Kırkgöz'de Manzara Güzel, Misafirperverlik Eksik
Abdullah Ergün
İstanbul Bakırköy Lisesi mezunlarından oluşan altmış kişilik bir gruba beş gün boyunca rehberlik yaptık. Deprem sonrası büyük yaralar alan Malatya’nın yeniden ayağa kalkma mücadelesini, şehrin toparlanma çabasını ve insanlarının misafirperverliğini gösterebilmek adına büyük emek verdik. Yıllardır sürdürdüğüm rehberlik hizmetlerinde, doğduğum şehrin ziyaretçiler tarafından güzel duygularla anılmasına ve övgüyle uğurlanmasına her zaman büyük önem verdim.
Bakırköy Lisesi mezunlarından oluşan grubun çevre illeri de kapsayan gezisinde, Malatya’nın diğer şehirlerle kıyaslandığında olumlu bir izlenim bırakması için elimizden gelen gayreti gösterdik. Böyle bir süreçte yerel yönetimlerin de bu çabaya katkı sunması gerekmez mi?
Gezimizin son gününde misafirlerimize özellikle Battalgazi Belediyesi’ne ait Kırkgöz Sahil Parkı’nı görmeleri gerektiğini söyledik. Çünkü oranın doğal güzelliğinin ve atmosferinin, misafirlerin zihinlerinde bambaşka bir pencere açacağına inanıyorduk. Nitekim daha önce de il dışından gelen birçok ziyaretçinin buraya hayran kaldığına şahit olmuştuk. Bu durum en çok biz rehberleri mutlu ediyordu.
Ancak böylesine önemli sosyal tesislerde grup halinde gelen ziyaretçilere daha duyarlı, daha içten ve daha misafirperver bir yaklaşım gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yerel yönetimlerin bu tür tesislerde kâr odaklı değil, hizmet odaklı bir anlayışı ön planda tutması gerekir.
Kırkgöz Sahil Parkı’na gitmeden önce tesis sorumlusunu arayarak bilgi verdik. Gelen grubun belli bir yaş ortalamasına sahip olduğunu, hassas bir ziyaretçi topluluğu olduğunu ve misafirlerin güzel duygularla ayrılması için gerekli hassasiyetin gösterilmesini rica ettik.
Ayrıca sosyal tesiste misafirlerimize çay-kahve ikramı yapılmasının çok anlamlı olacağını ifade ettik. Bunun belediye açısından maddi bir mesele değil, Malatya’nın misafirperverliğini ve belediyecilik anlayışını gösteren önemli bir davranış olacağını özellikle vurguladık. Çünkü deprem sonrası şehirlerin yeniden ayağa kalkması yalnızca betonla, asfaltla ya da parklarla değil; gelen misafire gösterilen yaklaşım, verilen değer ve hissettirilen samimiyetle mümkündür.
Tesise ulaştığımızda misafirlerimizin göl manzarası karşısında yaşadığı hayranlık gerçekten görülmeye değerdi. İnsanlar Malatya adına umutlandı. “Demek ki şehir yeniden toparlanıyor” duygusunu hissettiler. Ancak ne yazık ki bu olumlu tablo kısa sürdü.
Grubumuzdaki ziyaretçilerin yaş ortalaması belli bir yaşın üzerindeydi. Bazı misafirler doğal olarak tesisin önünde oturup göl manzarasının tadını çıkarmak istedi. Fakat tesis görevlileri, “Yaz sezonu açılmadığı için dışarı sandalye koymuyoruz” diyerek bu talebi geri çevirdi. O an hepimiz büyük bir şaşkınlık yaşadık. Çünkü ortada çözülemeyecek bir problem yoktu. Sadece biraz iyi niyet, anlayış ve misafire değer verme yaklaşımı gerekiyordu. İlk hayal kırıklığını da burada yaşadık.
Asıl üzücü olan ise bundan sonra yaşandı. Tesis sorumlusu, çaylardan ücret alınmayacağını ancak kahvelerin ücretli olduğunu söyledi. Ben de misafirlerin yanında mahcup olmamak adına kahve ücretlerini kendim karşılayacağımı ifade ettim.
