Sokak köpekleri fakirin problemi
Mehmet Zeki Dinçarslan
Sokak köpekleri konusu her geçen gün daha da fazla gündeme oturuyor zira köpekler durdukları yerde durmuyor, sürekli çoğalıyorlar. Çoğaldıkça, tabiatları gereği bir araya gelerek insanlara musallat oluyorlar ki bunları da haberlerde okuyoruz. Bu problem bir süre sonra yönetilemez boyutlara ulaşacak ki bana sorarsanız bugün dahi bu sorunun çözümü oldukça zor. Sokak köpeği popülasyonu milyonlarla ifade edilecek sayılara ulaştı ve artık bu sayılardaki canlıları toplamak ya da kısırlaştırmak ya da uyutmak için çok büyük para ve emek harcanması gerekiyor.
Dikkatinizi başka bir yere çekmek istiyorum. Sokak köpeği sorunu aslında kimin sorunu? Sokaklarda yürümeyen, sokakla bir işi olmayan kimselerin sorunu değil tabi ki. Sabah arabasına binip işine giden, oradan da evine dönenin sorunu değil. Okuluna servisle gidenin sorunu da değil. Arada bir vicdanına tatmin olsun diye sağa sola yemek bırakıp sonra güvenli evine dönenin de sorunu değil. Bu sorun doğrudan fakirlikle ilintilidir. Zengin adamın köpekle işi olmaz, köpek gündemi bile olmaz. Zengin adam için sokak köpeği sorunu diye bir sorun yoktur. Bu sorun sabahın kör karanlığında uyanarak okuluna, işine belki yürüyerek belki de toplu taşıma durağının olduğu yere kadar yürüyerek gitmek zorunda olanın sorunu. Bu sorun gece yarılarına kadar çalışıp o saatlerde evinin yolunu tutmak için alternatifler bakanların sorunu. Hususi aracı olmayanların, çoğunlukla yürümek zorunda olanların en fazla da çocukların sorunu. Bu sorun, aslında solcular çok dile getirmiyor olsa da bir sınıf sorunu.
Sorunla ilgili sesini çıkaranlara bakar mısınız? Sokak köpeklerinin dolaşmasını savunanlar bu problemden en az etkilenenler. Ara sıra yola yemek, ucuz salam vererek vicdan tatmini sağlayanlar; kendi özel aracıyla köpek sürülerinin arasında düşme riski taşımadan seyahat edenler; zarar görmeyen, zarar görme ihtimali olmayanlar. Siyasilerin genellikle soruna ilgisiz kalmalarının sebebi de hâlihazırda çoğunun mübarek ayaklarını toprağa değdirmiyor, yürümek zorunda kalmıyor olmaları. Tabi ki bir de fakirin sesinin çok çıkmaması. Her yere yürüyerek-toplu taşımayla gitmek zorunda kalan kalabalıkların bir baskı grubu oluşturma ihtimalleri var mı?
Bu ülkede fikir akımlarının şaşırtıcı bir şekilde mecrasından çıktığına şahit oluyoruz sıklıkla. Dindarlar milliyetçi, milliyetçiler göçmen hakları savunucusu, solcular sınıf sorunlarına ilgisiz... Solcular sınıf mücadelesi kavramına o kadar uzak kalmışlar ki bugün kalkmış eşcinselliği, sokak köpeklerini ve bilumum alakasız şeyleri tartışır olmuşlar. Esas sınıf farkının ortaya çıktığı örnek konulardan birisi sokak köpekleri konusudur ve bu konudan mustarip olanlar doğrudan fakirlerdir.