Abdullah Ergün

Farklı heyecanlar

Abdullah Ergün

Okumanın hayatımızda çok önemli bir yer aldığını düşüncesinin beynimizden atıldığı dönemleri yaşıyoruz.

Bunun yerine farklı eylemeler devreye girdi.

Hayat kavgası olarak adlandırılan yaşam biçimini daha iyi, daha modern, daha heyecanlı hale getirmek için mücadele tam gaz devan ediyor.

Yaşanan heyecanın içinde gazete ve kitap fazla yer almıyor.

Heyecanlı bir futbol karşılaşması, güzel bir tatil, güzel bir araba güzel bir sitede güzel bir ev, güzel bir ayakkabı özellikleri daha kapsamlı olan cep telefonu daha büyük önem taşıyor.

İslam’ın ilk emri olan “Oku” hayatımızda beklenen seviyede değil.

Okuma alışkanlığımız gazetelerin sadece spor sayfaları ve iddia ekleri ile sınırlanmış durumda..

Kitap okuma alışkanlığı ise bir başka facia.

Sanki çok kitap okuyormuşuz gibi korsan kitaplar raflarda ve sergilerde yer alıyor.

Yurt dışında bulunduğum dönemlerde toplu ulaşımlarda ellerinde kitap okuyanları görünce onları kıskandığım anlar oldu.

Oysa Orta çağda karanlık dönemi yaşayan Avrupa’nın aksine İslam coğrafyasında aydınlık dönem yaşanıyordu.

Büyük İslam Filozofu Farabi, Astronomi ve Matematik Bilgini Biruni, Sibernetiğin Kurucusu Cezeri, Sosyolojinin Babası sayılan İbn-i Haldun, İslam Filozofu ve Bilgini İbn-i Rüşt Ünlü Türk Bilgini İbn-i Sina, Cebirin Kurucusu Hazermi bunlardan birkaçı…

Okumanın verdiği huzur ve beraberinde getirdiği eğitimin toplumlardaki olumlu izlerini biliyoruz.

Yıllar önce ülkemizde gazete ve kitap okuyanların sayısı oldukça fazlaydı.

Fikir gazeteleri ve kitaplarının yanı sıra Akbaba, Gırgır, Hey, Ses ve Hayat dergileri tiraj bakımından çok iyi durumdaydı.

Rusya’da haftalık yayımlanan “Krokodil” dergisinin ardından dünyada en çok satan ikinci mizah dergisi “gırgır “olmuştu.

Aynı şekilde 70 ve 80’li yıllarda haftalık yayımlanan müzik dergisi” Hey” de benzer bir tirajı yakalamıştı.

Fikir gazeteleri için ayrı bir paragraf açmak lazım.

Halen yayın hayatına devam eden Milli Gazete sadece güncel haberler konusunda değil fikir yazıları bakımından da farklı bir konumda bulunuyordu.

Tercüman gazetesi muhafazakar kesimin en önemli gazetesi konumundaydı.

Günaydın, Saklambaç gazeteleri ise renkli olma özelliğiyle bir başka önem taşıyordu.

Yeni Devir, Hergün gibi fikir gazeteleri olarak hatırı sayılır satış oranlarını yakalamıştı.

Kitap konusunda ise günümüzdeki gibi fazla çeşit yoktu fakat başucu sayılacak kitaplar büyük ilgi görüyordu.

‘Babandan tarla kalacağına Seyyit Kutub’un kuran tefsiri olan Fizilal’il Kuran kalsın” düşüncesi konunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.

Bugün dünyada kitap okuma konusunda son sıralarda yer alan ülkemizde bu alışkanlığın yukarılara çıkması halinde toplumsal duyarlılık konusunda daha olumlu görüntüler ortaya çıkabilir.

Bir arkadaşımın gazete bayisine gidip cebindeki bozuk paraları göstererek 

*Bana bu kadar para karşılığında gazete verir misiniz?

İşte böyle bir alışkanlığımız toplumda yer almış olsa ne kadar güzel olur.

Günümüzde okuma alışkanlığı nüfus artışına rağmen hala beklenen seviyede değil.

Buna karşın iyi bir yaşam için verilen mücadelenin içinde ‘okuma’ ilk sıralarda yer almıyor.

Yıllar öncesi her mahallede bulunan gazete bayileri yerini cep telefonu aksesuarları satan işletmelere bırakmış durumda.

Yazarın Diğer Yazıları