"Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler…"
Ne kadar hüzünlü bir cümledir bu…
Artık güzel insanlar kalmamış gibi hissederim ki elbette öyle değil (ama az kaldıkları aşikâr.)
İnsanlık tarihi boyunca belki de hiçbir kavram, güzellik kadar konuşulmadı. Şairler onun peşinden koştu, filozoflar onu tanımlamaya çalıştı, ressamlar tuvallere, bestekârlar notalara sığdırmak istedi. Fakat güzellik, hiçbir zaman tek bir tarifin içine hapsedilemedi.
Bugün dünyanın belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey; daha güzel binalar değil, daha güzel kalplerdir. Bunun için aslında formül basittir. Ve her şey düşünceyle başlar:
İnsan önce düşüncesini güzelleştirir.
Sonra dili güzelleşir.
Dil güzelleşince davranışları değişir.
Davranışlar güzelleşince karakter olgunlaşır.
Karakter güzelleşince insan, gittiği yere huzur taşır.
İşte gerçek estetik budur.
Çünkü güzel insan, bulunduğu ortamı güzelleştirendir.
Nitekim Mevlânâ': "Sen güzeli arama; güzel bak ki gördüğün her şey güzelleşsin.” Derken, Âşık Veysel bütün bu yazının özünü tek cümlede söylemiştir: "Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa."
İşte bütün mesele burada düğümleniyor.
Aynı ağaca bakan iki insandan biri odun görür, diğeri yeşillik…
Aynı yağmura bakan biri çamur görür, diğeri rahmet…
Aynı insana bakan biri kusur sayar, diğeri Allah'ın sanatını seyreder.
Çünkü güzellik, bakılan şeyde değil; bakan gönüldedir.
Mecnun'a sormuşlar: "Leyla'da ne buldun?" Cevabı asırlardır değişmedi: "Siz ona benim gözümle bakın."
Gerçekten de sevgi yoksa güzelliğin hiçbir kıymeti yoktur.
Sevgi, güzelliğin ruhudur.
Aşk olmayınca gül yalnızca bir bitkidir.
Merhamet olmayınca insan yalnızca et ve kemikten ibarettir.
Vicdan olmayınca da bilgi, sadece kibri büyütür.
Güzellik daha gösterişli yüzler değil; daha merhametli insanlar, daha fazla servet değil; daha fazla vicdandır.
Güzel bakan gözlere…
Güzel gören gönüllere…
Güzel düşünen zihinlere…
Güzel konuşan dillere…
Ve güzelliği hayatına ahlak olarak taşıyan insanlara her zamankinden daha çok muhtacız.
Ve son cümlede şöyle olsun: Güzel doğmak insanın elinde değildir; kaderin bir lütfudur. Ama güzel olmak, güzel kalabilmek ve çevresine güzellik katabilmek; işte o, insanın kendi tercihidir.
Güzel insanlara ve güzel olmaya çalışanlara selam olsun.
İyi ki varsınız.