Nesibe Aldemir

Boş Odalar

Nesibe Aldemir

İhtiyarlık, ömrün sonbaharı gibidir. Ellerin titrediği, dizlerin eskisi kadar tutmadığı bir süreçtir. İnsan yaşamının son demleri olan bu vakitlerde kalpler de daha dayanıksızdır. Daha çabuk kırılır, daha çabuk incinir insan, ömrünün sonbaharında.

Sessiz bir vedayı bağrında taşır insan, ömrünün sonbaharına erince. Hayata dair beklentileri azalır, neşesi tükenir. Hüznü büyür dağlar boyunca. Eskiden taşıdığı yükler, ağır gelmeye başlar. Evdeki kullanılmayan boş odaların sayısı artar. O oturacak yerin kalmadığı sofralarda koca boşluklar oluşur. Kaşık çatal sesleri azalır. Ve koyu bir keder boğazda düğüm olur yemekle birlikte.

Yaş aldıkça anlarız gençliğin kıymetini. Kaybettikçe farkındalığımız artar sağlığa dair. Odalar boşaldıkça evdeki o gürültünün nasıl da bir nimet olduğunu anlarız. Yaşlılık ağır külfettir insanın omuzlarında. Onu taşımakta zorlananlar kalbi olgunluğa erişememiştir. Bu nedenle etrafındaki insanlara hayatı zindan ederler. Beklentileri yüksektir buna olarak da memnuniyetsizlerdir. Şükrün, sabrın, tevekkülün ve tefekkürün dışında sürdürdükleri hayatları onlara huzur vermez. Aksine her gün bir kaosa dönüşür. Geçmişin, yaşayamadıklarının, zamanında söyleyemediklerinin acısını etrafındaki en yakın insanlardan çıkarmaya çalışırlar. Zamanın pençesinde kıvranan bedenlerine, ruhlarına aldırış etmeden dünyaya ve dünyalık olana hırsla bağlanırlar.

Şaşır kalırım böylesi koca çınarları görünce. Gölgesinde serinlemek ne mümkün. Dalları güçsüz, yaprakları ince ve kurumaya yüz tutan gövdesiyle insanı ferahlatmak yerine daraltan koca çınarlar. Belli ki hayata karşı alacaklı gibi yaşadıklarının farkında değiller. Su misali daima ileriye doğru akan zamanı da hesaba katmıyorlar. Genel itibariyle var yemez grubuna dahil olan bu çınarlar, hayırlarını yapmaktan da acizler. Gariptir ki dünyadan uzaklaşma vakti geldikçe hırsla dünyaya ve dünyalığa bağlanır insan. Duygularını yönetenler, kalbini olgunlaştıranlar ve iradesine söz geçirenler bu grubun dışında kalıyor. Onların derin ve serin gölgesinde gönlünüz mesrur oluyor. Yüzlerindeki o yaşanmışlıklara karışan tatlı tebessümlerde ruhunuz nefes alıyor. Kökü derinlerde toprağın dingin ruhunda beslenen bu koca çınarlar, eşsiz büyüklükteki dallarıyla sizi adeta kucaklıyor ve sarıyor. Yine geniş yapraklarıyla kalbinize oksijen misali temiz hava sağlıyorlar. Evindeki boş odaların farkında olan bu koca çınarlar, ölümün rüzgarına ne kadar yakın olduklarını bilirler. Bu bilgiyle yaşadıkları her güne erdem ve anlam katma çabasında olurlar. Bilgece bir hayat yaşarken geçtikleri yerlere çiçek kokusu yayarlar. Evlatlarına, torunlarına, gelinlerine, damatlarına ve ve çevresindeki diğer insanlara koyu bir gölge olurlar. Yeri geldiğinde dert ortağı yeri geldiğinde neşe kaynağı olmasını bilirler. Böylesi çınarların gölgesi insana huzur, güven ve esenlik verir.

Boş odaların boşluğunda kalbi huzursuzluğun adresi olan nice çınarlar, hem kendini kurutur hem çevresindeki ağaçları... Şimdi orta yaşlara doğru başlayan hayat yolcuğumda yeni dualar ekliyorum avuçlarıma... Rabbim yaş aldıkça kalbimi olgunlaştır, ruhuma sekinet ver, geçtiğim yerlere çiçek kokusu bırakmayı nasip et, kendimden küçüklere ve büyüklere anlayışlı olmayı ihsan eyle, bilge bir yaşamın kapılarını arala, yaşlılıkta beni insanlara eziyet olmaktan ziyade huzur verenlerden olmayı nasip et. (Amin)

Unutmayın şimdi dolu olan odalarımız bir gün boş olacak, ömrümüzün sonbaharı gelmeden ilkbaharı ve yazı içinize derince çekin. Çiçekler kurutun okuduğunuz kitapların arasında. Günü gelir ulu bir çınar ağacı olursanız kuru da olsa güller dökersiniz gölgenizde serinleyenlere vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları