Nesibe Aldemir

Geçmiş geçmiş mi?

Nesibe Aldemir

Mazi içinde taşıdığı kırıntıları bugüne savurup durur kimileyin. Sevinçlerin orta yerinden vurur, anı ve zamanı parçalar da insanı geçmişe savurur. Bu savrulmalar insanı mutsuz eder ve andan koparır. Ve dahi geçmişte yaşamaya sevk eder. Geçmiş derin, cansız ve bulanık sularında yaşayanlar, soludukları temiz havanın, bugünün ve canlı zamanın(anın) dakikalarından kopmaktadırlar.

Zaman izler bırakarak ilerleyen vasıtadır. İnsanoğlu her günü bir öğreti niteliğinde görüp yaşamayı şiar edinemez ise geçmişin çöplüğünde oradan oraya savrulur durur. Fakat bu öyle kolay bir iş değildir. Dille kalemle izahı kolay olsa da "geçmişi geçmiş" olarak saymak ve görmek insanın hayli zorlandığı meselelerden biridir. Çünkü yetiştiğimiz çevre sürekli olumsuzu çağırmayı, yaşadığımız ne kadar yürek ağrısı varsa onu her daim ortaya dökmeyi marifet nazarıyla görmeyi öğretti bize. Bunun marifet olmadığını anladığımız gün geçmişin bizi sıkıştıran ve daraltan kelepçelerinden biraz olsun kurtulmaya başlayacağız. Bize yapılan haksızlıkları anlattıkça hakkımız bize geri verilmeyecek. Bize yapılan zulmü dilimize destan yapsak da zalime zalim olduğunu anlatamayacağız. Ve ne kadar çırpınırsak çırpınalım; "İnsanlar bizi anlamak istedikleri kadar anlayacaklar."

Zamanın ve geçmişin izlerini bir anda silip atmak elbette ki mümkün değildir. Zaten o izlerin kalmasıdır insanı değerli, onurlu ve eşref kılan. Ve o izlerle bugünde  yaşamasını bilene insan denir evvelâ. İnsan yaralarıyla insandır, insan acısıyla ve hüznüyle insandır. İnsan geçmişiyle insandır. Ve insan, yüreğine geçmişte açılan yaraların üzerine çiçekler ekip büyüttüğü kadar insandır.

Unutmak kolay olmuyor zihnimizin derinlerine işlenen bazı hatıraları. Özellikle de baştan aşağı haksızlık kokanları. Ve bir türlü hazmedemiyor kalbimiz yaşadıklarını. Kedere boğuyor çoğu zaman kendini. Ve çekiyor elini eteğini dünyadan. Derin hülyalarda dünyayı anlamlandırma çabası içine giriyor. İnsanların dışarıya verdikleri parlak imajları, dini bütün yaşıyor hallerini, kendini öven tutumlarını gördükçe bir adım daha içeriye çekiyor kendini. Ve sığınıyor büyüttüğü hüzün kokan rengârenk çiçeklere.

Bile bile kırıp dökmekten daha kötüsü ne olabilir bu dünyada. Cinayetler, katliamlar, savaşlar, lanet okuduğumuz çocuk istismarları... Diye bir sürü madde sayarız hepimiz. Kendi devirdiğimiz çamları hesaba katmadan. Bir insanın hayatını nasıl altüst ettiğimizi düşünmeden, verdiğimiz ruhsal tahribatları yok sayarak ne de güzel yaşıyoruz. Girdiğimiz kul haklarından habersiz. Yaptığımız eziyetlere kılıf uydurarak dışarıyla verdiğimiz en parlak imajla kendimizi bukalemun gibi kamufle ediyoruz. Böylece insanların hatta en yakınlarımızı geçmişte yaşamaya mahkûm ediyoruz. Açtığımız yaralar, kırdığımız kalpler ve bıraktığımız onca izlerden sonra yetmezmiş gibi sürekli beklenti içine giriyoruz. İşte burada işin son noktası oluyor. Geçmişin karanlığında yaşamasını layık gördüğümüz insanlardan sevgi, saygı, ilgi, alaka ve incelikler bekliyoruz.

Bu beklentiler içinde hızlıca akıp gidiyor ömür. Kimimiz geçmişin karanlık sayfalarında yaşıyor, kimimiz bugünde olmanın bilincini taşıyor ve yaşıyor. Kimisi de etrafına verdiği zararla enaniyetini besliyor.

İnsan, her şeye rağmen güneşi görünce aydınlatmalı bilincini kuşatan karanlığı. O nasıl ki kendini her gün karanlığa teslim eden gökyüzüne darılmadan her yeni gün doğmaya devam ediyorsa bizler de her gün yeniden doğmaya gayret etmeliyiz. Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle hüznüyle bu hayat bizim hayatımız. Yaşananları bugünümüzü aydınlatan bir ışık olarak görmeliyiz. O ışığın altında hayatı daha iyi okumalı ve yaşamalıyız. Ve bu yolda insanlara bıraktığımız izlerin hesabını iyi yapmayız. Aksi halde bir canı daha geçmişin kör ve karanlık kuyularına atmanın günahını nesilden nesile miras bırakacağız. Vesselâm.

Yorumlar 1
Fahrettin 08 Aralık 2022 11:37

ne olursa olsun hergun bır güneş gibi dogmaya garet etmelıyiz baldızın dedıgi gibi insanlar sana baktıkları zaman bir işik gormeliler karanlık degil ama malesef cevre karanlıklar icinde

Yazarın Diğer Yazıları