Malatyaspor Sayesinde Hayatlarını Yaşayanlar
Abdullah Ergün
Pazar günü Bölgesel Amatör Lig’de oynanan Malatyaspor – Şanlıurfa Belediyespor karşılaşmasını izlerken, bir futbol takımının nasıl adım adım çöktüğüne bir kez daha tanıklık ettik.
Yıllarca Türkiye’nin en üst liglerinde mücadele etmiş, tribünleri dolduran binlerce taraftara umut olmuş, çevre illerden futbolseverleri Malatya’ya çeken Malatyaspor’un bugün geldiği nokta, sadece sportif bir gerileme değil; aynı zamanda bir yönetim ve vizyon krizinin açık göstergesidir.
Maçın en çarpıcı anlarından biri, konuk takım yöneticisinin kendi teknik direktörüne dönerek “Yeter artık, fazla üstüne gitmeyin” demesi oldu. Bu söz, skor tabelasından çok daha ağır bir gerçeği ortaya koydu: Bir zamanların efsane kulübü artık rakiplerinin merhametine bırakılmış durumda.
Karşılaşmanın başlamasıyla birlikte oyun tek kaleye döndü. Rakip yarı sahayı geçmekte zorlanan, fiziksel olarak yetersiz, mental olarak dağılmış bir takım görüntüsü vardı sahada. Bu tablo sadece bir maçın değil, yıllardır biriken yanlış kararların ve ihmallerin sonucuydu.
Liglerimizde nadir görülen bir olay da bu karşılaşmada yaşandı. Maçın hakemi uzatma dakikalarına gerek duymadan müsabakayı bitirdi. Belki de bu karar, sahadaki acı tabloyu daha fazla uzatmamak adına verilmiş sessiz bir mesajdı.
Bu maçı izleyen az sayıdaki Malatyaspor taraftarı için yaşananlar, futbol hafızalarında uzun süre silinmeyecek bir yer edinecek.
Ancak asıl konuşulması gereken, sahadaki skor değil; yıllarca Malatyaspor’un adını kullanarak makam, mevki ve imkân elde edenlerin bugün bu tablo karşısındaki sessizliğidir.
Malatyaspor sayesinde yıllarca dört yıldızlı otellerde konaklayanlar, çeşitli ilişkilerle kamu kurumlarında görev sahibi olanlar, iş dünyasında kendilerine yer açanlar… Bugün gelinen noktada bu kulübe yaptıkları katkı (!) asla unutulmayacaktır.
Unutulmamalıdır ki Malatyaspor, 1966 yılından bu yana sadece bir futbol kulübü değil; kayısıyla birlikte Malatya’nın en güçlü tanıtım markalarından biri olmuştur.
Türkiye’ye ilk Brezilyalı futbolcuları getiren, namağlup şampiyonluk yaşayan, Avrupa kupalarında ülkemizi temsil etme gururunu yaşayan bu kulüp, bir şehrin hafızasıdır.
Bugün gelinen noktada bazı isimlerin kulübü kaderiyle baş başa bırakıp yeni çıkar ilişkilerine yönelmesi, bu şehrin spor tarihine düşülmüş ağır bir nottur.
Efsane için yolun sonu şimdilik Malatya Süper Amatör Küme oldu.
Gerçekçi olmak gerekirse, mevcut tablo kısa vadede bir mucize vaat etmiyor. Ancak bu, hikâyenin tamamen bittiği anlamına da gelmez.
En büyük hata, bu köklü kulübü başka takımlarla birleştirme arayışına girmek olacaktır. Çünkü Malatyaspor sıradan bir kulüp değildir; bir kimliktir, bir hatıradır, bir aidiyet duygusudur.
Bugün tribünlere gelmeyen binlerce taraftarın sessizliği, ilgisizlikten değil; yanlış yönetimlere duyulan tepkinin sonucudur.
Bu kulübe yapılabilecek en doğru iyilik, onu kendi liginde ayakta tutmak ve yeniden yapılanma sürecine sabırla izin vermektir.
Yeni bir başlangıç elbette sancılı olacaktır.
Ama doğru kadrolar, şeffaf yönetim anlayışı ve samimi bir vizyonla Malatyaspor’un kendi ayakları üzerinde yeniden ayağa kalkması mümkündür.
Çünkü efsaneler bazen düşer…
Ama doğru ellerde yeniden ayağa kalkmayı da bilir.