Malatya’nın kayısısı sadece bir tarım ürünü değildir. Kayısı; Malatya’nın ekonomisi, istihdamı, ihracatı ve dünya çapındaki tanıtım gücüdür. Bir şehri, hatta doğru değerlendirildiğinde bir ülkenin tarımsal ekonomisini kalkındırabilecek kadar büyük bir nimettir.
Fakat şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
Biz bu büyük nimeti, üretimden sofraya kadar hak ettiği hassasiyetle koruyabiliyor muyuz?
Kayısı bir gıda maddesidir. Kükürt uygulanması ürünü bazı zararlılardan koruyabilir; ancak kükürt, hijyenin yerine geçmez. Kayısının kurtlanmaması veya böceklenmemesi, onun hijyenik şartlarda işlendiği anlamına gelmez.
Hasattan itibaren kayısının temas ettiği zeminler, kasalar, çuvallar, depolar, taşıma araçları, işleme alanları ve çalışanların hijyen şartları gıda güvenliği açısından önemlidir.
Özellikle açık alanlarda, sokaklarda veya yeterli hijyen koşulları sağlanmamış yerlerde kayısının yere yakın şekilde serilmesi, temiz olmayan yüzeylerle temas etmesi, uygun olmayan çuvallarda taşınması ve depolanması; yıllardır oluşturduğumuz “Malatya kayısısı” markasının değerine yakışmamaktadır.
Burada mesele sadece temizlik değildir.
Mesele helal ve temiz gıda anlayışımızı, gıda güvenliği kurallarını ve Malatya’nın dünya markası olma iddiasını aynı noktada buluşturmaktır.
Çözüm de aslında bellidir:
Kayısı üretim ve satış zincirinde;
* Temiz ve gıda ile temasa uygun ambalaj ve çuvallar kullanılmalı.
* Kayısı doğrudan kirli zeminle temas ettirilmemeli.
* Depolar düzenli temizlenmeli, haşere kontrolü yapılmalı ve kayıt altına alınmalı.
* Taşıma araçları gıda taşımaya uygun ve temiz olmalı.
* İşleme ve paketleme alanlarında temel hijyen kuralları uygulanmalı.
* Ürünün açıkta ve kontrolsüz şekilde satışa sunulmasının önüne geçilmeli.
* Üreticiden tüccara, depodan fabrikaya kadar izlenebilirlik sistemi güçlendirilmeli.
* Personel hijyeni ve gıda güvenliği konusunda düzenli eğitim verilmelidir.
Bunlar lüks değildir. Bunlar gıda sektörünün temel şartlarıdır.
İslâm’ın bize öğrettiği helal ve temiz (tayyib) gıda anlayışı ile modern gıda güvenliği standartları aslında aynı temel hassasiyette buluşmaktadır: İnsanların tükettiği gıdayı temiz, güvenilir ve sağlığa uygun şartlarda üretmek ve sunmak.
Artık kayısıyı yalnızca “çok üretelim” diye değil, “en güvenilir ve en kaliteli şekilde üretelim” diye konuşmalıyız.
Malatya’nın kayısısı dünyaya gidiyor.
Dünyaya gönderdiğimiz şey sadece kayısı değil, Malatya’nın adıdır.
Bu nedenle başta belediyelerimiz, ilgili kamu kurumlarımız, kayısı borsamız, üreticilerimiz, tüccarlarımız, sanayicilerimiz ve sektör temsilcilerimiz olmak üzere hepimize büyük bir sorumluluk düşüyor.
Geliniz, Malatya kayısısının tarladan sofraya kadar geçen yolculuğunu yeniden ele alalım.
Hijyeni, standardı, ambalajı, depolamayı ve denetimi bir bütün hâline getirelim.
Çünkü Malatya’nın en büyük nimeti olan kayısı, sadece çok kazanacağımız bir ürün değil; gelecek nesillere temiz, güvenilir ve itibarlı şekilde teslim etmemiz gereken bir emanettir.
Yazarın Diğer Yazıları
Malatya’nın En Büyük Nimetine Hak Ettiğimiz Değeri Verelim
18 Eylül 2026 00:10Aklî Dindarlık ve Şekilsel Dindarlık
11 Ağustos 2026 00:09Eşinize Emir Vermeyin; Sevginizi Emrederek Değil, İkram Ederek Büyütün
26 Temmuz 2026 00:37Evliliği Bozan Çekinik Kalan Yanlarımız
23 Temmuz 2026 00:06Sınır Koymak Saygıyı Korur; Sayılan Sevilir
18 Temmuz 2026 00:00