Sahne Gençlerin, Alkış Geleceğin Oldu
Abdullah Ergün
Bazen bir konser, müziğin içinden doğan duygu selini kalplerin en güzel köşesine usulca bırakır.
Bazen bir sahne, bir okul salonu, birkaç nota ve içten söylenen bir türkü veya şiir; insanın kalbine dokunan, uzun süre hafızasında yer eden bir hatıraya dönüşür. İşte Malatya Abdulkadir Eriş Güzel Sanatlar Lisesi tarafından düzenlenen “Kim Var” etkinliği kapsamında verilen konser de tam olarak böyle bir güne dönüştü.
Salonun ışıkları altında yükselen her ses, sadece bir melodiyi değil; emeği, heyecanı, aileleri ve genç liselilerin yürekleri umutlarını taşıyordu. İzleyicilerin yüzlerinde beliren tebessüm, kimi zaman gözlerde biriken yaşa dönüştü. Çünkü sahnede yaşananlar, kelimelerin anlatmakta zorlandığı duyguları en sade hâliyle anlatabiliyordu.
Dün sahnede yer alan değerli sanatçı Yücel Arzen ve yıllardır bestelerine sesiyle anlam katan Devrim Gürenç’in varlığı, öğrenciler için yalnızca bir konser deneyimi değil, aynı zamanda bir ilham anıydı. Genç liseli müzisyenler, ustaların yanında aynı sahneyi paylaşmanın gururunu yaşarken; izleyiciler de sanatın kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığına tanıklık etti.
Belki de en kıymetli olan, o salonda hissedilen ortak duyguydu. Alkışların ritmi, kalplerin ritmiyle birleşti. Her eser bittiğinde yükselen alkış, sadece bir performansa değil; hayallere, emeğe ve sanata duyulan saygının ifadesiydi.
Dün, sadece bir konser izlenmedi. Birlikte hissetmenin, birlikte heyecanlanmanın ve sanatın insan ruhuna dokunan iyileştirici gücünün ne kadar değerli olduğu bir kez daha hatırlandı. Ve eminim ki o sahnede yer alan öğrenciler için de izleyici koltuklarında oturan herkes için bu konser, yıllar sonra bile gülümseyerek hatırlanacak unutulmaz bir anı olarak kalacak.
***
1990’lı yılların sonuydu…
Kasetçilerin vitrinlerinde bir şiir albümü vardı; adı “Adam Gibi”. O yıllarda bir şiir albümünün böylesine satış rakamlarına ulaşması, insanların bir şiirin etrafında kenetlenmesi adeta bir mucize gibiydi. Ülke şaşkındı, ama bir o kadar da umutluydu. Çünkü kelimeler yeniden kalplere dokunuyordu.
İşte o günlerin rüzgârını arkasına alarak Malatya’ya gelen İbrahim Sadri, yanında Yücel Arzen ile birlikte hafızalardan silinmeyen bir konsere imza atmıştı. Salonun içindeki heyecan, sadece bir sanatçıyı görmekten ibaret değildi; insanlar kendi duygularını, kendi hikâyelerini dinlemeye gelmişti. Herkes biraz kendini bulmak, biraz da içindeki şiirleri konuşturmak istiyordu.
“Her insan yaşamı boyunca mutlaka bir şiir yazmıştır” felsefesinin anlam kazandığı o salonda, kalabalık sadece iki ustayı izlemiyor; kendi içindeki şiiri de yeniden dinliyordu.
İbrahim Sadri, Tutkun Bıçak’ın 18 yaşında kaleme aldığı ve bir kuşağın duygularına tercüman olan “Adam Gibi” şiirini seslendirirken; piyanonun başındaki Yücel Arzen, genç şairin kaleminden süzülen duygulara notalarıyla ruh katıyordu.”
O an, müzik sadece bir eşlik değil; şiirin kalbine dokunan bir nefes, bir ruh, bir dua gibiydi. Dinleyenlerin gözlerinde beliren o dalgın bakışlar, aslında kalplerinde kopan fırtınanın sessiz tanığıydı.
