücadelenin beraberinde masum duyguları da götürdüğü gerçeği karşımızda duruyor.

Çocukluk ve gençlik yıllarımızda hayatın bize sunduğu doğallığı doyasıya yaşadık.

Arkadaşlarımızla her şeyimizi paylaşmıştık. Sinemaya, konsere, top oynamaya, gezmelere hep beraber giderdik.

Hayatımızın sonuna kadar bunları süreceğini düşünüyorduk.

Zaman bizlerden yaşadığımız güzellikleri de aldı götürdü.

Caddelerde ellerinde cep telefonu zamanı es geçmemek için koşar adımlarla yürüyenleri görünce benim kuşağın yaşadıklarının ne kadar değerli olduğunu anladım.

İstiklal Caddesinde, Ebru hanımın arkadaşına doğum gününde yapacağı sürpriz hediyenin İstanbul'da değil, Malatya'da tesadüf bulunması, benim gibi kendisi ve doğum gününü kutlayacağı arkadaşı ve yaşadıklarını anlatacağı çevre içinde unutulmayacak.  

Yazarın Diğer Yazıları