Abdullah Ergün

Çim Sahada Büyüyen Hayaller

Abdullah Ergün

Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen Liseler Futbol Finali’nde Spor Lisesi ile Göztepe Lisesi karşı karşıya geldi.
Uzun zamandır okul sporlarında finallerin sentetik sahalara sıkıştığı bir dönemden geçiyoruz. O yüzden finalin Yeni Malatya Stadyumu gibi gerçek bir futbol mabedinde oynanması, başlı başına alkışı hak eden bir tercihti. Çünkü bazı sahalar sadece çim değildir; hayallerin boy verdiği yerlerdir.
Maçtan önce konuşulan tek bir gerçek vardı: Favori Spor Lisesi’ydi. Açık konuşalım, bu beklenti tesadüf değildi. Sahaya baktığınızda kulüp takımlarında düzenli forma giyen, haftalık antrenman temposu yüksek oyuncuların fiziksel ve zihinsel olarak oyuna daha hazır olduğu net biçimde görülüyordu.
İlk dakikalardan itibaren alan savunması, ön alan baskısı ve topa sahip olma isteğiyle maça ağırlığını koyan bir Spor Lisesi vardı. Oyun disiplinini erken kurdular. Göztepe Lisesi ise daha temkinli başladı. Ancak baskı altında yapılan hatalar futbolun kaçınılmaz gerçeğidir. Nitekim kaleci Salih’in uzaklaştırmak istediği top sonrası yaşanan kırılma anı, maçın yönünü belirledi.
Ve kazanan Spor Lisesi oldu.
Ama bu finali sadece skor üzerinden okumak haksızlık olur.
Benim asıl dikkatimi çeken, genç oyuncuların büyük bir statta oynarken gösterdiği özgüvendi. Tribünler, geniş saha, atmosfer… Lise çağındaki bir sporcu için bunlar kolay sindirilecek duygular değildir. Buna rağmen birçok oyuncu topu ayağına istedi, sorumluluk aldı. İşte okul sporlarının gerçek kazanımı tam olarak budur: özgüven.
Spor Lisesi ilk yarıda fiziksel üstünlüğünü daha sade ve kolektif çözümlerle birleştirebilseydi, maçı çok daha erken koparabilirdi. Büyük stat atmosferi zaman zaman bireyselliği tetikledi. Bu yaş grubunda bunun doğal olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak kenar yönetimin uyarıları sonrası oyunun kenarlara açılması, bek ve kanat oyuncularının savunma arkasına yaptığı koşularla birlikte sistem tekrar devreye girdi. Ve goller art arda geldi.
Burada teknik adam faktörünü es geçmek olmaz. Spor Lisesi cephesinde Murat Taştan ve Erkan Salman gibi futbolun eğitim boyutuna hâkim isimlerin varlığı önemli bir avantajdı. Göztepe Lisesi’nde Hikmet Cengil’in güncel antrenman metodolojisini öğrencilerine aktarması da aynı şekilde kıymetliydi. İki kulübede de Malatya futbolunun eğitim yönünü bilen isimlerin olması, sahadaki atmosferin skorun ötesinde saygı çerçevesinde kalmasını sağladı.
Bugün bu gençler lise forması giyiyor. Yarın kimisi profesyonel  ve elit amatör kulüplerde,  kimisi belki sporun bambaşka alanlarında olacak. Ama bir gün dönüp baktıklarında, “Ben o stadyumda oynadım” diyebilecekler.
Ve bazen insanın hayatında bir cümle yeterlidir.
Eğer gençlere değer verdiğimizi göstermek istiyorsak, onları sentetik sahalara mahkûm etmek yerine böyle büyük atmosferlerle buluşturmaya devam etmeliyiz. Çünkü futbol bazen sadece futbol değildir.
Futbol, hayal kurma meselesidir.
Dün o sahada, bir hayal daha filizlendi.

Yazarın Diğer Yazıları