Abdullah Ergün

Anılarda kaldı

Abdullah Ergün

Asrın felaketinden sonra Malatya’dan ayrılmak zorunda kalanların Malatya sevgisini ve özlemini anlatan yazı ve söylemleriyürekleri parçalıyor.
1980 ihtilalinden sonra ilk göç hareketi başlamıştı. Ülkenin en karanlık yıllarının finali olan darbe sonrasında Malatya’nın yerlileri Malatya’dan ayrılmışlardı.
Depremden sonra Malatya’dan ayrılanların sayısı beklentilerin üstünde yer alınca “Geri dönüşleri ne zaman olacak?” sorusuda beraberinde geldi.
Malatya’da yeni yerleşim alanlarının imara açılmasıyla birlikte şehrin sosyo-ekonomik yapısında da değişimler yaşanmaya başladı.
Fahri Kayahan, Bostanbaşı ve Tecde’de yükselen kocaman bloklar ve bu bölgeye olan ilgi sohbet ortamlarınınana temasını oluşturuyordu.
Kanalboyu, Sivas Caddesi, Sıtmapınarı, Hastane ve Fuzuli Caddeleri bir zamanlar Malatya’nın en güzide ve tercih edilen semtleriydi. 
1960,70,80 ve 90’li yıllarda bu bölgelerde oturanlar şehrin bütün güzelliklerini doyasıyla yaşadılar.
Kernek ve Hürriyet parkına olan yakın mesafe, Sinemaların ve resmi kurumların şehrin içinde olmaları ve her şeyden önemlisi Malatya’nın yerlileri tarafından tercih edilmesi şehre ayrı bir güzellik katıyordu.
Son yıllarda Malatya dışında kurulan dev bloklar sonrasında Malatya’nın elit yerlerinde oturanlar birer birer şehir içini terk ederek yeni sitelere yerleştiler.
Oysa geldikleri bölgede hayatlarının en güzel yıllarını yaşamışlardı.
Nice mutlu ve huzurluyılların yaşandığı evlerinde gerçek komşuluğun ve yardımlaşmanın en üst seviyesini görmüşlerdi.
Komşusunun rahatsızlanması veya sevinçli günlerinde hep yanlarında olmuşlardı.
Beraber sinemalara ve pikniklere gitmek yine o yıllarda sıkça yaşanan ve doğal hale gelen güzellikler arasında yer alıyordu.
Devasa bloklara taşınanların belli bir süreden sonra geldikleri yere olan özlemleri ve yeni yerlerde yaşadıkları sıkıntılar yeni sorunlarıda beraberinde getirdi. Büyük fedakarlıklar sonrasında taşındıklarıyerlerde uyum sorunları gidermeye çalışırken yaşanan depremlerden sonra maddi ve manevi olarak yıkıldılar.
Son günlerde devasa blokların yıkımları izleyen site sakinlerinin gözyaşları her şeyi özetliyor.
Oysa yıllarca tarım alanları olan bu bölegele büyük blokların yapılmaması için mücadele eden Rahmetli Hayrettin Abacı’nın verdiği mücadelenin ne kadar yerinde olduğu görülüyor.
Gere karanlık çöktükten sonra dev binalardaki ışıkların görsel güzelliğine karşın ortaya çıkan sakın tablo bile ortamı sevimli hale getiremedi.
Sabah ve akşam saatlerinde Malatya merkezden evlerine gitmek için trafikte sıkıntı yaşadılar.
Şehrin içinde yaşanan güzellikleri bir kenara bırakıp buraları kendilerine mesken edindiler.
Çok güzel evlere sahip oldular.
Fakat geldikleri yerlerde yaşadıkları mutluluğu, samimiyeti ve her şeyden önemlisi unutulmayan anıları eski yerlerinde bırakıp yeni bir yaşama merhaba dediler.
Deprem sonrasında herşey bir anda tersine döndü. Enkaz halindeki Malatya’da şehirden ayrılan her ailenin bir hikayesivar. Hikayenin kalan bölümünüaydınlığa taşımaya çalışanlar için zorlu süreç devam ediyor.
 

Yazarın Diğer Yazıları