Turizm Değil, Toplantı Şehri
Abdullah Ergün
Malatya’da turizm var mı?
Kâğıt üstünde var.
Sahada?
Yok.
Toplantı var.
Sunum var.
Hedef var.
Turist yok.
Bu kadar net.
Elimizde ne var?
Nemrut Dağı var.
Arslantepe Höyüğü var.
Biraz ileride Göbeklitepe var.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası var.
Dünya üzerinde, UNESCO listesinde yer alan dört büyük miras alanının bu kadar yakın konumlandığı başka bir bölge yok.
Dünya bu dört yer için kıta değiştiriyor.
Biz birbirine bağlayamıyoruz.
Neden?
Çünkü biz turizm yapmıyoruz.
Turizm konuşuyoruz.
1980’li yıllardan 2000’li yılların ortalarına kadar Nemrut Dağı’na her gün 10 minibüs turist çıkıyordu.
İnsanlar, Kommagene Kralı Antiochos’un gizemini taşıyan anıtsal alanı görmek ve gün doğumu ile gün batımının o eşsiz anına tanıklık etmek için o zirveye akın ediyordu.
Yollar daha kötüydü.
İmkânlar daha sınırlıydı.
Ama turist vardı.
Biz de gençtik.
İngilizcemiz yok denecek kadar azdı.
Ama öğrenmek istiyorduk.
Turistlerin peşine takılır, birkaç kelime kapmak için zirveye birlikte çıkardık.
Çünkü o zaman bir şey vardı:
İstek vardı.
Bugün her şey var gibi görünüyor…
Ama o istek yok.
Nemrut’a çıkan yol ortada.
Güneş Motel’den zirveye uzanan 2,5 kilometrelik yol yıllardır yapılmıyor.
Yapılamıyor değil…
Yapılmıyor.
Bu bir eksiklik değil.
Bu bir tercih.
Çünkü bu ülkede istenince yol da yapılıyor, şehir de kuruluyor.
Ama burada yapılmıyorsa sebebi bellidir:
Öncelik değil.
Geçtiğimiz günlerde Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz, kabul ettiği gazetecilerle yaptığı söyleşide konu turizme gelince 700 bin turist hedefini açıkladı.
Rakam söylemek kolay.
Sorumluluk almak zor.
Bugün bir turist geliyor.
Göbeklitepe’yi görüyor, dönüyor.
Çünkü kimse ona “devamı var” demiyor.
Çünkü ortada bir rota yok.
Çünkü ortada bir akıl yok.
Gerçek şu:
Bu şehir turizmden pay alamıyorsa bu kader değil.
Bu, yönetim tercihidir.
Ve artık kimse kimseyi kandırmasın:
Sorun sadece yol değil.
Sorun, o yolu yapmayan irade.
Bugün konuşanlar var.
Yarın da konuşacaklar.
Yıllardır Nemrut Dağı’na turist taşıyan, o insanlara rehberlik eden kişiler var.
Bu işin mutfağında olanlar, sahayı bilenler, sorunu yaşayanlar…
Ama ne gariptir ki, turizm toplantılarında bu insanlar yok.
Davet edilmiyorlar.
Dinlenmiyorlar.
Sahada olanı yok sayıp, masa başında plan yapmak…
En hafif ifadeyle garip.
Aslında daha açık söylemek lazım:
Bu, hatadan öte bir anlayış sorunu.
Ama turist gelmeyecek.
Çünkü turist laf dinlemez.
Yol ister.
Plan ister.
Sonuç ister.
Ve en sonunda şu gerçeği bırakır gider:
“Siz hazır değilsiniz.”