Sonsuzluk İklimine Yolculuk
Nesibe Aldemir
Nazlı bir gülüşün içinde sendeliyor umudumun adımları,
Derin bir sessizlik hüküm sürüyor coğrafyamda,
İsyan, kurumuş çöl misali terk ediyor yüreğimi,
Yalnızlığın yalın kokusunu içime çekiyorum,
Baharı düşlüyorum,
Mor menekşelerin neşesinde soluklanıyorum,
Bir hayale inanmak istiyorum,
Sessizliğin gölgesinde büyüyen,
Kederin imiğinden süzülüp gelen nağmelere eşlik etmek geliyor içimden,
Hüzünlü bir akşamın koyununda mehtaba yaslanmak,
Sensiz geçen bilmem kaçıncı gecenin gelişini seyretmek,
Damla damla yağmur olmak toprağa,
Ve acılarına ortak olmak,
Yaşamak bir buğday başağının teninde,
Rüzgarların bağrında oradan oraya savrulmak,
Avuçları ısıtmak zemherilerde,
Ateş olmak,
Yanmak ve belki de küle dönmek…
Sevda’nın bağrında gül gibi açmak,
Yaşamak biraz da kaçmaktır ey can,
Seni sensizliğe terk edenlerden,
Yaşamak, yetim ve öksüz kalmaktır zamanın buğusunda,
Unutma, sokaklar gecenin ıssızlığına büründüğü vakit,
Sessizliğin sesiyle hemhal olacaksın,
Yüreğinde dem tutan çaydan içeceksin,
Koyu kızıl akşamların saçını öreceksin,
Tane tane düşecek diline sözcükler,
Dakikaların ayakları birbirine dolanmayacak,
Saniyelere göz kırpacaksın,
Saatlerin başından öpeceksin,
Ve Sonsuzluk iklimine uzanacak, yüreğinden sızanlar….