Nevzat Kaya

Bir Yaprakla Örtülen Heykel, Örtülemeyen Tahammülsüzlük

Nevzat Kaya

Malatya'nın meydanındaki o heykel yıllardır yerinde duruyor.

Kimisi "Cumhuriyet Anıtı" diyor, kimisi "Türk Gençliği Heykeli"...

Ama galiba bu heykelden daha ilginç olan, onun etrafında oluşan tahammülsüzlük.

Çünkü mesele artık sadece bronzdan yapılmış bir heykel değil.

Mesele, konuşma hakkı...

Heykel yapılırken Antik Yunan tarzında çıplak tasarlanan genç figürü, Malatya gibi muhafazakar bir şehirde yıllardır tartışılıyor.

Vatandaş tepki gösteriyor...

Sonra ne oluyor?

Heykelin ön tarafına bir yaprak ekleniyor.

İnsan ister istemez gülümsüyor.

Demek ki o gün çıplaklık sorun olarak görülmüş.

İyi de bugün aynı heykele ilişkin tek bir değişiklik bile yapılamayacağı söyleniyor.

"Eser tescilli, dokunulamaz."

Peki o yaprak gökten mi düştü?

Eğer o gün müdahale edilebildiyse bugün neden edilemiyor?

Edilemiyorsa o gün nasıl edildi?

Asıl cevap bekleyen soru budur.

Bir de işin diğer tarafı var.

Ön taraf kapatılmış...

Arka taraf olduğu gibi bırakılmış.

Yani yaprak öne yetmiş, arkaya yetmemiş!

Şaka bir yana, bu bile meselenin ne kadar plansız ve çelişkili yürütüldüğünü gösteriyor.

Fakat son günlerde tartışmanın asıl dikkat çekici tarafı heykel değil...

İrfan Yılmaz.

İrfan Yılmaz, yıllardır kahvehanelerde, ev sohbetlerinde, sokakta insanların kendi arasında konuştuğu bir meseleyi çıkıp kamuoyunun önünde dile getirdi.

Katılırsınız ya da katılmazsınız...

Ama bu ülkede bir vatandaşın yaşadığı şehrin meydanındaki bir eser hakkında düşüncesini açıklaması en doğal hakkıdır.

Asıl düşündürücü olan ise buna fikirle cevap vermek yerine şikayet mekanizmasını işletmek, mahkeme kapılarını işaret etmek ve insanları susturmaya çalışmaktır.

Bir düşünceyi cezalandırmaya çalışmak, özgüvenin değil, tahammülsüzlüğün göstergesidir.

Özgür toplumlarda fikirler savcılık dosyalarında değil, kamuoyunun vicdanında tartışılır.

Bir insanı sırf bir heykeli eleştirdi diye hedef göstermek, dava konusu yapmak ya da susturmaya çalışmak, ifade özgürlüğüyle bağdaşmayan yasakçı bir anlayıştır.

Çünkü bugün heykeli eleştiren susturulursa...

Yarın başka bir konuda konuşan susturulur.

Özgürlük, sadece bizim hoşumuza giden sözlerin değil, katılmadığımız sözlerin de güvence altında olmasıyla anlam kazanır.

Ben elbette İrfan Yılmaz'ın yanında duruyorum.

Çünkü o, bir şehrin meydanındaki bir sembol hakkında konuşmuştur.

Ne hakaret etmiştir ne de şiddet çağrısında bulunmuştur.

Sadece düşüncesini açıklamıştır.

Bir düşünceye katılmamak başkadır...

O düşüncenin dile getirilmesini engellemeye çalışmak bambaşkadır.

Malatya'nın büyük çoğunluğu muhafazakar bir toplumsal yapıya sahiptir.

Bu insanlar çocuklarıyla her gün o meydandan geçiyor.

Dolayısıyla kamusal alandaki bir eser hakkında estetik ve ahlaki hassasiyetlerini dile getirmeleri yadırganacak değil, dinlenmesi gereken bir taleptir.

Belki sonuçta heykel yerinde kalır...

Belki hiçbir değişiklik yapılmaz...

Ama en azından insanlar konuşabilmelidir.

Çünkü susturulan toplumlarda ortak akıl gelişmez.

Son sözüm şu:

Bir yaprakla heykelin önünü örtebilirsiniz.

Ama insanların aklındaki soruları örtemezsiniz.

Ve fikirlerden korkanlar, aslında fikirlerin gücünü en iyi bilenlerdir.

Yazarın Diğer Yazıları