Umut Çocukların Kalbinde
Abdullah Ergün
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Bakan Yusuf Tekin imzasıyla 81 ile gönderdiği “Ramazan Ayı Etkinlikleri” yazısı yine bildik çevreleri ayağa kaldırdı.
Bir anda herkes laiklik uzmanı kesildi.
Soruyorum:
Bugün sokaklarda uyuşturucu batağına saplanan gençleri görmezden gelenler, dizilerdeki ahlaksızlığı, müziklerdeki şiddeti alkışlayanlar, şimdi mi çocukların “psikolojisini” düşünmeye başladı?
Yıllardır maneviyatı budadınız.
Aileyi küçümsediniz.
Değeri, edebi, ahlakı “gericilik” diye yaftaladınız.
Sonuç ortada:
Artan suç oranları.
Parçalanmış aileler.
Genç yaşta intihar edenler…
Ama nedense bunlar sizi rahatsız etmiyor.
Okulda ilahi okuyan bir çocuktan korkuyorsunuz ama elinde alkol şişesiyle sabaha kadar sokaklarda dolaşan gençliği “özgürlük” diye pazarlıyorsunuz.
Uyuşturucuyla zombileşmiş bir nesil size daha sempatik geliyor.
Ailesine başkaldıran, köksüz, kimliksiz, sadece haz peşinde koşan bir kuşak hayal ediyorsunuz.
Ülkenin elit köşelerinde halkın tabiriyle “kimin eli kimin cebinde” anlayışıyla sürdürülen bohem hayatın kutsal sayılmasını istiyorsunuz.
Epstein rezaletinde sessizliğe bürünen aydınlar, manevi değerler söz konusu olunca megafonla salyalar akıtarak kin kusuyorlar.
Sonra da kalkıp “laiklik” diyorsunuz.
Laiklik sizin için; ezandan rahatsız olmak, Ramazan’dan huzursuz olmak, içki içilmeyen ortama tahammül edememek demek.
Her seçim öncesi 28 Şubat mağdurlarıyla “helalleşme” pozları veren, ardından “başörtülü kardeşlerimizi artık daha iyi anlıyoruz” söylemiyle oy devşirmeye çalışan; seçim yenilgisi gelince de eski alışkanlıklarına geri dönenlerin şunu anlaması gerekiyor: Bu samimiyetsiz manevralardan artık kimseye ekmek çıkmaz.
Milyonlarca öğrenci Ramazan etkinliklerine katılıyor diye panik yapıyorsunuz. Çünkü sizin dünyanızda inanç olmamalı, değer olmamalı, aidiyet olmamalı.
Sadece tüketen, sorgulamayan, köksüz bireyler olmalı.
Ama kusura bakmayın.
Bu ülke sizin ideolojik fantezilerinize teslim olmayacak.
Ve evet okullarda dua eden çocuklardan size zarar gelmez.
Zararı; yıllardır alkışladığınız çürümüş kültür verdi, vermeye de devam ediyor.
***
Ülke gündeminin ilk sıralarında yer alan ve son olarak kendilerini aydın olarak şekillendiren kişilerin uykularını kaçıran uygulamanın eşiğinde çocukların okuduğu ilahiler geleceğin sağlam temeller üzerine oturması açısından büyük önem taşıyor.
Bir ülkede çocukların dudaklarından dökülen ilahilerden rahatsız olanlar varken, sokakları saran bağımlılıklara sessiz kalan bir anlayış hüküm sürüyorsa, asıl sorgulanması gereken şey laiklik değil, vicdandır. Çünkü gelecek; köksüzlükle değil, değerle inşa edilir. O çocuk sesleri bugün bazılarını huzursuz ediyor olabilir. Ama yarın bu ülkeyi ayakta tutacak olan da tam olarak o seslerin taşıdığı anlamdır.
Malatya Büyük Şehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Çocuk Korosu “ramazan etkinlikleri kapsamında Malatya Kongre ve Kültür Merkezinde konseri izlemeye gelenlere güzel bir konser verdi.
Şef İlknur Çakmak Yazıcıoğlu’nun yönetimindeki koronun seslendirdiği eserlerde, çocukların yüreğinden çıkan ezgilerin nasıl olup da bir salona huzur taşıyabildiğini bir kez daha gördük. O sesler önce çocukların yüzlerinde tebessüm oldu, ardından izleyicilerin kalbine dokundu.
Yıllar öncesinden, adeta demir parmaklıkların arasından süzülerek gelen bir maneviyatın bugüne ulaştığına şahitlik ettik. Gözyaşlarıyla karşılanan bu yolculuk, bize şunu hatırlattı: Değerler kaybolmuyor; doğru ortamı bulduğunda, çocukların sesiyle yeniden filizleniyor.
Kaybolan hiçbir değer yoktur; sadece doğru nefesi bekler… Bugün o nefes çocukların sesiydi. Biz bunu konserde bir kez daha yaşadık.