Yıllar geçti…
Takvim yaprakları birer birer düştü. Şehirlerle birlikte insanlarda değişti, ama bazı sesler vardır ki zamanın aşındırıcı ellerine teslim olmaz. Bazı anlar vardır ki yıllar sonra bile duyulduğunda insanın içini aynı sıcaklıkla sarar. İşte bu etkinlik kapsamında yıllar sonra yeniden bir araya gelmek, sadece bir buluşma değil; geçmişle bugün arasında kurulan görünmez bir köprü gibiydi.
Müzikle uğraşanlar için “olgunluk dönemi” denilen bir zaman vardır. Bu dönem, insanın sadece ustalaştığı değil; hayatı daha derinden hissettiği, acıyı da sevinci de daha sade ve daha gerçek bir dille anlatabildiği bir dönemdir. Yücel Arzen’in yıllar önce İbrahim Sadri’nin okuduğu “Adam Gibi”, “Aldırma Reis” ve “İstanbul’a Kar Yağıyordu” gibi şiirlere piyanosuyla yaptığı katkı; bugün Necip Fazıl’ın “Sakarya”sında, “Kaldırımlar”ında devam ediyor. Dün Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle omuz omuza verdiği düetler ve son olarak salonda bulunan izleyicilerle birlikte şanlı ordumuz için bestelediği “Türkiye Yüzyılı” bestesinde sanatın olgunluk çağının izlerini görmek mümkün. Çünkü bu eserlerde yalnızca notalar değil; tecrübenin sesi, inancın gücü ve yılların süzgecinden süzülmüş bir bilgelik konuşuyor.
Belki de sanatın en güzel tarafı budur…
İnsan büyüdükçe eserleri de büyür. Yıllar geçtikçe sesler olgunlaşır, duygular sadeleşir, anlatılan hikâyeler daha sahici hâle gelir. Ve bir gün dönüp geriye baktığınızda şunu fark edersiniz: O ilk notalar, o ilk şiirler, aslında bugünün büyük eserlerinin sessiz habercisiymiş.
Dün İnönü Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve izleyicilerin kalplerine hitap eden konser, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Büyük ilgi gören programın hem sahne alan öğrenciler hem de izleyiciler açısından uzun süre hafızalarda yer alacağı konser sonrasında ortaya çıkan tabloda görüldü.
Bu anlamlı etkinlik, Malatya’da sanatın ve genç yeteneklerin geleceğine dair umut veren güçlü bir tablo olarak kayıtlara geçti.
Ev sahibi konumundaki İnönü Üniversitesi’nden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yüksel Göğebakan ile Genel Sekreter Yardımcıları Yaşar Kalkan ve Ömer Çelik’in etkinliğe katılım sağlaması, sadece bir protokol görevi olarak görülmemeli. Bu tablo, üniversitenin sahnedeki liselilere sahip çıkma iradesinin güçlü bir göstergesi olarak okunmalı.
Uzun yıllardır zaman zaman eksikliği hissedilen kurumsal sahiplenmenin bu tür etkinliklerde görünür hâle gelmesi, şehir adına sevindirici bir gelişme. Çünkü yöneticilerin salonda yer alması, sadece fiziksel bir katılım değil; aynı zamanda verilen emeğe duyulan saygının ve genç yeteneklere verilen değerin açık bir ifadesidir.
Konsere katılım sağlayan Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hamid Suha Hotar için bu konserin, bundan sonraki süreçte Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin kültür ve sanat takviminde benzer etkinliklere daha fazla yer verilmesi adına önemli bir motivasyon oluşturacağına inanıyorum. Özellikle “Sakarya” ve “Kaldırımlar” şiirleri okunurken yaşadığı duygusallığın, şehirde yeni ve sürpriz kültür-sanat etkinliklerinin düzenlenmesi ihtimalini güçlendirebileceği kanaatindeyim.
Bu unutulmaz konserin perde arkasındakileri de unutmamak gerekir.
Koro ve saz sanatçılarının sahnedeki başarısının arkasında büyük emekleri bulunan ve onları titizlikle hazırlayan Abdulkadir Eriş Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Yaşar İsen ile öğretmenleri de övgüyü fazlasıyla hak ettiler.