Parietal Korteks ve Bildirim Bağımlılığı
Mehmet Zeki Dinçarslan
Yapay zekâ, sosyal medya ve akıllı telefon kullanımının insan beynindeki etkilerini inceleyen Massachusetts Institute of Technology kaynaklı makaleden yaptığım çıkarımları size aktarmaya devam ediyorum. Bu hafta Parietal Korteks’ten bahsedeceğim.
Parietal Korteks, beynin bir bölgesi. Dikkat, bilgi bütünleştirme ve zihinsel haritalama gibi yüksek düzeydeki bilişsel işlevlerin gerçekleştiği yer burası. Bilgi burada işleniyor, görsel-mekânsal analizler bu bölgede yapılıyor. Beynin bu bölgesi çevremizi doğru bir şekilde anlamamıza, anlamlandırmamıza ve yönlendirmemize hizmet ediyor. Normalde Parietal Korteks, dikkat dağıtan unsurlara karşı bir filtre görevi görüyorken sosyal medyadaki abartılı akış bu filtre mekanizmasını hızlıca bozuyor.
Yapay zekâ, akıllı telefon ve sosyal medya kullanımı insanlarda sürekli bir dikkat dağınıklığı hali oluşturuyor. Kendinizi ve çevrenizi gözlemlediğiniz zaman fark edebileceğiniz şekilde bir dikkat dağınıklığı salgın bir hastalık gibi toplumumuzu sarmış durumda. Bunu en iyi öğretmenler anlatacaktır. Yeni neslin dikkati aşırı bir şekilde dağılmış durumda. Kendilerine aktarılan bilgileri doğru düzgün işleyemiyor, çıktı veremiyor haldeler. Dikkatleri, uzun süre yoğunlaşmaları gereken derslerde hızlı bir şekilde dağılıyor hemen. Bir öğrenci düşünün, önüne bir metin konmuş ve dikkatlice onu okuyup öğrenmesi gerekiyor. Sosyal medya ve cep telefonu bildirimleri gibi dikkat dağıtıcı şeylerle çok fazla zaman geçirmişse bu öğrenci, o metnin derinine inemiyor. Zihni, sürekli bağlantıyı kestiği için öğrendiği bilgileri gerçek hayatla ya da daha önce öğrendikleri ile ilişkilendiremiyor.
Parietal Korteks’in bir diğer özelliği yön bulma becerisinin merkezi olmasıdır. Günümüzde, navigasyon teknolojisinin kolaylıklarından çok fazla istifade ediyoruz lakin bu kullanımlarımız zamanla beynimizde yön bulmayla alakalı bir zaafa neden oluyor. Sürekli konum paylaşmak, sürekli bir yerlere giderken navigasyon kullanmak beynin yön bulma becerisini zayıflatır, doğal haritalama yeteneğini pasif hale getirir. Böylece kişi artık navigasyon olmaksızın bir yerden bir yere gidemez hale gelir. Teknoloji elinizin altındayken kullanıyor olmanızda sakınca yok fakat bir gün bu teknoloji elimizden çekilince nereye gideceğini şaşırmış çiftlik tavukları gibi sağa sola çarpma riski sizi korkutmuyor mu?
Bu durum kişilerin çevresel ve sosyal bağlamdaki ayrıntıları görmemeye başlamasına da sebep oluyor. Kişi, sosyal medya içeriği tüketmeye devam ettikçe gerçek dünyayı algılama yeteneği azalmaya başlar. Dışarıda bir yerde oturan kişinin çevresindeki sesleri, insanları, değişiklikleri algılamasının olması gerekenden düşük seviyede olması içerisinde riskler barındıran bir durumdur. Sürekli dijital içeriğe maruz kalan beyin dışarıdaki sesleri önemsiz olarak sınıflandırır ve dışarıdan gelecek herhangi bir riske karşı kişi tetikte olamaz. Ayrıca sosyal iletişim kurmakta da zorluklar yaşar. Geçenlerde bir arkadaşımla bir kafede otururken bu durumu gözlemledik. Oturanların hepsi ellerindeki telefonlara bakıyor, ara sıra kafalarını kaldırıp iletişim kuruyor sonra yeniden telefona dönüyorlardı.
Parietal korteks, özellikle görsel bilgilere dayalı problem çözme ve kısa süreli bellekle ilgili önemli işlevlere sahiptir. Yapay zekâ ve sosyal medya, sürekli yeni bilgi akışı sağladığı için, beynin kısa süreli belleği hızla dolabilir ve bu da yeni bilgilerin işlenmesini zorlaştırır. Bir kişi, bir konuda araştırma yaparken birden fazla sekme açar ve birden çok kaynaktan bilgi alır. Ancak, her kaynaktan gelen bilgiyi yeterince derinlemesine analiz edemez. Kısa süreli bellek üzerindeki yük arttıkça, problem çözme becerisi zayıflar ve kişi daha yüzeysel düşünmeye yönelir.
Bildirim bağımlılığı diye yeni bir kavram var. Akıllı telefon ve sosyal medya ile bağlantılı olarak gündeme gelen bu kavram kullanıcıların sürekli olarak bildirimlere odaklanarak zamanlarını bunlara tepki verme zorunluluğuyla geçirmelerine neden olan bir alışkanlığı ifade ediyor. Sosyal medya ve telefon bildirimleri, anlık dikkat sağlayarak beynin ödül ve haz merkeziyle bağlantılı bir nörotransmitter olan dopamin salınımını tetikliyor. Sürekli bildirim alındığında beynin ödül algısı güçleniyor ve beyin daha fazla bildirim arayışına giriyor.
İşte bu bağımlılık döngüsü ile Parietal Korteks'in işlevselliği arasında belirgin bir ilişki var. Bildirimlerin sürekli alındığı bir ortamda, bu bölgenin doğal dikkat ve bilgi işleme becerileri dağılır. Bildirimler hızlı ve anlık tepki gerektiren uyarılardır; her bildirim geldiğinde kişi mevcut görevine odaklanmak yerine o bildirime yönelir. Mesela bir öğrenci, ders çalışırken akıllı telefonunu elinde tutuyor ve bildirimleri kontrol etmek için sürekli telefonuna bakıyorsa, zihni sürekli bölündüğü için bilgiyi uzun süreli belleğe işleme kapasitesi zayıflar.
Her yeni bildirimle alınan bu geçici duygusal ödül hissi, kişiyi analitik becerilerini kullanmak yerine sadece yüzeysel ve anlık tepkiler vermeye iter. Sürekli bildirimlerin oluşturduğu bu dijital çevre; Parietal Korteks'in işlevlerini engelleyerek kişinin derin düşünme, büyük resme odaklanma, problem çözme ve derin sosyal bağlar kurma yeteneklerini zayıflatır.
Şimdi tüm bunların ışığında bir soru işareti oluşuyor kafalarımızda. Hani teknoloji dünyayı küçültüyor, tüm bilgiyi ayaklarımızın altına seriyordu ya. Demek ki karşılıksız değilmiş bu. Karşılığında, derinleşme yeteneğimizi sessizce ayaklarımızın altından çekiyormuş. Parietal Korteksimizi kendi ellerimizle tembelleştirdiğimiz bu yeni çağda, ekrandaki sahte dünyayı anlamlandırırken gerçek dünyayı kaçırmaya başlıyoruz. Dijital bildirimlerin esiri olup anlık uyarıcılarla dopamin peşinde koşmak mı, yoksa beynimizin o muazzam filtreleme ve derin düşünme gücüne yeniden sahip çıkmak mı? Seçim hala bizim elimizde, en azından şimdilik.