Mehmet Zeki Dinçarslan

Güç ve Ahlak

Mehmet Zeki Dinçarslan

Günümüz insanı, çeşitli enstrümanlarla düşünüş şekli değiştirilmiş, robotlaştırılmış bir canlı. Olaylar karşısında aktif olma niteliğini yitirmiş, sadece izleyiciye dönüştürülmüş durumda. Gazze’de aylardır süren soykırım yeni bir idam yasası ile devam ediyor. Temyiz hakkı yok, savunma hakkı yok. Etnik temizlik yapılıyor ve dünya insanının bu duruma karşı hiçbir tepkisi yok. Sadece izleyici konumundalar. Film izler gibi izliyorlar.

Demokrasi tarihi, gücü disipline etmek için yüzlerce yıldır sürdürülen bir çabanın tarihidir. Güç sahibi olan krallar zamanla ellerindeki erki halka devretmiş, Batı düşüncesinin yükselişi ile birlikte güya bu güç halka devredilmiş, halkın egemenliği tesis edilmiştir. Gerçekte ise güç hiçbir zaman halkların eline geçmemiş, sermaye sahipleri tarafından krallardan devralınmıştır. Bugün uygulanan hukuk, halkların değil güçlülerin hukukudur. Bireyler, oynanan oyunu anlamadıkları sürece de böyle devam edecektir. Bugün İsrail’in uyguluyor olduğu şey hukuk değil barbarlıktır. Sırtını Amerika’ya, Siyonist lobiye ve sermayeye dayamış olan bu barbarlık, karşı duran olmadığı sürece Filistin’e, Lübnan’a, İran’a yönlendirdiği kinini sırasını kuzu kuzu bekleyen diğer devletlere karşı da sürdürecektir.

Olup bitenlere dünyanın verdiği tepkiye bakar mısınız? “Kaygılıyız”, “Endişeliyiz”, “Olumsuz bir gelişme”. Bu cümleler bana diploması gibi gelmiyor. Bu cümlelerin tevili ahlaki olarak iflas etmişliktir. Dünya politikası iflas etmiştir. Güçlü olanlar kuralları yazar, diğerleri de sadece izler ve yorumlar. Net olarak durum tam olarak bu.

ABD-İsrail-İran savaşı cephesinden hadisenin görünüşü daha da çıplak. Trump gibi bir figürün varlığı bile insanlık tarihi açısından utanç verici. Kullanıyor olduğu dil, çoğu zaman, benim burada zikredemeyeceğim kadar iğrenç. “Gücüm varsa yaparım, başkaları da bedelini öder” diyor resmen. Bir delinin eline geçmiş kontrolsüz bir güç var ortada. Güç bir element olsa en tehlikeli bileşiğini kibirle yapardı herhalde. Trump ve ABD cephesinde durum böyle. Güçle birleşmiş kibir, dünya için en zehirli olabilecek bir bileşik olmuş durumda. Ha dünyaya zehirli bir gaz salmışsın ha bu kibirli insanların eline güç vermişsin. Aynı şey.

Biz sıradan insanlar, işlenen her suçun bir cezasının olacağına inanarak yaşıyoruz. Hakikaten de bireylerin işlediği çoğu suçun ceza yasalarından birer karşılığı bulunuyor. Sermayenin ve köpeklerinin işlediği suçlarınsa bir cezası yok. Bir kişi bir başkasını öldürürse bu bir suç ve cezası var; bir deli binlerce insanı öldürünce ceza filan yok. Dünyanın adaleti böyleymiş meğer.

Bölgesel liderlerse ne Gazze’yi umursuyorlar ne İran’ı. Kendi içlerinde “strateji” diye ya da “diplomasi” diye adlandırıyorlar bunu fakat bunun adı irade kaybıdır. Tüm aşağılanmalara boyun eğiyorlar, edilgenliği bir yaşam biçimi haline getiriyorlar ve her şeye rağmen yine de tebaalarından saygı görüyorlar. Görsünler bakalım. Tarih ne saygı görenleri ne de saygı gösterenleri saygınca zikredecek. 
Zulme güvenli zeminler hazırlayanlar olarak geçecekler tarihe. Sivil halklar katlediliyor, sivil altyapılar vuruluyor. Okul, hastane, öğrenci, öğretmen, kadın, çocuk, doktor, hemşire gibi bir ayrım yok. Su artıma tesisinden elektrik tesisine kadar vuruyorlar ki insanlar insanca yaşamasınlar. Ve Trump çıkıp şunu söyleyebiliyor, “Onların hakkı taş devri, biz de onları taş devrine döndürüyoruz.”

Trump’ın bir de çok bahsedilmeyen finansal işlemleri var. Durup durup saçma sapan açıklamalar yapıyor ya. Bunların hepsi finansal piyasalarda iş yapan ortaklarına göndermiş olduğu mesajlar. “Şimdi bir açıklama yapacağım altın düşecek” diyor. Ortakları hemen düşük fiyattan milyarlarca dolarlık altın alıyor. “Yeni açıklamam var altını yükselteceğim siz satın” diyor. Yüksekten satıyorlar. Sonra yeni açıklama yeniden düşük fiyattan toplama… İşlemler böylece devam ediyor. Trump’ın açıklamalarına bu zaviyeden bakmak gerekiyor. Sözleri delice sözler gibi geliyor fakat arkasında hep bir amaç var.

İsrail’in ve ABD’nin Gazze’de, İran’da, Lübnan’da ve başka yerlerde yaptıkları katliamların, zalimliklerin şöyle okunması gerekiyor: Dünyada bir güç hiyerarşisi mevcut. Demokrasi, özgürlük, insan hakları filan hepsi masallardan ibaret. Dünya kurallarla, kanunlarla değil güç hiyerarşisi ile yönetiliyor. Bu dengede ahlak, sadece zayıfların hatırladığı bir efsane. Mesele sadece bir savaş ya da bir idam yasası değil. Mesele, insanların var sandığı bir değerler sisteminin aslında hiç olmamış oluşu ve herkesin sessiz kaldığı bir düzende hiç var olmayacak olmasıdır. 

Yorumlar 3
nightfall 07 Nisan 2026 12:41

Dünya tarihin ilk sayfalarından beri erdem ve ahlakın hikayesini değil güç dengelerini ve güçlülerin zayıflara ne yaptığını yazmıştır. insanları robotlaştırma konusu kısmen haklı olsa da bireyselliğin zirvesini yaşadığımız bu zamanda temel sorun robotlaşmadan çok insanların tepkilerinin sonuç üretmeyen güvenli alanlara hapsedilmiş olmasındandır diye düşünüyorum. bu sistem çürük demekle de zannediyorum kurtulamayız, zira sistemin doğası, içkin özelliği olan zayıfın acizliğine dayalı. power corrupts, absoulte power corrupts absolutely. yani güç bozulur, mutlak güç mutlaka bozulur, burada belki vicdanlarımızda olan ideale en yakın çözüm güç denilen şeyin konsantre olmasını engellemekle mümkün, fakat bu engelleme arzusu ile doğacak caydırıcı gücün de asla mutlak güce dönüşmesine izin vermeyecek oto kontrol mekanizmaları.

bt 07 Nisan 2026 09:19

yazarın tespitleri yerinde olmakla birlikte özellikle finans tarafında yapılan oyunlarla olayın vuruş etkisi katmerleniyor

Ahmet 07 Nisan 2026 06:15

hukuk güçlünün kazancını koruyup artırmaya yaşatmaya yönelik ahlakı olmayan güçsüzün ise ezildiğı bir garebet .

Yazarın Diğer Yazıları