Değerli okurlar,
Bugün Pazar, yani dün, anlatacaklarım benden size taptaze haber, gözlem ve değerlendirmeler olacaktır.
Yaklaşık iki aydır çok yoğun sağlık sorunlarımla baş etmeye çalışıyorum. Sağlık sorunlarımın sorumlusu ise benden başkası değil...
Tek çarem, Allah eksikliğini vermesin şifa ocağımız hastaneye sığınışım.
Hâlim hâl değil, bir yandan bacaklarımda balon gibi ödem, diğer yanda bitmiş, tükenmiş bir halsizlik, bulantı, afedersiniz kusma nöbetleri...
Acil servislerinin yönlendirmesiyle iki ayrı hastanenin yoğun bakım bölümlerinde toplam onbeş gün sıkı bir tedavinin ardından nihayetinde kronik böbrek yetmezliği teşhisi ile haftada üç gün dörder saat diyaliz tedavisi almam gerektiği sonucuna varıldı.
Kırkbeş - elli gün civarında iki ayrı hastanemizde tedavi gördüm. Her iki hastanede de farklı uzmanlıkları ilgilendiren rahatsızlıklarıma şifa arandı.
Başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık çalışanları sağolsunlar ellerinden gelenin fazlasını esirgemeden gerekli ihtimamı gösterdiler; şikayet ve rahatsızlıklarıma isabetli müdahalede bulundular.
Hastaneye ilk yatış öncesi hareket kabiliyetimin hemen hemen yüzde doksanını kaybetmiştim. Sağımdan soluma dönemeyecek haldeydim, adım atışlarımsa büyük bir denge sorununun yanı sıra adeta santim santim ilerleyebiliyordum. Her on metre yürüdüğümde dinlenmek gereği duyacak kadar halsizlik içerisindeydim.
Hamdolsun taburcu olduğumda adeta dünyaya yeniden gelmiş gibi hissettim kendimi...
Hiç kolay değil diyaliz bağımlısı kronik böbrek yetmezliği hastalığına düçar olmak; beterin beterini düşünerek bana bulunduğum bu durumuma hamdetmek düşüyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, yazının başlığı " Yüzüncü Yıl Parkı " sen kalkmış hastalığını anlatıyorsun.
Yürümek Zorundayım
Efendim ben de şimdi tam oraya geldim. Oturduğum muhit Merkez Beydağı Mahallesi. Anlayacağınız dağ başı. Ne yürüyebilirsiniz ne de koşabilirsiniz. Ya altmış derece yokuş yukarı çıkacaksınız çıkabilirseniz, ya altmış derece yokuş aşağı yuvarlanma riskiyle karşı karşıyasınız.
Diyaliz bağımlısı kronik böbrek hastası iseniz tedaviyi destekler bir hayat tarzını sürdürmek zorundasınız demektir.
Benim haftada en az üç gün otuzar dakika yürümem gerekiyor ki, metabolizmam kısmen de olsa çalışsın; böbreklerin yükünü hafifletsin. Yanımızda yöremizde benim rahatlıkla yürüyebileceğim bir zemin yok, etrafımız dağ bayır...
Çok değerli arkadaşım, Malatya'nın Kadim Ailelerinden Alacahanlı Ailesine mensup Fuat Tokaç vaktiyle bir sohbetimiz sırasında söz etmişti Yüzüncü Yıl Parkında yaptıkları sportif yürüyüşlerinden, aklımda kalmış. Hiç gitmemişim bilmiyorun parkın yerini, ama dert değil, Malatya merkezde bulunan MOTAŞ Danışmadan öğrenirim diyerek sabah kalkar kalkmaz 8 D hat numaralı otobüsümüzün saat 7 seferine yetiştim.
11 B hat numaralı otobüsle de Yüzüncü Yıl Parkına vâsıl olduğumda saat 7.50'yi gösteriyordu.
Park, Malatya koşullarında ve geleneksel alışkanlıkları göz önünde bulundurulduğunda hem yüzölçümü açısından hem de açgözlü yağmacı, istilacı esnaf taifesine peşkeş çekilmemesi açısından huzur adası gibi görkemli görünüyordu.
Ana giriş yoluna girdiğimde geniş ve uzun bir yol önümde yürümem için sanki beni bekliyordu. Pazar günü olduğundan ortam hem oldukça sakin ve kimsecikler yoktu. Yürüdüğüm esnada Parkımızın yapılış hikâyesini Ankara'daki Gençlik Parkına benzettim. 1936 Yılında yapılan Gençlik Parkı bugün Ankaralıların şehrin ortasında nefes alacakları bir vaha gibi huzur bahçesi. Yarın, Yüzüncü Yıl Parkı da Malatya için aynı işlevi görecek; yeşillikler içinde muhteşem bir hizmet olarak ziyaretçilerine kültürel ve sosyal alanlarda ufuk açıcı bakış açıları kazandıracaktır. Teşekkürler Selahattin Gürkan.
Yüz Karası Çirkinlikler
Yürüyüş amacıyla gittiğim parkın güzellik ve en önemli sosyal ihtiyaç büyüsünün altındayken ben, gördüğüm güzelim çimlerin, çiçeklerin üzerine atılmış sigara paketlerini, kola şişelerini, sigara izmaritleri ve kabuklu çekirdek atıkları beni şoka soktu.
Bu vandallığı yapanlar kesinlikle insan olamazlar.
Behey hayvan herif, senin o parkta ne işin var, sen git çöp döküm mahallerinde dilediğince sigaranı zıkkımlan, dilediğince pislik içinde yaşama özlemini tatmin et.
Seni şehrin medeni kuralları bağlamıyorsa, senin şehirde yaşaman, havasını soluman suyunu kullanman israftan başka birşey değil.
Bu hususta Belediyeye çok iş düşüyor.
Sivil görevlilerce bu vandallar suçüstü tespit edilerek "Çevreyi Kirletme Cezası" ile cezalandırılmalıdırlar.


