Mutsuz İnsanlar Gezegeni
Nesibe Aldemir
Dünyadaki serüvenimiz esnasında birçok durumla karşılaşır, farklı farklı hadislerle imtihan oluruz. Hayatımızın çeşitli dönemlerinde sevinç, neşe ve huzuru bulur, zaman zaman ise kalbimiz dünyaya sığmayacak kadar sıkışır kalırız hüzün, acı ve kederle.
Yaşam tıpkı kalıp ritmi gibi iniş çıkışlıdır. Yaşamak dedikleri de bu olsa gerek. Kimimiz evladının hayırsızlığından mustarip, kimimiz eşinden kan ağlıyor. Kimi hastalığıyla mücadele ederken kimi de yoksulluğun verdiği sıkıntılara göğüs geriyor. Kimimiz evladının hastalığıyla kederlenirken, kimimiz anne babasına bakım vermekten bitap düşmüş. Tüm halleri insanın üzerine giydiği bir elbise gibi düşünürsek kıyafeti olmayan kimse yok. Öyle ya bizi yoktan var eden Rabbimiz;
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.” Buyurur.(Bakara Suresi 155-157)
Yaşamın imtihanlarla dolu bir yolculuk olduğunu hatırlatan ayetleri unutuyoruz. Unuttukça da mutsuz insanlar gezegenine doğru yol alıyoruz. Bu gezenin sakinleri daima şikayet halindendirler. Şükür halinden uzakta yaşarlar. Kendilerine sunulmuş onca nimeti görmekte zorlanırlar. Bu haseple dillerinde daima şikâyet şarkıları dolanır. İşinden, evinden, eşinden, evladından, sorumluluklarından kısacası hayattan daima yakınırlar. Vardan, yoktan, azdan, çoktan her şeyden yakınan bu tayfa, mutsuz insanlar gezegeninin en kadim sakinleridir. Onlara komşu olan bir kısım insanlar da mutluluğu, neşeyi, sevinci kendine yakıştırmadığı gibi başka insanlara da yakıştırmazlar. Her şeye bir kulp takmak görevi onlarındır bu hayatta. Mutlu insan görünce rahatsız olan bu insan türleri, kanınızı emercesine hayat enerjinizi bitirmek için elinden geleni ardına koymazlar. Mutsuz insanlar gezegeninin yerlileridir bu tarzda zihin yapısına sahip olanlar. İnsanlar onlardan uzak kaçarlar çoğunlukla. Çünkü onlar sevinçleri kursakta bırakır, hevesleri kırar, umutları tüketir ve insanlara destek olmak yerine köstek olmayı tercih ederler.
Bu geniş gezegenin sakinlerinden biri de bulunduğu her ortama gerginlik götüren insanlardır. Onların yanında kendiniz olamazsınız. Kırılacak kırıldı diye parmak uçlarında yürürsünüz adeta. Gittikleri zaman göğüsünüz genişler, derin bir nefes alırsınız. Buna karşılık geldikleri zaman yine aynı daralmaları hissedersiniz. Kendi kalıplarıyla inşa ettikleri karanlık zihin hapishanelere sizi de mahkûm etmek için canla başla çalışan bu tayfa, kendilerine asla söz söyletmezler. Eleştirilmekten hoşlanmazlar. Her şeyin en iyisini yalnızca kendilerinin bildiklerine iknadırlar. Bu nedenledir ki ağzınızla kuş tutsanız da onlara kendinizi ispatlayamazsınız.
Beyhude bir çabadır, mutsuz insanlar gezegenin sakinlerine mutluluktan söz etmek. Hayatın kendisinin bir imtihan olduğunu izah etmek. Onların alıştığı o koyu perdeleri aralayıp güneşi göstermeye çalışmak… Ve olabildiğince şeffaf olduğunuz halde açıklamalar yapmak… Çünkü bu gezegene mensup insanlar, sizin kalbinizde taşıdığınız halis niyetlerden, umuttan, sabırdan, duadan, tevekkül ve tefekkürden, yaşama sevincinden, olumluyu görme yetisinden bihaberdirler. Onlar sizi güllük gülistanlık bir hayatın içinde yaşıyor zannederler. Fakat siz yaşadıklarınıza rağmen yaşamın içindeki kırıntılarla avunmayı ve şükretmeyi öğrenmişsinizdir. Bu bilgelikle yaşama sanatı, insanlara daha büyük objektiften bakmayı öğrettiği gibi mutluluğu ve mutsuzluğu tek bir nedene bağlamamak gerektiğini de öğütler. Şimdi bir kere daha düşünün; güneşin nadir doğduğu bu gezene ve bu gezegenin sakinlerine değer mi; hayatınızı, zamanınızı, bedeninizi ve dahi ruhunuzu feda etmeye… Unutmayalım ki mutluluk kişilerin gölgesinde büyüyen bir çiçek değildir vesselam…