Değişen bir şey yok
Abdullah Ergün
Futbolumuzda son yıllarda yaşanan gelişmeler sonrasında sürekli olarak yinelenen “marka değeri” tartışması yeni bir boyut kazandı.
Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili olarak yapılan bir söylem her şeyin özeti gibiydi.
Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin imza parası Trendyol Süper Ligin marka değerine eşit açıklaması her gün sürekli olarak gündem değiştiren futbolumuzun geldiği son noktayı anlatıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu sonucu merakla beklenen Fenerbahçe-Galatasaray maçı oynandı. Aynı puana sahip iki takım ligdeki rakiplerinden hem oyun hemde puan olarak çok ilerisindeler.
Maç sonunda ortaya çıkan tabloda iki takım yarım pozisyonla maçı tamamladılar.
Sürekli olarak konuşulan hakem camiası zorluk derecesi maçtan en karlı çıkan taraf oldu.
Avrupa liglerinde oynanan maçlarla bizim ligimizde oynanan maçlar arasındaki futbol kalitesi her yıl bizim aleyhimize gelişiyor.
Büyük kulüplerin içinde bulundukları borç batağına rağmen dört gözle ara transferi beklemeleri sorununun boyutunu daha sıkıntılı konuma getiriyor.
Zirve yarışının gerisinde kalan Beşiktaş’ın içinde bulunduğu ortamdan çıkış reçetesini teknik direktör değişikliğine eş değer tutması futbolun içinde her zaman var olan değişimlerin başında geliyor.
***
Futbol artık sadece saha içindeki mücadelesi ile değerlendirilmiyor. Futbol sadece futbol değildir derler. İşin ekonomik boyutu dikkate alındığında bu sözün geçerliliği daha net ortaya çıkıyor. Futbol 22 kişinin bir top peşinde koştuğu bir oyun olmaktan çıktı.
Dünyanın en değerli takımı olan Manchester City’nin güncel değeri; 1 milyar 562 milyon, ikinci sırada ise,1 milyar 513 milyonla Real Madrid yer alıyor.
Herkesin ortak noktası “Futbol bütün dünyada en sevilen spor dalı “Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de her 100 kişiden 71'i "En sevdiğiniz spor hangisi?" sorusuna "Futbol" yanıtını veriyor.
Birleşmiş Milletlerin her yıl yenilediği spor raporlarının son paylaşımımda sporun küresel ekonomi içindeki payı yüzde üçe ulaştı. Avrupa Komisyonu da sporun AB ülkelerinin gelirlerinin yüzde birini oluşturduğunu belirtiyor.
Futbol takımlarının gelirleri dendiğinde eskiden sadece bilet satışları anlaşılırdı. Oysa şu anda stadyumlardan elde edilen gişe gelirleri işin sadece çok küçük bir parçasını oluşturuyor. Büyük kulüpler gelirlerinin sadece yüzde 30'unu bilet satışından kazanıyor. Asıl para, naklen yayın, logolu ürün satışı ve sponsorlardan geliyor.
Son yıllarda kulüpler, stat ve kulüplerin önüne isim hakkını sponsor alarak yeni bir uygulamayı hayata geçirdiler.
Futbol kulüpleri "müşteri "konumundaki taraftarlarını memnun etmek için değişik projeleri hayata geçiriyorlar Örneğin İngiltere'nin en zengin kulüplerinden Chelsea'nin stadı Stamford Bridge'in yanında, üç yıldızlı iki otel, iki restoran, bir pub ve bir mega market bulunan Chelsea Village dikiliyor. Manchester United'ın ünlü stadı Old Trafford da bir müze ve alışveriş merkezinin yanı sıra, bir de eğlence merkezini barındırıyor.
Türkiye’de bu işi yapan ilk kulüp ise Fenerbahçe oldu. Şükrü Saraçoğlu stadı’nda bulunan “ Fenerium “ mağazası özellikle maçların olduğu gün hatırı sayılır hasılat elde ediyor.
Futbol sadece kulüpler için değil, ülkeler ve uluslararası organizasyonlar ve reklamlar için de büyük bir ekonomik gelir anlamına geliyor. Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Şampiyonlar Ligi gibi uluslararası organizasyonlar ev sahibi ülkeyi her açıdan mutu ediyor.
Futbol, sadece seyir zevki ön planda olan bir spor değil, dev bütçesi ve tanıtım nokrasında da popülaritesini devam ettiriyor.