Vahdettin Yiğitcan

Malatya'nın Deprem Anıtı: 'Teze Camii'

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar,
Kurak geçen bir sonbaharın ardından gelen kış mevsimi hasretle beklenen kar yağışını Şubat ayına saklamıştı bu sene... 

Malatyalılar her şeyden habersiz o 5 Şubat Pazar akşamını ince ince yağan karla karşılamışlardı sıcacık evlerinde. 

Biraz hafıza arşivine göz atarsak; Malatya'nın kış geceleri masalımsı tadıyla bir başka olurdu...  

Ev yapımı damak şenlendiren sayısız kış çerezi yazdan hazırlanıp yüzde yüz pamuklu dokumadan dikilmiş bez torbalarla hıznada (kısaca 'kiler' diyelim) ve çatı katında tavana asılarak saklanırdı. 

Köpük pestili, haşhaşlı dut pestili, üzüm pestili, cevizli köpük sucuğu, kesmece, dut kurusu, ceviz içi, karakovan Karlık Balı, dut pekmezi+tahin karışımı, çeşit çeşit kuru üzümler, samana gömülmüş ayva-elma ve çeşitli armutlar, kayısı kuruları, aşı kabuk, hudayı kabuk, kayısı çekirdeği gibi şu an aklıma gelmeyen daha nice çeşitler...

Ayrıca kış gecelerinin Malatya'ya özgü bir diğer vazgeçilmezi de içi bol ceviz dolgulu yassı kadayıfımızdı. 

Bu arada mangal üzerinde kokusu odaya huzur ve mutluluk rayihası yayarak kızartılan tel kadayıfın hakkını da yemeyelim. Günümüzden 65 yıl öncesinin bizim evimizde yaşanan bir kış gecesine gidersek bugün gibi hatırlıyorum; rahmetlik dedem yatsı namazı sonrası mangal üzerinde yavaş yavaş çevire çevire tepsideki tel kadayıfın altını kızartınca tepsiyi cennet mekân rahmetlik anneme uzatır, annem de büyük bir maharele tepsiyi havada çevirip kadayıfa takla attırarak altını üstüne getirirdi ve kızartılması tamamlanan cevizli kadayıf şerbetlenerek afiyetle yenirdi. 

Ve tadına doyulmaz o samimi ve sıcacık sohbetlerin lezzeti ömrümüzün en güzel hatıraları şimdi. 

Aradan geçen paha biçilemez altın yıllar ancak "an"lık hatırlayışlarla hafıza kayıtlarımda... 

O günleri ve yılları hatırladıkça beyhude ve hoyratça harcayarak geçirdiğim günlerimin acısı burun kemiklerimi sızlatıyor...  

Günümüze tekrar dönelim.

Tıpkı o eskilerde kalmış kış gecelerinden bir kış gecesiydi Malatyalıların yaşadığı o 5 Şubat Pazar gecesi...

Benim anlattığım masalsı kış gecesi sahnesi ise, 65 yıl öncesinin Malatya'sında büyük aile ortamının sisli ve sessiz bir cansız resmiydi. 

Aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçmiş, büyük aileler ufalanmış çekirdek aileye dönüşmüşler. Kapitalizmin kurduğu tuzağa hep birlikte düşmüşüz... 

Çekirdek aileler de kendi içinde ufalanmış ve her bir kişi "birey" denilen kendi başına buyruk şahsiyetlere dönüşmüşler. 

Kış ve kar felaket ve esaret getirmediği sürece müthiş bir güzelliğin yanı sıra hayal alemine açılan en güzel bir penceredir...

2023 yılının 5 Şubat Pazar gecesi yerini. Pazartesine ince ince yağmakta olan kar emanetiyle devretti. 

Malatya Yerle Bir Oldu 

6 Şubat Pazartesi günü 04.17'de Malatya'da millet kan uykusunun en tatlı yerinde müthiş bir zelzeleyle dünya tarihinde yaşanmamış tanımsız karabasan bir kâbusa uyandılar. 

Uyandılar ancak, dehşetli bir çatırtıyla karanlıkta savrularak yakalandıkları sarsıntı dayanılır gibi değildi. Can havliyle anneler bebelerini, babalar yavrularını uyku sersemliğiyle dışarı çıkarmanın çırpınışıyla çıkış kapısına yöneldiler. Dışarı çıkabilenler çıktı dışarı çıkamayanlar ya başlarına çöken enkazın altında kaldılar ya da çok katlı binalarında mahsur kaldılar.

