Nesibe Aldemir

Kırık aynalar

Nesibe Aldemir

Üç günlük dünya hayatını gözümüzde büyüttüğümüz kadar kalbimizin bahçesini büyütseydik neler değişirdi hayatımızda hiç düşündük mü? Kırmazdık kalpleri sebepsiz yere, başkalarının hayatında dolaşmazdı gözümüz, her fırsatta gereksiz yere atağa geçmezdi dilimiz, büyük lokma yer ama büyük söz söylemezdi ağzımız, attığı adımların nereye gittiğini iyi bilirdi ayaklarımız, benliğine ayna tutardı özümüz. 

Kırıktı aynalar, kırıktı tüm zamanlar. Ve biz gelişip büyüyorduk.

Gelişimin ve değişimin diplomayla sınırlandırıldığı bir zamanda yaşıyor olmamız bazı gerçeklerin üzerini kapatmaz. Bu gerçekler insanı “insan” yapan olgulardır. Bu olgularla hayata bağlanır ve yaşarız. İçimiz onlar sayesinde çiçek açar. Özümüzde var olan güzellikler onlarla ortaya çıkar. Peki, nedir bu insanı insan yapan olgular? 

Sosyal bir varlık olan insan, çevresindeki insanların ona olan davranışlarıyla hayat bulur veya hayattan soğur. Bireyselliğin övüldüğü yalnızlığın methedildiği bütün paradigmalar hakikatten uzaktır. Hatta insanın çekildiği büyük bir tuzaktır. İnsanı düşünen, konuşan, gülen, ağlayan bir varlık olarak Yaratan Âlemlerin Rabbi, onun bu özellik ve güzellikleriyle yaşamdaki duruşunu da en açık şekilde belirtmiştir hayat rehberimiz olan Mukaddes Kitabımızda. Kapitalist dünya düzeni insanı fıtratından uzak düşürmeye zorlasa da bu tuzağın içine düşmemek için temkinli olmalıyız. 

Öyle ki bazı kişisel gelişim kitapları sen yaparsın, sen bir tanesin, sen yalnız da her şeyin üstesinden gelirsin, şöyle insanları sil at, böyle insanlardan uzak dur… Der dururlar. Bazı deyişleri bilimsel açıklamalarla desteklerler. Araya bir iki tane düşünürün sözünü de iliştirdiler mi tadından yenmez bir hal alırlar. 

Böylesine balıklama dalınan kişisel gelişim süreci insanı boğar. Olmadığı ve olamadığı bir karaktere bürünmeye çalışmak insanı ruhi bunalımların eşiğine sürükler. Bu nedenle bu tarz kitapları okurken seçkin davranmakta fayda var diye düşünüyorum. Ayrıca insan sosyal bir varlık olduğu gerçeğini unutmamalıdır. Gelişim ve değişim sürecini sosyal bir izolasyonla sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle yanımızdaki ve çevremizdeki insanlarla olan etkileşimimize önem ve değer vermeliyiz. 

Gelişi güzel tavırlarla sadece kendi penceremizden bakarak hayatı yaşamak etrafımızdaki insanları bizden uzaklaştırır. Her fırsatta birilerinin canını acıtacak cümleler kurmak, anlamsız yere çekişmelere girmek, kendi kusurunu görmeden başka insanların açığını aramak, gözünü kör eden hırsına yenik düşmek, elinde olan imkânlar nedeniyle kendini diğer insanlardan üstün görmek, kalbini merhametten soyutlamak… Hepsi elimize alamaya cesaret edemediğimiz kırık aynalarımıza yansıyan hallerimiz. Her gün biraz daha daraltıp da içinde çiçekler yetiştiremediğimiz bahçemizin çöle dönen kurak yanları…


Ne gariptir ki insan kırk aynasından kaçarak yaşar hayatı. Bu nedenledir başkalarının açığını büyütme sevdası. Bu sebepledir birilerinin yarasına tuz basma hevesi. 

“Boş sevdalar, boş hevesler boş bahçeleri büyütür” dedi meczup. Kaç kez baktık kırık aynalarımıza yansıyan sîretimize… Her gün aynaya bakıp gördüğü suretinden mi ibaret sayar insan kendini… Kırar da kalpleri hiç umursamadan… Sonra çöle dönmüş yüreği bir su sızıntısı arar. Fakat kuruttuğu çeşmelerden de habersizdir vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları