Abdullah Ergün

Onlar Futbol Oynuyorlarsa Biz Ne Oynuyoruz?

Abdullah Ergün

Şampiyonlar Ligi yarı finalinde oynanan Paris Saint-Germain – Bayern Münih karşılaşması, futbolun ne olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Tempo vardı, mücadele vardı, kalite vardı, karakter vardı. Kısacası sahada futbol vardı.

Şimdi dönüp kendimize sormak zorundayız:
Onlar futbol oynuyorsa, biz ne oynuyoruz?

Yıllardır köşe yazılarımda aynı gerçeği dile getiriyorum. Avrupa’da futbol bir sistem işidir, bir disiplin işidir, bir akıl işidir. Bizde ise hâlâ günü kurtarma anlayışı, günübirlik transferler ve sonuç odaklı bir zihniyet hâkim.

Ülkemizde her şey lig şampiyonluğuna indirgenmiş durumda. Transferler Avrupa başarısı için değil, iç rekabeti kazanmak için yapılıyor. Sonra da Süper Lig’de şampiyon olan takım Avrupa sahnesine çıktığında gerçeklerle yüzleşiyor ve maalesef çoğu zaman komik duruma düşüyor.

Her sezon aynı tartışmalar…
Hakemler konuşuluyor, rakipler suçlanıyor, bahaneler üretiliyor. Özellikle son yıllarda şampiyonluk yaşayan takımların başarıları üzerinde sürekli bir “hakem desteği” tartışması dönüyor. Bu tartışmaların bitmemesi bile aslında sistemimizin ne kadar sorunlu olduğunun açık göstergesidir.

Daha acısı ise sahadaki alışkanlıklarımız.

Bizim ligimizde futbolcuların yere atlaması, oyunu soğutması, hakemi etkilemeye çalışması sıradan bir davranış hâline geldi. Taraftar alıştı, yorumcu alıştı, yönetici alıştı. Ama Avrupa buna alışmıyor.

Liverpool ile oynanan maçta yaşanan pozisyonlar sonrası rakip takımın teknik sorumlusu ve yıldız oyuncusu Mohamed Salah’ın yüz ifadeleri hafızalara kazındı. Onlar şaşırdı, biz şaşırmadık. Çünkü biz bu tabloya yıllardır alıştık.

Şampiyonlar Ligi’nde oynanan Paris Saint-Germain – Bayern Münih maçına bakın.
Dokuz gol atıldı. Tempo bir an bile düşmedi. Oyuncular mücadele etti, koştu, çarpıştı. Ama kimse yere yatıp oyunu durdurmadı. Kimse hakemi aldatmaya çalışmadı. Sahaya sağlık görevlisi girmedi.

Çünkü orada futbol oynanıyor.
Bizde ise çoğu zaman futbolun dışında her şey oynanıyor.

Şampiyonlar Ligi sadece bir turnuva değildir. Aynı zamanda bir kültürdür, bir disiplin düzenidir, bir profesyonellik standardıdır. Bu organizasyonda yer almak isteyen kulüpler, mali yapısını düzenler, transfer politikasını planlar, altyapısını geliştirir ve oyuna saygı duyar.

Bu yüzden hep aynı takımlar orada kalıcı oluyor.
Tesadüf değil, sistem.

Henry Kane, Ousmane Dembélé, Kvaratskhelia, Achraf Hakimi, Vitinha ve bu sezonun flaş ismi Olise gibi oyuncuların sahada olduğu bir maçın golsüz bitmesi zaten futbolun ruhuna aykırı olurdu. Çünkü bu oyuncular oyunu öldürmek için değil, oyunu büyütmek için sahaya çıkıyor.

Bizim ise artık kendimize dürüst bir soru sorma zamanımız geldi:

Biz gerçekten futbol mu oynuyoruz, yoksa…

Yazarın Diğer Yazıları