Şimdi dönüp sormak gerekiyor:
Deprem yaşamış, ekonomik ve sosyal olarak zor günlerden geçmiş bir şehir, dışarıdan gelen misafirlerine daha duygusal davranmak gerekmiyor mu?
Malatya bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Bu süreçte bence en önemli unsur, şehrimize gelen ziyaretçilere Malatya’nın kendine özgü misafirperverliğini hissettirebilmektir.
Gezinin sonunda yaşanan bu aksaklığın ziyaretçiler üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırabilmek için büyük çaba sarf ettim. Ancak bundan sonraki süreçte benzer durumların yaşanmaması adına, bu tür sosyal tesislerde görev yapan personelin ziyaretçilere müşteri gibi değil, Battalgazi Belediyesi’nin misafiri gibi yaklaşması gerektiğine inanıyorum.
“Çaylardan ücret almayalım ama kahvelerden alalım” anlayışıyla hareket edilirse, gelen misafirlere karşı mahcup oluruz. Çünkü burada mesele birkaç kahvenin bedeli değil; şehrin hafızalarda nasıl yer edeceğidir.
Buradan Battalgazi Belediyesi’ne bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Şehrimize çeşitli nedenlerle gelen grup ziyaretçilerinin konakladıkları otellerle bağlantıya geçilip, onların Kırkgöz Sahil Parkı’ndaki sosyal tesiste ağırlanması Malatya’nın tanıtımına çok önemli katkılar sağlayacaktır.
Bu konuyu Belediye Başkanı Sayın Bayram Taşkın ile yüz yüze görüşüp daha ayrıntılı anlatmak isterdim. Hayatımda ilk kez bir belediye başkanını ziyaret etmeyi düşündüm. Ancak bu görüşme gerçekleşmedi. Bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı da böylece doğmuş oldu.
İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte sosyal tesislerin hangi amaçla ve nasıl kullanılacağı konusunda gerekli hassasiyet gösterilecektir.
Bir belediyenin sosyal tesisi tam olarak ne için vardır?
Sosyal belediyecilik yalnızca bina yapmak, park açmak ve tabela asmak mıdır; yoksa gelen misafiri memnun edebilmek, insana değer verebilmek midir?
İçeride neredeyse misafir sayısı kadar personelin bulunduğu bir tesiste birkaç sandalyeyi dışarı çıkarmak ya da birkaç kahveyi ikram etmek gerçekten bu kadar zor mudur?
Beş gün boyunca Malatya’nın en güzel yönlerini anlatmaya çalışan bizler, ne yazık ki orada yaşananlar karşısında büyük bir mahcubiyet yaşadık. Çünkü şehirlerin tanıtımı yalnızca doğal güzelliklerle yapılmaz. İnsanların hafızasında kalan asıl şey; gördükleri yaklaşım, hissettikleri değer ve karşılaştıkları nezakettir.
Battalgazi Belediye Başkanı’nın bu tesislerin hangi amaçla hizmet verdiğini bildiğini düşünüyorum. Ancak belediyeye bağlı bir sosyal tesiste birkaç kahvenin hesabının yapılması ve misafirlerin yaşına rağmen sandalye konusunda böylesine katı davranılması gerçekten düşündürücüdür. Çünkü bazen birkaç kahvenin maliyeti küçük olabilir ama bir şehrin itibarı açısından oluşturduğu zarar çok daha büyüktür.
Malatya bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Böyle bir dönemde yapılması gereken şey, dışarıdan gelen insanlara “İyi ki gelmişiz” dedirtmektir. Ne yazık ki Kırkgöz Sahil Parkı’ndaki sosyal tesiste yaşananlar, bu anlayışın tam tersini hissettirmiştir.
Umarım bu eleştiriler kişisel alınmaz ve gerçekten bir öz değerlendirme yapılır. Çünkü Malatya’nın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yalnızca yeni binalar değil, yeniden inşa edilmiş bir hizmet anlayışıdır.
Depremlerin üzerimizden silindir gibi geçtiği günlerden sonra, hangi konu başlığı olursa olsun iyi bir sosyal ortamın insanlara ilaç gibi geldiğini artık herkesin görmesi gerekiyor.