Ben o gece depremden an önce uyanmış karanlıkta yatağımda doğrularak oturmuş, iki elimi yanlarımda adeta dengede durabilmek için yatağa tutunmuştum ki, birden bire duruşumun sağ tarafından müthiş ve korkunç bir silkelenme şeklindeki sarsıntıyla deprem başladı. Giderek şiddetini artıran bir ivmeyle yaklaşık 90 saniye sürdü. Depremin gerçekleştiği anda içimden "Malatya yerle bir oldu" hükmü üzüntüyle geçiyordu... 

Bulunduğumuz bina 36 bağımsız bölümlü bir TOKİ yapımı 1+1 tabir edilen bir bina. Korkunç deprem üzerine panik halinde apartman sakinleri çoluk çocuk yoğun kar yağışı altında binanın önüne çıktılar. Çok geçmeden ateş yakarak etrafında toplanan apartman sakinleri sabahın olmasını beklediler. 

Ayağımdan rahatsız olduğum için dışarı çıkamadım. Ne olacaksa hayırlısı olmasını dileyerek evden dışarı çıkmadım. 

Deprem anında odamın ışıkları kapalıydı, şarjdaki telefonu çıkarıp saate baktığımda 04.19'u gösteriyordu. Hemen televizyonu açtım depreme ilişkin hiçbir bilgi geçmiyordu. Birkaç dakika sonra son dakika haberi olarak Diyarbakır merkezli çok şiddetli bir deprem oldu şeklinde alt yazı akmaya başladı... Çok geçmeden AFAD merkez üssü Pazarcık olan 7.8'lik Kahramanmaraş Depreminin 10 ilimizde etkili olduğunu söylüyordu. Oysa deprem öylesine şiddetliydi ki on ilimizde de hemen hemen aynı tahrip gücüyle şehirlerimizi yerle bir etmişti.

Yerel haber sitelerini gezindiğime Net Haber ve Malatya Haber siteleri depremi ekranlarına yansıtmışlardı. Aradan çok zaman geçmeden "malatyahaber.com" kar yağışı altında Teze Camimizin yıkıntı fotoğrafını yayınlayınca işte o an Malatya'nın yerle bir olduğunun resmi dedim, artık başka söze hacet yoktu...

Teze Cami'nin zemini hakkında isabetsiz bir seçim olduğunu daha önceleri aklıbaşında çok kişiden duymuştum. 

Bülent Korkmaz'ın "malatyahaber.com"'da  " Tam 124 (124 + 6 : 130) Yıl Önce Yıkmıştı, 'Büyük Zelzele' Malatya'yı.." 3 Mart 2017 tarihinde yayımlanan yazısında Malatya'nın bugünküne benzer kış şartlarında ve yıkım gücünde depreme maruz kaldığını yazmıştı. 

En son 24 Ocak 2020 yılında gerçekleşen 6.8 şiddetindeki Elazığ Sivrice depremi de Teze Cami'de ciddi hasara yol açmış ve güçlendirme çalışması bir yıldan fazla sürmüştü. 6 Şubat Depreminde ise yerle bir oldu...

Mehmet Zeki Dinçarslan geçtiğimiz günlerde 1 Mart Çarşamba günü Net Haber'de kaleme aldığı yazısında şöyle diyordu: 

"Depremden dolayı zarar gören her şehirde, görünür bir yerde deprem anıtlarımız olmalı. Malatya merkezindeki Yeni Cami’nin yıkıntıları oradan hiç kalkmamalı. Aklımızdan deprem fikri hiç çıkmasın diye o kalan bir duvarın önüne diri diri gömülen binlerce insanımızın isimleri tek tek yazılmalı. Bu felaketi hiç unutmayalım diye her şehrin en görünen yerinde bir yıkıntı kalmalı. Hayatlarını kaybetmiş binlerce insanımızın yaslarını ömrümüz boyunca tutalım, her bakışta yaşadığımız acıları hatırlayalım, her geçişimizde ruhlarına birer Fatiha hediye edelim diye." 

Dinçarslan'ın önerisine yürekten katılmakla beraber, Teze Camimizin plan ve projesine sadık kalmak şartıyla Malatya'nın zemini sağlam bir yerine yeniden inşa edilmesi tarihe ve kültürümüze sahip çıkmak adına büyük kadirşinaslık olur diye düşünüyorum...

Yazarın Diğer Yazıları