Abdullah Ergün

Yeni Malatya İçin Ortak Akıl Şart

Abdullah Ergün

6 Şubat depremlerinin ardından Malatya, büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Şehrin dört bir yanında yükselen TOKİ konutları ve iş yerleri, ortaya çıkan yoğun şantiye görüntüsüne rağmen geleceğe dair umutları da beraberinde getiriyor. Özlemle beklenen yeni Malatya'nın şekillenmesinde bu çalışmaların önemli bir payı olduğu inkâr edilemez.

Ancak şehir yeniden ayağa kalkarken, seçilmişler ve atanmışların ortaya koyduğu performans konusunda vatandaşların görüşleri farklılık gösterebiliyor. Deprem sonrası oluşan ağır tablonun ne ölçüde iyileştirildiği sorusuna verilen cevaplar, insanların yaşadığı bölgeye, karşılaştığı sorunlara ve beklentilerine göre değişiyor.

Kamu kurumlarında başarıyı belirleyen unsur yalnızca kurum başkanları değildir. Asıl farkı oluşturan, çoğu zaman "A Takımı" olarak adlandırılan yönetim kadroları ve alt birimlerdir. Kararların sahaya yansıması, uygulamanın başarısı ve vatandaş memnuniyeti büyük ölçüde bu ekiplerin performansına bağlıdır.

Bugün Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin içinde bulunduğu çalışma ortamı ve kurumsal yapısı zaman zaman tartışma konusu oluyor. Malatya'nın yeniden ayağa kalkma sürecinde ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de başarılı şehirlerin tecrübelerini kendi gerçekleriyle harmanlayarak geleceğe daha sağlam adımlarla yürümek olmalı.

Bir başka gerçek ise Malatya'nın alışveriş kültürünün değişmekte olmasıdır. Yıllarca "çarşı" denildiğinde herkesin zihninde aynı bölge canlanırken, bugün ticari hareketlilik giderek batıya kayıyor. Şehir merkezinde inşa edilen yeni iş yerleriyle ilgili kullanım alanı ve yeterlilik konusundaki eleştiriler ise önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğe benziyor.

Taşınmalar henüz tam olarak başlamadan artan fahiş kiralar karşısında esnafın morali şimdiden alt sınırlara doğru geriledi.

İşyerlerinin hangi meslek grubuna göre dizayn edildiği noktasında çıkan tartışmaların en ilginç olanı lokanta olarak belirlenen işyerlerinde duman çıkışını sağlayan baca yerlerinin yapılmaması oldu.

Bir başka önemli konu ise Malatyalıların alışveriş alışkanlıklarında "çok katlı işyerlerine" ilgi göstermemeleri.

Malatyalıların yıllardır sürdürdüğü ayaküstü, cadde üzeri ve kolay ulaşılabilir noktalardan alışveriş yapma alışkanlığının yeni çarşı düzenine ne ölçüde uyum sağlayacağı önemli bir soru olarak önümüzde duruyor.

Tam da bu noktada sivil toplum kuruluşlarının önemi ortaya çıkıyor. Deprem sonrasında birçok kurum kendi çalışmalarını ön plana çıkarmaya çalıştı. Ancak mesele yalnızca yapılan faaliyetleri anlatmak değil; üretilen fikirleri, önerileri ve çözüm yollarını şehir yönetimiyle buluşturabilmektir.

Prof. Dr. İbrahim Gezer yönetimindeki BİLSAM’ın son iki toplantılarına katıldığımda bunu daha net gördüm. Akademisyenlerden, uzmanlardan ve kendi alanlarında söz sahibi isimlerden oluşan çalışma gruplarının ortaya koyduğu fikirler, Yeni Malatya'nın inşasında önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Toplantılarda ele alınan konuların soru-cevap ve öneri bölümleriyle olgunlaştırılması, ardından sonuç bildirgelerine dönüştürülmesi dikkat çekici bir çalışma modeli oluşturuyor. Daha da önemlisi, ortaya çıkan bu birikimin başta Malatya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere merkez ilçe belediyeleri tarafından dikkate alınması gerekiyor.

Mevcut belediyelerin kendi imkânları ölçüsünde bazı konularda mesafe kat etkilerini görüyoruz. Ancak asıl soru şu:

Daha iyisi yapılabilir mi?

Elbette yapılabilir.

Bunun için büyük bütçelere, uzun raporlara ya da karmaşık projelere ihtiyaç yok. Biraz daha fazla istişare, biraz daha fazla ortak akıl ve biraz daha fazla beyin fırtınası yeterli olabilir.

Çünkü deprem bu şehirden sadece insanlarımızı ve binaları almadı. Hafızamızı, alışkanlıklarımızı, sosyal hayatımızı ve geleceğe dair birçok planımızı da yerle bir etti. Böyle bir süreçten çıkışın yolu ise yalnızca betonarme yapılar inşa etmekten geçmiyor.

6 Şubat'tan sonra ortaya çıkan tabloya rağmen Malatya'yı terk etmeyen, "Ben yeniden ayağa kalkacak olan Malatya'ya vefa borcumu ödeyeceğim" diyerek burada kalan insanların bilgi, tecrübe ve birikimlerinden daha fazla yararlanılması gerekiyor.

Bu şehir için kafa yoran akademisyenler, iş insanları, sanatçılar, spor insanları, sivil toplum temsilcileri ve yıllardır bu kentin sorunlarıyla yaşayan vatandaşlar, Malatya'nın en değerli sermayesidir.

Eğer yönetenler bu ortak aklı daha fazla dinler, daha fazla paylaşır ve daha fazla iş birliği yaparsa, ortaya sadece yeni binalar değil, herkesin hayalini kurduğu güçlü bir şehir de çıkar.

Çünkü Malatya'nın geleceği birkaç kişinin vereceği kararlarda değil; bu şehre gönül veren insanların ortaya koyacağı ortak akılda saklıdır.

Ve belki de bugün Malatya'nın en çok ihtiyaç duyduğu şey budur:
Daha fazla konuşmak, daha fazla dinlemek ve geleceği birlikte inşa etmek...

Şehirler aynı zamanda birliktelik, ortak akılla ve güçlü iletişim ağlarıyla ayağa kalkar. Bun örneklerini her zaman örnek gösterdiğimiz bazı illerde görüyoruz. Eğer Malatya geleceğini daha sağlam temeller üzerine kurmak istiyorsa, kurumlar ile sivil toplum arasındaki iş birliğini güçlendirmek zorundadır.

Yeni Malatya'nın en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de budur: Birlikte düşünmek, birlikte üretmek ve birlikte yönetmek. Çünkü bu şehir, ortak aklı ne kadar büyütürse geleceğini de o kadar sağlam inşa edecektir.

Yazarın Diğer Yazıları