Nesibe Aldemir

Gönül Göçü

Nesibe Aldemir

Haksızlığın karşında sessiz kalmak kalbi ölüme terk etmek demektir. Ölü bir kalp ile gerçek bir hayattan söz etmek ne akla ne de kalbe sığar. 

Nerede bir kırgınlık ve soğukluk varsa orada bir sorun var demektir. Kimse durup dururken göç etmez, insandan ve coğrafyadan. Bu fiziki göçlerin yanı sıra kalbin göçü de söz konusudur. Bu da göçlerin en ağırıdır. Çünkü insan kalbiyle nefes alır. 

İnsanı nefessiz bırakmak, sürekli kalbini kırmak kalp göçünün en belirgin sebebidir. Bazen fiziki anlamda yakın olmak anlam taşımaz. Çünkü insanlar genellikle elinin altında olan kişileri tüketmekte ustadır. 

Anneler hep kendi evlatlarının dışındaki evlatları överler. Bak falan kişinin kızı annesine nasıl da düşkün, bak falan kişinin oğlu babasına nasıl saygılı… Bunlara ikinci annelerde eşlik eder. Bak falanın gelini kayınvalidesine nasıl da iyi, bak onların damadına nasıl değer veriyor eşinin ailesine… Kadınlar kocalarını, erkekler de hanımlarını başka başka örneklere boğar durur. Evlat anne babasını, gelin ve damat kayınvalidesini daha iyi görünen örneklerle kıyaslar. Sonrası hepimizi sarar ardı arkası kesilmeyen kıyaslar ve hayıflanmalar. 

Sahi insan burnun dibinde biten çiçekleri neden görmez?  Neden gözleri daima gösterişli ama kokusunu yitirmiş büyük gülleri arar? Çıktığı bu arayışta yitirdiği mis kokulu menekşeleri hiç mi hesaba katmaz. Öyle ya onların ne rengiyle hemhal olur ne de kokusuyla. Çoğu vakit suyunu ihmal eder, ilgisini keser. Nasıl olsa yanımdalar nasıl olsa benimler gibisinden düşüncelere kapılarak dışarı yansıyan iyiliğini ve güzelliğini aile efradına yansıtmazlar. 

Aile fertlerine yansımayan iyi haller ve güzel davranışlar insanları mutsuzluğa sevk eder. Anlayıştan yoksun, empati yapmayan, merhametten bihaber süren ilişkilerin ayağı sürekli topallar. Bu nedenle hayat yolu eziyet verir insana. Tüm bunlara karşı sessiz kalmak ise insanın kalp ile bağını koparmasına neden olur. Bu nedenle insan önce yakın çevresindeki güzellikleri görmeli ve duymalı diye düşünüyorum. İyi ve güzel davranmaya onlardan başlamalı. Aksini düşünmek haksızlık olur. Fakat ne yazık ki bilerek veya bilmeyerek birbirimizin hakkına girmekten geri durmuyoruz. Bu haksızlıkların karşında durmayı da bilmiyoruz. El alem ne der putunu kırmaktan çekindiğimiz için de susmayı ve sessizliği tercih ediyor olmamız payımıza düşen gerçekleri gölgelemeye yetmiyor. 

Göz ardı ettiğimiz bazı acı gerçekler bize açık ve net gösteriyor ki kimse kimse için vazgeçilmez değildir. İnsanları bir arada tutan ve birbirlerine bağlayan tek bağ gönül bağıdır. Bu bağı kuvvetlendirmeden en yakınlarımıza haksızlık ederek huzur ve mutluluk hülyalarına dalmamız boşunadır vesselam. 

Yazarın Diğer Yazıları