Müslüman Mahallesinde Yapay Tereyağı
Mehmet Zeki Dinçarslan
Bill Gates'in Savor diye bir şirketi var. Aslında başka birilerinin girişimiymiş de Gates destek oluyormuş falan. Öyle olsa bile Gates bunu duyar duymaz bence "Bingo!" demiştir. "Eureka!" da demiş olabilir fakat Eureka ile Bingo arasında incecik bir fark var. Eureka diyen Arşimet bir fizik kanununu keşfettiği için bu kelimeyi sarf etmişti ki; bilim tarihi açısından çığır açıcı bir keşifti bu. Gates'in "Bingo" diyerek balıklama atladığı buluş-şirket-proje ise dünyadaki inek varlığını bitirmeye yönelik. Yapay tereyağı ile bundan sonra süte ihtiyaç duymadan tereyağı üretilebilecek. Böylelikle milyonlarca ineğe, hektarlarca araziye, tonlarca suya ihtiyaç duyulmayacak; bunlardan tasarruf edilecek. Kulağa ne kadar hoş gelen şeyler bunlar: Karbon salınımı yok, araziler orman olacak, su kaynakları tükenmeyecek falan filan.
Yapay tereyağının büyük ağabeyi olan yapay etle ilgili haberlere aşinayız. Bu alanda da çalışmalar son hızıyla devam ediyor. Singapur'da yapay tavuk eti satılıyor, ABD'de deneme üretimi yapılıyor. Epstein dosyalarında adını görebileceğiniz tipler, sosyal medya hesaplarından böcek yiyerek insanlara etsiz bir geleceğin vizyonunu aşılıyorlar.
İlk anlatıldığında kulağa ne kadar hoş geliyor: Öncelikle et ve tereyağı fiyatları ucuzlayacak, dünyadaki tüm insanların gıdaya erişimi kolaylaşacak, dünyada açlık bitecek. Su kaynaklarından tasarruf edilecek, hayvancılık için kullanılan araziler ormana dönüşecek. Sera gazları daha az salınacağı için küresel ısınma bile gerileyecek. Dünyaya barış getirmek ne kadar kolaymış, görüyor musunuz?
Bana pek de inandırıcı gelmiyor. Şu bir gerçek ki, dünyanın en zengin ve en meşhur insanları için sermayelerini artırmanın dışında bir ideal yoktur. Dünyadaki en büyük problem et ya da yağ üretimi değil, sermaye birikimidir. Dünya insanları için bu kadar iyilik düşünen büyük sermaye sahipleri, yediğimiz ete yağa karışacaklarına sermayelerini dünya halklarına dağıtsalar ya da en azından paralarını dünyayı ve insanları manipüle etmek amacıyla medya/sosyal medya yayını yapmak için harcamayı bıraksalar, dünyaya gerçekten barış ve mutluluk gelebilir. Bu işte herhangi bir iyi niyet söz konusu bile değil.
Başka birçok senaryo olabilir. Benimki üretimle alakalı. Büyük şirketlerin ve dolayısıyla büyük sermayenin amacı her zaman için kâr maksimizasyonudur. Sermayenin dünyayı dönüştürmek istediği yerde, değişken maliyetlerin en aza indiği bir üretim süreci olmalıdır. Tüketici tercihleri tahmin edilebilir olmalıdır. Sektörler mümkün mertebe sermayenin elinde olmalı, bireysel girişimler minimize edilmelidir. Bakkalın yerini süpermarket zinciri, lokantanın yerini fast-food zinciri almalıdır. Yerel bir terzinin, ayakkabıcının ya da dondurmacının yaşayamayacağı bir üretim-tüketim zinciri oluşturmaktır nihai amaç. Etrafınıza bakınca bunun büyük oranda gerçekleştiğini göreceksiniz. Sırada yerel et ve süt üretimi var. Anadolu'daki bir besi çiftliğinin ne haddine uluslararası sermaye ile boy ölçüşmek?
Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının yapay et ve yapay gıda konularında dikkate değer bir tepkisi yok. Küresel ısınma için, hayvan hakları için kendini paralayan Greenpeace gibi kuruluşların yapay etle ilgili herhangi bir girişimi yok. "Fincancı katırlarını ürkütmek" istemiyorlar zira. Sermaye sahipleri ne kadar müsaade ederse o kadar sesleri çıkıyor bu kuruluşların. Konumuz özelinde çevreci kuruluşlar, sermayenin ekmeğine yağ sürüyorlar.
Bill Gates'in ve muhtemelen diğer sermaye sahiplerinin balıklama atladıkları yapay gıda fikirlerinin hiçbiri masum değil. Dünyayı kendi istedikleri gibi şekillendirmek istiyorlar ve elleri her konuda olduğu gibi bu konuda da çok kuvvetli. Bugün satır aralarında yakaladığımız haberler, yaklaşan büyük bir devrimin ayak sesleri. Ezenlerle ezilenler arasındaki bu büyük eşitsizlik, ortada kalmış olan küçük üreticileri de ezilenlerin saflarına iteleyerek ezenlerin lehine büyümeye devam ediyor. Feraset sahibi insanlar bir araya gelerek oltanın ucundaki yemi yutmadığı, sermayenin kendilerine medya ve sanal medya vasıtasıyla sunduğu "zehirli balları" yemeyerek bir araya gelmedikleri sürece de bu gidişin değişme emaresi yok.