Abdullah Ergün

Türk Futbolunda Değişmeyen Tablo

Abdullah Ergün

Ülke futbolumuzda bir sezonun daha sonuna gelirken geriye dönüp baktığımızda, aslında yıllardır değişmeyen bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha görüyoruz. Süper Lig’den alt liglere kadar hemen her kademede konuşulan sorunlar yine çözülmeden kaldı. Hatta sorunların büyüyerek devam etmesi, Türk futbolunun Avrupa ile arasındaki mesafenin daha da açılmasına neden oldu.

Her sezon başında yapılan açıklamalar artık birbirinin tekrarı haline geldi. “Daha güçlü bir lig”, “altyapıya yatırım”, “mali disiplin”, “adaletli yönetim” gibi ifadeler kamuoyuna umut vermek için sıralanıyor. Ancak ne yazık ki sezonun ilk haftalarıyla birlikte bu söylemler unutuluyor ve futbolumuz yeniden eski alışkanlıklarına teslim oluyor.

Bunun en net örneklerinden biri de harcama limitleri konusunda yaşandı. Süper Lig kulüpleri için açıklanan limitlerin büyük bölümü yaz transfer döneminde fiilen aşıldı. Yapılan transferler, verilen maaşlar ve oluşan mali tablolar ortadayken federasyonun sessiz kalması dikkat çekti. Kuralların uygulanmadığı bir düzende ise disiplinin sağlanmasını beklemek mümkün olmuyor.

Oysa Avrupa futbolunda benzer durumlarla karşılaşıldığında çok daha sert yaptırımlar devreye giriyor. Transfer yasakları, puan silme cezaları ve finansal denetimler tavizsiz şekilde uygulanıyor. İlk bakışta ağır gibi görünen bu yaptırımların, uzun vadede kulüpleri daha sağlıklı bir yapıya taşıdığı da açıkça görülüyor. Mali istikrarını sağlayan kulüplerin sportif başarıyı da daha sürdürülebilir hale getirdiği artık tartışılmaz bir gerçek.

***

Dünyanın hiçbir liginde hakemler bizim ülkemizde olduğu kadar konuşulmuyor. Haftanın maçları oynanıyor ancak günlerce futbolun kendisinden çok hakem kararları tartışılıyor. Sahada atılan goller, yapılan güzel organizasyonlar ya da teknik adamların futbol anlayışı geri planda kalırken, ekranlar yalnızca tartışmalı pozisyonlara teslim oluyor.

Öyle bir noktaya geldik ki yayıncı kuruluştan görüntü alamayan bazı televizyon kanalları, pozisyonları kendi ekranlarından çekerek izleyiciye aktarmaya çalışıyor. Biz görüntüleri net şekilde göremesek de yorumcuların önündeki monitörlerden “gerçeği” öğreniyoruz. Futbolseverler ise saatler boyunca aynı pozisyonun farklı açılarla yorumlanmasını izlemek zorunda kalıyor.

Bir başka ülkenin vatandaşı bu manzaraları görse muhtemelen “Bu Türkler gerçekten çılgın” demekten kendini alamaz. Çünkü bizde futbol artık sadece saha içinde oynanmıyor; ekranlarda, sosyal medyada ve sabaha kadar süren spor programlarında yeniden oynanıyor.

Asıl tehlikeli olan ise bu tartışma kültürünün dili. Büyük kulüplerin ekran temsilcileri, herkesin ortak görüş bildirdiği bir pozisyonda bile taraftar refleksiyle hareket ederek “Hayır, bu penaltı değil” diyebiliyor. Futbol yorumculuğundan çok tribün amigoluğunu andıran bu tavır, zaten gergin olan taraftar ortamını daha da sertleştiriyor.

Her programda tansiyon biraz daha yükseliyor. Yorumcular arasındaki tartışmalar hakaret boyutuna ulaşıyor, ekran başındaki fanatikler ise bu söylemlerden besleniyor. Sonuçta yalnızca bir maçın değil, gelecek haftaların atmosferi de zehirleniyor. Futbolun bir eğlence ve spor olduğu unutulurken, gerilim sürekli büyüyor.

Oysa gelişmiş futbol ülkelerinde hakem kararları elbette tartışılıyor ancak bu tartışmalar futbolun önüne geçmiyor. Bizde ise hakemler adeta maçın başrol oyuncusuna dönüşmüş durumda. Futbolun kendisini konuşamadığımız sürece ne saha kalitemizi yükseltebiliriz ne de futbol kültürümüzü geliştirebiliriz.

Türk futbolunun artık bağıran değil düşünen, kutuplaştıran değil analiz eden bir futbol ortamına ihtiyacı var. Aksi halde her hafta aynı tartışmaları izlemeye, aynı gerilimi yaşamaya devam edeceğiz.

Türk futbolunun en büyük problemi belki de kuralların var olması değil, o kuralların uygulanmaması. Herkesin bildiği sorunların yıllardır çözülmemesi, futbol kamuoyunda güven duygusunu da zedeliyor. Taraftar artık sadece sahadaki sonucu değil, kulüplerin nasıl yönetildiğini de sorguluyor.

Yeni sezon öncesinde yine benzer vaatler duyacağız. Ancak Türk futbolunun gerçekten değişebilmesi için artık söylemlerden çok somut adımlara ihtiyaç var. Aksi halde her sezon sonunda aynı cümleleri kurmaya devam edeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları