Eylül Gibi
Nesibe Aldemir
Sonbahara atılan ilk adımdır eylül. Sıcağı yakmayan, soğuğu incitmeyen bir aydır. Aydan da öte nazlı gülüştür. Gülüşüyle yaza vedayı taşır gönüllere. Ve dahi anne kucağının rahatlığını sunar insana. Yazın kavrulmuş sıcağından daralan nefesi açar. Burcu burcu kokusunu içine çekenlere ferahlık verir eylül.
Kışa yolculuğun başlangıç noktası olsa da tazeler yüreği kemale doğru. Kurutmalık sebze meyvelerle süslenir balkonlar. Kırmızı, siyah, yeşil, sarı… Yazın her rengini balkonunda kurutur ve kışa taşır anneler. Güneşle anlaşma yapar gibi adeta beraber doğarlar her yeni güne. Çalışkan, gayretli ve evini idare etme konusunda karınca misali çalışır Anadolu kadını.
Şaire ilham kaynağı olan eylül ayı Anadolu kadınına kışa hazırlık ayı olur. Patlıcanın siyahında kararır aydınlık yüreğin yıpranmış elleri. Ve değer katarken kadın evine, hesaba katmaz yıpranmışlığını. Şiir gibi akıcı hayatının içinde yorulur, incinir ve yine de bırakmaz gayretini elinden. Şifa olur bedene ve ruha, anaların elinden sofraya uzanan her nimet. Gönülden hazırlanan rengârenk kurutmalıklar güneşin bağrında kurur. Ve onun lezzetini de alır özüne.
Hafif serin esen rüzgârı değdikçe tenine düşünür insan, hangi yüreğe ne kadar ferahlık verdiğini ve hangi yürekten ne kadar ferahlık duyduğunu? Eylül gibi… Rahatsız etmeyen ılık sıcaklığı ve naifçe esen rüzgârı gibi.
Eylül gibi bir ömür yaşamak ne denli hayaldir gönüllerde? Yazları kışa çevirenler reva mıdır üç günlük ömrümüze? Gelin biraz düşünelim dostlar hangi mevsimiz ya da hangi ayız? Geçerken bu dünyadan hangi mevsimi yaşayıp yaşatıyoruz etrafımıza? Manevi güzelliklerin lezzetine ne kadar varıyoruz? Biraz olsa da serinlik veriyor muyuz etrafımıza? Yoksa hep hoyrat mı esiyor rüzgârımız?
Ne kaybeder insan biraz tebessümle? Veya neler kazanır dilinden dökülen tatlı bir sözle? Kaybetmenin ve kazanmanın hesabını yapmadan duruca ve doluca yaşamak çok mu zor? Değer vermek, değer görmek… Allah için sevmek ve sevilmek… Böylesi hayat eylül tadında bir g/iz bırakır insan ruhunda. Ve dahi çetin geçen kışları kolay eyler. İmtihanlar kolaylaşır, yükler hafifler. Maddeden manaya geçiş süreci başlar. Dünyalar ve dünyalıklar sorgulanır. Ve açılır kapalı kapılar. Çünkü eylül yaprağın toprakla vuslatında ilk adımdır.
Renklerin yeşilden sarıya ve turuncuya dönüştüğü, tefekkürün koyulaşıp kalpte dem tuttuğu mevsimdir sonbahar. Onun ilk ayak sesleri gönlümüzde yankılanırken eylül gibi bir hayatı yaşamanın bize kazandıracağı çiçeklerin izinde yürümek duasıyla vesselam.