Abdullah Ergün

Bir Nesli Ekrana Değil Hayata Hazırlamak

Abdullah Ergün

Son yıllarda çocukların hayatında teknoloji her geçen gün daha fazla yer kaplıyor. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayar oyunları artık günlük yaşamın vazgeçilmez parçaları haline geldi. Özellikle futbol oyunları, çocukların spora olan ilgisini gerçek sahalardan alıp ekranlara taşıdı. Oysa spor, sadece izlenen ya da oynanan bir oyun değil; sağlıklı bir yaşamın temelidir.

Birçok anne ve baba çocuklarının futbolcu olmasını istiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, futbolcuların kazandığı yüksek gelirler ve toplumda gördükleri ilgidir. Ancak çocukların çoğu, gerçek sahada ter dökmek yerine sanal ortamda futbol oynamayı tercih ediyor. Play Station başında kazanılan başarılar, gerçek hayatta aynı sonucu vermeyebiliyor ve bu durum çocuklarda hayal kırıklığına yol açabiliyor.

Asıl sorun, çocukların teknolojiye bu kadar bağımlı hale gelmesi karşısında ailelerin ve eğitim sisteminin yeterince duyarlı davranmamasıdır. Okullarda haftada yalnızca bir gün yapılan beden eğitimi dersi, çocukların spor alışkanlığı kazanması için yeterli değildir. Oysa bazı ülkelerde öğrenciler haftanın belirli günlerinde profesyonel antrenörlerle spor yapma fırsatı buluyor. Bu fark, gelecekte sağlıklı bireyler yetiştirme konusunda önemli bir rol oynuyor.

Son günlerde bazı okullarımızda yaşanan ve ne yazık ki ölümlerle sonuçlanan bireysel öğrenci saldırılarının ardından, çocukların teknolojiye bağlı olarak hayatlarında ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önlenmesi amacıyla üst düzeyde tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Daha önce Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkelerinde okullarda yaşanan saldırıların bilgisayar ve internet bağlantılarıyla ilişkili olduğu ortaya çıkınca, devletler bu konuda önlemlerini en üst seviyeye çıkarmışlardır.

Çocuklar için gerekli olan oyun alanlarının, geçmiş yıllardaki boş arazilere benzer doğal ortamların ortadan kalkması, oyun alanının bilgisayar ortamına taşınmasına neden olmuştur. Başlangıçta masum oyunlarla başlayan bu süreç, zamanla yerini şiddet içeren oyunlara bırakabilmektedir.

Bizim çocukluğumuzda mahalle aralarında, okul bahçelerinde saatlerce futbol oynardık. Belki profesyonel eğitimimiz yoktu ama hareketli bir yaşamımız vardı. Bugün ise birçok çocuk okuldan eve geldiğinde doğrudan bilgisayar başına geçiyor. Hareket azaldıkça obezite, duruş bozuklukları ve sosyal iletişim sorunları artıyor.

Spor yapmak için pahalı tesislere ya da özel ekipmanlara sahip olmak şart değil. Akşam yapılan kısa bir yürüyüş, parkta oynanan bir maç ya da ailece yapılan basit egzersizler bile büyük fark yaratabilir. Önemli olan harekete geçmek ve bunu alışkanlık haline getirmektir.

Unutmamak gerekir ki sağlık, sahip olduğumuz en değerli hazinedir. Ona zaman ayırmadığımızda, ileride çok daha büyük bedeller ödemek zorunda kalabiliriz. Her şeye vakit bulabiliyorsak, spora da vakit bulabiliriz. Çünkü hareket etmek bir tercih değil, bir ihtiyaçtır.

Geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi koruyabilmek için oyun alanlarının sayısının artırılması kadar ailelere de büyük görevler düşmektedir.

Kısacası; mazeret çok, zaman ise az değil. Yeter ki istemeyi ve sorumluluk almayı bilelim.

Yazarın Diğer Yazıları