Bir zamanlar Malatya çok güzeldi
Abdullah Ergün
Yıllar önce gazeteci büyüğümüz Orhan Apaydın’ın“Ankara’da Malatyalı Olmak “ başlıklı yazısını arşivden tekrar okurken
Depremle birlikte bizden önceki ve bizim jenerasyonun ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha anladım. Malatya’nın bir dönem güzelliklerine şahit olduğum dönemi artık sohbet ortamlarında hatırlayacağız.
Yazıda bahsedilen Malatyalıların çoğunu tanıyorum. Her nekadar onlardan yaşça küçük olsam da onların Malatya’daki yaşadıkları güzelliklerine ben ve Sıtmapınarı’ndaki arkadaşlarımız şahit olmuştuk.
Ama bu Malatyalılar birden bire aramızdan ayrıldılar. Onların kültür-sanat özellikleri başta olmak her hareketlerini kendimize örnek almıştık.
1960’lı yıllarda Malatya da Halk Eğitim Merkezinde Malatyalı gençlerin tiyatro yaptıkları, Kültür-Sanat ağırlıklı dergi çıkardıklarınıbiliyorum. Kanal boyunda 1960 ve 70 li yıllardada Malatyalılar geziyordu. Ama hiç kimse yerlere tükürüp küfür ve argolu konuşmuyordu.
Malatyaspor’un içeride yaptığımaçların sabahında yaşanan hareketlilik maçın oynandığı saatlere yaklaştığı zaman dahada heyecanlı görüntülerortaya çıkarıyordu. Ellerindefileler içinde domates, karpuz, salatalık, beyaz peynir… Malatyaspor taraftarlarıİnönü stadının yolunu tutuyorlardı.
Maçtan sonra Rahmetle andığım Gazeteci büyüğümüz Erhan Kırçuval’ın “ Görüş “ gazetesindeki maç yazısını okumak bize keyif veriyordu.
Akşamları Kanalboyu ve Beşkonaklarda pikaplardan ve makaralı teyplerden adını hep duyduğumuz fakat ne kendisine nede yakınına ulaşamadığımız Malatyalı Fahri’nin içli sesi ile seslendirdiği türküler Kernek parkında Suat Sayın, Şükran Ay’ın sahne aldığı yıllar, Renkli sinemada, Ünlü İtalyan Yönetmen Sergio Leone’nın hala beğenilen üçlemesi İyi Kötü ve Çirkin, Bir avuç Dolar ve Birkaç Dolar için “ filmleri ile western dünyasına yolculuk yaptığımız, Altın Çocuk Göksel Arsoy, Ünlü İtalyan komikler Franco Franchi ve Ciccosa İngrassi’nın oynadıkları “ Yavru ile Katip, Raj Kapoor’un ünlü “Avare” filmi ile kendi dünyamızda kendimize özgü yol çiziyorduk.
Sıtmapınarı’nda yaşanan dostluk ve sevgilerin final bölümünde Malatyalı Fahri’nin “ Şu dağları Delmeli” dizelerinin dönemin delikanlıları tarafından sevgi dünyasına yolculukları.
Şifa Mahallesinde Rahmetli Sami Kasap’ın bir gazel tutturup Sıtmapınarı’nda Topal Hacı’nın kahvesine gittiği yıllar...
Futbolu çok seviyorduk. Hatta kovboy filmlerinden daha da çok seviyorduk.
Sıtmapınarı’nda Meselesi İsmail’in başına üşüşüp kendi dünyasının iç güzelliklerini kendi üslubu ile dört film süresince anlattığı yıllar aklıma geldi.
Tırtto Hasan, Karababa Hasan, JilyMaykıl, Meseleci İsmail, Sihirbaz Golyad gibi lakapların ön plana çıktığı güzelim yıllardı.
Cumhuriyet İlkokulunun önünde yeni çıkan Murat 124’leri seyretmek herkesi mutlu ediyordu.
Pınarbaşı bize çok uzaktı ama yinede belli zamanlarda Orduzu Pınarbaşı’na ziyaretlerimiz yapıyorduk. Akşamcılarınbulunduğu bölümde
Topal Bedo’nun“ Dam üstünde un eler. Sami Kasap’ın “Derdimin Dermanısın” türküleri içinde yapılan kendilerine özgü sohbetler.
Fakat Sıtmapınarı’ndaki arkadaşlarla kış mevsiminde Orduzu Pınarbaşı’na yaptığımız ziyaretler en güzeliydi.
Karlı zeminde Orduzu Pınarbaşı bir başka güzeldi. Ama hiç yalnız olmadık. Bazen Gazeteci ağabeyimiz Erhan Kırçuval’a rastlardık. Bizde onun gibi Orduzu Pınarbaşı’nın kış aylarındaki müdavimlerindendik. Bizleri her gördüğünde mutlaka bir şeyler anlatırdı. Ben konuştuklarından çok etkilenmiştim. Yıllar sonra gazetelerde yazdığım yazıların birçoğunda bu büyük gazeteciden bahsetmeyi alışkanlık haline getirdim.
Bu işin okulunu okumadım. Fakat Malatya’nın o güzelim yıllarına ait o kadar olayları canlı yaşadımki bunlar bana yetti.
Ben kendi dönemindeyaşadıklarımı günümüze aktarmaya çalışıyorum.
Ama bizden önceki kuşakların bizden daha iyi Malatya’yı doya doya yaşadıklarını biliyorum.
Bizim kuşak68 jenerasyonundan çok şeyler öğrendik.
Depremle birlikte yaşanan güzelliklerde geride kaldı. Malatyalı Fahri, Sami Kasap yok. Pikaplar sustu. Kernek gazinosu da yok. Şükran Ay’ın unutulmaz konserleri anılarda kaldı.. Suat Sayın artık aramızda değil. İtalyan Spagetti Western filmleride geride kaldı.
Albay’ın sinema önündeki ciğerci tezgahı da yok Cicili bici de yok. Hürriyet Parkının köşesinde satılan ve tadı hala damaklarda yer alankarlı dondurmada yok.
Meseleci İsmail artıkmeselede anlatmıyor. Çünkü artık yaşamıyor. Sıtmapınarı’nda meşhur Ankara Kahvesinin bahçesine TCDD yollarının nöbet listeside asılmıyor. Ankara Kahvesi de yok.Sıtmapınarı’nda Sihirbaz Golyad’ın gösterisianılarda kaldı. Cumhuriyet İlkokulunun önünden artık Murat 124’ler geçmiyor.
Yaşanangüzellikler sohbet ortamlarınıntemasını oluşturuyor.
Unutulmaması gereken bir gerçek var.
“Bir zamanlar Malatya çok güzeldi”