Cengiz Dere / Manevi Danışman

Ergenlik yeniden doğmak kadar sancılı bir dönemdir

Cengiz Dere / Manevi Danışman

Son yıllarda en çok duyduğum cümle: “Çocuğum ergen oldu, ne yapacağımı şaşırdım.”

Hemen bir şey söyleyeyim: Ergenin bir sıkıntısı yok. Yaşadığı değişimler normal. Ön beyin 20'li yaşlara kadar gelişecek. Sonra bu dertler bitecek, başka dertler başlayacak. Asıl sıkıntı, o dönemden sonra hayata girdiklerinde başlıyor.

Ama o aşamaya gelene kadar, uzmanların belirttiği birkaç öneri var. Sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Sabır: En Kadim Silahımız

Sabır, katlanmak değildir. Bir danışanım bana "Üç saattir çocuğumun bağırışını sessizce dinliyorum, sabrediyorum işte" dedi. Hayır, o katlanmaktı. Sabır, durumu anlayıp yardımcı olmak için elinden geleni yapmaya devam etmektir. Aktif bir çalışmadır. Lütfen sabır düzeyimizi bir kontrol edelim.

2. Net fikirler Ama Esneyebilen Sınırlar

"Sınır koymak çok önemli"  Ama şu kadarını ekleyeyim: fikirler ve Kurallar net olmalı, "bu olur bu olmaz" belli olmalı. Ancak marjinal bir durum olduğunda, çocukla istişare ederek esnetebileceğiniz kurallar koyun. Bu hem onun inisiyatif alma duygusunu pekiştirir hem de kendini güvende hissetmesini sağlar. Sınırı olmayan insan özgür olamaz. 

3. Dinlemek: Dünyanın En Sihirli Yöntemi

Bir insanla doğru bir şey yaşamak istiyorsanız, en önemli beceri dinlemektir. Ama biz çocuklarımızı dinlemiyoruz. Onlara direktif verip öğretmek için dünyaya gelmiş boş kutular gibi bakıyoruz. Oysa çocuğun bir hayal dünyası var, arzuları var, korkuları var. Ne kadar dinlersek o kadar iyi.

4. Kimlik Arayışına Saygı

Ergenlik dönemindeki en önemli iş, kimlik arayışıdır. Çocuk bir gün "ben şöyleyim", ertesi gün "böyleyim" diyorsa -tabii "kulağımı kestireceğim" gibi bir şey söylemiyorsa- bunda zarar yok. Geçsin, kendini, toplum içindeki yerini, cinsel, zihinsel, duygusal kimliğini keşfetsin. O sırada yanında güvenilir yoldaşlar olarak bulunabiliyorsak, çocuk daha ne ister? Tek bildiğimizi ona dayatırsak, kendi kopyamızı yaparız. Bu da pek doğru olmasa gerek. Kendinizin çocuğu olmak ister miydiniz? Hiç zannetmiyorum.

5. Örnek ve Model Olmak

Bağımlılık konusunda çok şikayetçiyiz: ekran, telefon, televizyon... Peki, ebeveyn olarak biz ne kadar yapıyoruz? Bir annenin "Çocuğum çok telefonla oynuyor" dediğini duydum. "Siz ne kadar oynuyorsunuz?" diye sordum. "Ben iş icabı, mecburum " dedi. Dedim ki: "Bu bizi ilgilendirmiyor, çocuğu da ilgilendirmiyor. Siz ne kadar telefonla vakit geçiriyorsanız, o daha beterini yapacak." Örnek ve model olursanız, işlerin nasıl düzeleceğine şaşırırsınız.

6. Arkadaşları Hakkında Konuşmayın ve kıyas yapmayın

Arkadaşları hakkında ileri geri konuşmayın. "Nereden buldun bunu?", "Tipi kaymış", "Şekli bozulmuş" gibi cümleler çok tehlikeli. Ergenlik dönemindeki hormonları size versem, şimdi sizin şekliniz, şemaliniz bir şeye benzemez. Hem çocuğun kendi fiziksel görünüşü hem arkadaşları hem de çevresi hakkında yargılayıcı olmayın. Çünkü bu, o kişi ve davranışları arzu nesnesine dönüştürür, sonra takıntı haline gelir. Bir de kıyas var ki çocuğu dövmek kadar acıtır ve öfkelendirir..

7. Beden Değişimlerine Saygı

Beden değişimlerine, şaşırmalarına, tuhaflıklarına anlayışla yaklaşın. Konuşup açılmalarını sağlayın, anlatsınlar size. Emin olun, çok sıkıntı çekiyorlar. O bedenin hali hiç normal değil.

8. Ortak Aktiviteler Yapın

Akşamları, gündüzleri, birlikte bir şey yapın.  Model yapmak, kilden bir şey inşa etmek, oyun oynamak, birlikte yaratmak. Birlikte yapan insanlar birlikte bağlanır.

9. Muhatap Alın, değerli kılın

En önemlisi: Çocuğunuzu değerli kılarak muhatap alın. Yaşı kaç olursa olsun. Bir dostum dedesini anlattı: Daha küçücük bir çocukken odaya girdiğinde dedesi ayağa kalkmış, "canım"  geldi" diyerek elinden tutup içeri götürmüş ve oturana kadar oturmamış. Arkadaşım dedi ki: "O davranış beni öylesine etkiledi ki, ondan sonra onun yanında candan ve efendi davranmaya çok dikkat ettim." Bu, eskilerin yaptığı bir şeydi. Şimdi pek kalmadı. Çocuk babası girdiğinde toparlansın diye bekleriz, ama biz o ortama girdiğimizde toparlanmayı düşünmeyiz. Bir birey olarak saygı göstermeyi deneyelim, işler çok değişecek.

“Bir araç sürerken çocuğumuz yanımızda oturuyorsa, tali yoldan ana yola geçerken sağda araba varsa uyarırız. Araba yoksa 'Buyurun geçin' demeyiz. Ama biz genelde 'Gaza öyle mi basılır, direksiyon öyle mi tutulur?' diyerek çocuğu araba süremez hale getiriyoruz.”

İşte velilik tam olarak bu: Yol gösterip, kendi kararlarını almasına izin vermek.

Büyükler "Ergenlik yeniden doğmak kadar sancılı bir dönemdir" demişler. Unutmayın: Ergenin derdi yok. O dert etmez Asıl mesele, sizlerin o dertle nasıl baş ettiğiniz.

Yazarın Diğer Yazıları